Site içi arama :
Gündem Üstü
Haftanın Anketi
Ramazan Aslan
KALPLERİN ÖLÜMLE DİRİLİŞİ
Email: hacihisim44@mynet.com



 De ki: «Hiç tartışmasız sizin kendisinden kaçmakta bulunduğunuz ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp-buluşacaktır. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen (Allah’a) döndürüleceksiniz; O da size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.»  (62 /Cuma,8)   

 

  Bu çağın insanı farkında olmadan kendi elleriyle oluşturduğu ve çırpındıkça kendisini içerisine çeken bataklıklarla boğuşmaktadır. Birbirleriyle çırpınmakta yarışan, bunu da büyük bir gurur vesilesi yapan çağımız insanını artık hiçbir şey tatmin etmemektedir. Dallanarak birