Site içi arama :
Gündem Üstü
Haftanın Anketi
ETKİSİ SÜREGELEN BİR KAYNAK: KÜRTÇE KLAMLAR
Email:

Klam ve her tür müzik, masal, geçmişe ait söylenceler, destan, hikåye, fıkra ve bilumum Kürt folklörü; masal anlatıcıları ve musiki icracıları sayesinde kaybolmayıp edebi alanda canlılıklarını korudular.

Süleyman Çevik
Tercüme: Sait Alioğlu


   Klam ve her tür müzik, masal, geçmişe ait söylenceler, destan, hikåye, fıkra ve bilumum Kürt folklörü; masal anlatıcıları ve musiki icracıları sayesinde kaybolmayıp edebi alanda canlılıklarını korudular. Bize göre o kişilerin yapıp ettikleri kadarıyla, başka bir sözlü edebiyatta o kadar klam –türkü- Kürt dilindeki kadar korunma ve günümüze kadar gelebilme imkånı bulamamıştır. Elbette insanlar o klamların manasını onun icra edilişinden anlayıp ortaya koyabilirlerdi.

   İnsan klasik Kürt müziği ile ilgilenirken, dinlerken o müzik ile iştigal ederken Kürtlerin hayatında önemli yer tutan olaylara da vakıf olur. Bedirhaniler’in, Hakkåri mirlerinin mücadelesi ile Şeyh Mahmud Berzenci, Simko, Şeyh Said, Seyyid Rıza ve Molla Mustafa Barzanilerin başkaldırısı Kürtçe klamlarda önemli bir yer tutar. Kürt aşiretleri hem kendi hakimiyyetlerini başka aşiretler arasında tesis edip yerleştirirken, hem de düşmana karşı çıkarlarken verdikleri mücadele klamlara konu olabilmiştir. Bu klamlar konuları açısından “yeni ve eski” zamanlarda Kürtlerin yaşamında bir çeşit yer tutarken efsane ve destanlarla bugüne kadar gelebilmişlerdir. O klamların konusu alabildiğince bir hayli geniştir. İnsanları; beylerin, ağaların, aşiretlerin, feodalizmin ve yoksulluk ile zenginlik olgusu hakkında bilgilendiriyor ve haber veriyorlar… Bunlar Memé Alan masalı gibi Siyabend u Xecé, Evdalé Zeyniké, Kerr u kulik, Dimdim vs. hem tarih ve hem edebiyattırlar! O klamlar birbirlerine zıt olarak duran “hak ve haksızlık, olmak ve olmamak, özgürlük ve kölelik” gibi konularda bizleri bilgilendiriyor ve kulak kabartmamızı sağlıyorlar. Bilindiği üzere ‘aşk, sevgi ve hasret’  unsuru edebiyatta önemli bir yer tutar. Saydığımız bu konular Kürt edebiyatında da önemli bir yer tutmaktadır haddizatında!

   Masal ve her tür Kürt folklörü İslam öncesi ve İslam sonrası dönemde biz Müslümanlar açısından sahip çıkılacak gibi değildi, ne yazık ki! Bizler eğer Müslüman isek her konuda olduğu gibi bu konuda da İslami çerçeveden hareket etme zorunluluğumuz var!

   Klam gözyaşıdır, elemdir, kederdir Kürtlerin yüzlerce yıldır süre gelen kahırlarında ve söylemlerinde…  Keyf ve şenlik Kürtçe klamlarda  önemli bir yer tutmamaktadır. Sonra ise Keyf ve şenlik Kürtlerin bir türlü nasibi olmamıştır. Ki, olmadığı gibi bir daha dah,l edilmemiştir. Her dönem fakirlik, perişanlık, aşk, sevgi ve hasret, mertlik ve kahramanlık Kürtçe klamlarda hayli önemli yer tutmaya başlamıştır!

   Buna bağlı olarak edebiyatta insan yaşamında iki şekilde yer tutar; Bir; sözlü edebiyat, yani dilden dile aktarıla gelen edebiyat, diğeri ise yazılı edebiyat. Biz biliyoruz ki Kürtler daha çok sözlü edebiyatı tercih etmekte. Bu tercihin muhatap kitle açısından yüzlerce ve hatta binlerce sebebi vardır elbet!

   Dil, Kürt kültürü, tarihi ve Kürt siyaseti üzerine yapılmak istenen araştırma ve uğraşılar zorluk çıkarılarak yasaklanmıştır. Araştırma ve uğraşıların yanında Kürt aydınlarına engeller çıkarılmış, adeta elleri ve ayakları bağlanmış bulunmaktadırlar… Kürtler bir devlete sahip olamadıklarındandır ki var olan dilleri kendileri için yazı dili haline gelememiştir. Buna bağlı olarak bölgesel bazda yapıla gelen bazı mevzi çalışmaların, yasaklar yüzünden pek ileriye gidemediğini, ilerleme kaydedemediğini görebiliriz. Devlet dil için resmi olanaklar hazırlar, temel oluşturur. Dil ve edebiyat üzerine çalışan, çabalayan insanlarda o olanaklardan yararlanır ve var olan o temeller esas alınarak eserler vücuda getirilir…

 

   İyi biliyoruz ki insanlar birbirlerinden belki de bir daha yakınlaşmamak üzere ayrı kaldıklarında dilleri de birbirlerinden ayrılır ve aralarında devasa farklar oluşur.  Ör. Binlerce yıl önce aynı kökten türemiş çok az dil var iken Ademoğlu’nun türlü vesilelerle dünyanın çeşitli bölgelerine olan göçleriyle birlikte birer iletişim aracı olarak kullana geldikleri dilleri hem sayıca çoğaldı ve hem de birbirlerinden çok farklılaştı.

   Bildiğimiz gibi Türkler bin yıl önce Orta Asya’dan Anadolu’ya göç ettiler. O zamanki dilleri günümüz Türkiyesi’nde konuşulan dil ile aynı dil değildi. Dedeleri bin yıl önce şimdikinden farklı bir dil kullanır iken torunları ise bugün o zaman konuşulan dili anlayamıyorlar. Türkiye’den Orta Asya ülkelerine giden resmi yetkililer yanlarında birbirleriyle anlaşabilmek ve iletişim kurabilmek için tercüman götürmek zorunda kalıyorlar. Türkiye’de radyo, televizyon, basın yayın organları, medyal araçların,                                   kitap ve dergi yayınının, eğitim ve öğretimin pek yaygın olmadığı dönemlerde onlar bile kendi aralarında mütekåmilen bir anlaşma dilini henüz oluşturamamışlardı. Daha sonra dil açısından olanaklara kavuştuklarında ise İstanbul Türkçesi vasıtasıyla birbirlerine yakınlaştılar ve bir anlaşma dili oluşturdular… 

   Bugün yeryüzünde bulunan kavimlerin birbirlerinden uzakta olmaların ve ayrıca ayrı yaşamalarının iletişim araçları sayesinde bir yakınlığa dönüşmesi görebilmekteyiz. Bugün bir Kürt tv kanalı olsa[1] ve o kanalın yayını dünya üzerinde ne kadar Kürt varsa, lehçelerin birliği yoluyla bir müddet sonra yakınlaşma sağlayarak birlik oluşturabilirler.

   Kürtlerin eline çeşitli sayıda imkån geçmediğindendir ki, herhangi bir Kürtçe lehçe temel alınmamış ve dilde ilerleme ne yazık ki bir türlü sağlanamamıştır. Sadece klasik klamlar  Kürdistan’da Kurmançlar arasında bir tarz olarak bilindiğinden ve söylendiğindendir halkımızın birbirine yakınlaşmasını sağlayabilmiştir. Biz bu tarz yakınlaşmalarda klamların büyük bir ağırlığı ve etkisi olduğunu düşünüyoruz. İşte Kürtler bundan sonra edebiyatta bir hayli yol aldılar, ilerlediler.

   Zazaca ile Kurmanci lehçeleri arasında az da olsa ciddi bir yakınlık oluşmamıştır. Neden? Dil birliği oluşsa insanlar birlikte yaşarlar, kitle iletişim araçları sayesinde birbirlerinden haberleri olur, görüşürler, birbirlerinin seslerini duyarlar, aynı gazete, dergi ve kitapları okurlar. Bakıyoruz ki Kürtler kültürel imkånlardan yeterince yararlanamamaktadırlar. Yalnızca Kurmançlar klamlara kulak vermişler ve ayrıca sınırlı da olsa onları yazıya dökebilmişlerdir.  Zazalar onu da yapmadıklarından Kurmançlarla aralarında kalıcı bir yakınlık tesis edememişlerdir. Ör4neğin Siverek Zazaları Dersim –Tunceli- Zazalarını hemen, hemen hiç anlayamamaktadırlar.

   Klamlar sayesinde hem Kurmançların dili bir dereceye kadar birbirlerine yakınlaşmış, hem de dengbéjler tarafından bugüne kadar koruma altına alınmışlardır. İşte ondan dolayı o kültür bu kendine özgü durumundan dolayı yerli, yerinde durmaktadır.

   Yazılı Kürt edebiyatında ağırlığı şiir olmak üzere birçok eser yayımlanmıştır. Ki buna rağmen sözlü edebiyat daha ilerdedir.  İnsanlık tarihinde sözlü edebiyat yazılı edebiyattan daha eskidir. Birde yazılı Kürt edebiyatı hem daha yeni, hem de yayımlanan eserler elyazması olup matbaa ortamlarında basılmamışlar, medreselerde ve evlerde gizli, saklı kalmış olup, halk katmanlarına ulaşma imkånından mahrum olmuşlardır. Bizler Kürdistan’ın her bölgesine bir göz attığımızda Kurmançlar sayıca az olsalar da dilleri aracılığıyla birbirlerini anlayabiliyorlar. Eğer Serhad, Botan, Tori ve Xerzan halkı birbirlerini anlayabiliyorlarsa bunun her zaman klasik klamlar sayesinde olduğunu söyleyebiliri. Bundan birkaç yıl öncesine kadar[2] klasik Kürtçe klamlar bayağı oranda dinleniyordu. O klamlar bugünde Kürt radyo ve tv kanallarında yayınlanmakta, dinlenilmekte ve öğrenilmektedir.

   M.Arifé Cızıri, Hesen Cızrevi, Meryemxan, Aramé Tigran, Qrembeté Xaço; İsa Berwari, Teha Tahsin, Seid Gabari, Ayşe Şan, Şıvan Perwer, Kaus Axa,  Mihemed Şéxo vb. dengbéjler her daim Kürtlerin sesi ve soluğu olmuşlardır. Şimdi bile dengbéjlerin birçoğu Kürtler arasında pek tanınmamaktadır. Bunların bir kısmı halen yaşamakta olup, bir kısmı ise ahirete intikal etmişlerdir. –Allah amellerine göre rahmet eylesin-  Tanınan, bilinen o denbéjler arada, sırada Bağdat ve Erivan radyolarından yapılan yayınlar sonucunda arada bir oluşan parazitler sonucunda köylerde, şehirlerde, ya da Kürdistan’ın dağlarında hayvan otlatan çobanlara misafir olabilmektedirler…

   O sesler bazen köy odalarında toplananların kulak kabarttığı plaklar vasıtasıyla dinlenir; hasret, aşk, kahır ve iç çekişlerle sürüp giderdi. Günümüzde artık durumlar değişmiş, o paha biçilmez klasikler pek kalmadı ki bizlere misafir olabilsin! O güzelim klamlar günümüze kadar ulaşabildiklerindendir ki, bir çok kişinin dikkatini çekebilmektedir.

   Artık o aheste,  aheste yani yavaştan yavaştan duyulan sesler ve aynı zamanda da Kürt milli kültürünün pınarı, kaynağı olan o eserler yerini sloganik ve bir hayli politik klamlara terk etmiş bulunmaktadır. O Kürtçe klamlar kültürümüzün ışığı, sanatı ve dili olduğundan beri Kürdistan’ı dört bir yandan kucaklamakta olup ve bildik, duyduk bir ses olarak kahır ve kederle birlikte yüreğimizde yer etmeyi sürdürmektedir.

[1] O dönem Türkiye şartlarında Kürtçe olarak yayın yapan bir televizyon ve radyo kanalı yoktu.

 

[2] O dönem başta Kuzey Irak(Güney Kürdistan) olmak üzere Avrupa’nın birçok ülkesinde Kürt kitlelere yönelik olarak yayın yapan kanallar vardı. Ama o dönemin Türkiye şartlarında bu yayınların ekserisi ‘bölücülük yapılıyor!’ saikiyle genel anlamda izlenme imkånına sahip değildi. Ama bugün bu az da olsa aşılmış durumda.

 

[i] Süleyman Çevik, İslamcı yazar, Nubihar Dergisi editörü

[ii] Sait Alioğlu, internet ortamında Türk milliyetçiliği, Alevilik, Kürt sorunu, Kürt kimliği ve çeşitligibi konularda bazı yazıları yayımlanmış olup yazıları dosya ortamında durmaktadır. Bunun yanında şiirle de uğraşımını  sürdürmektedir.

12.11.2010

Bu makale 2447 kez okundu...

Yorumlar Toplam Yorum Yapılmış
    Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış
Günün Yazısı

Günün Yazısını okumak için tıklayınız...

Bugünkü Gazete Manşetleri
İKTİBASLAR
Link Bankası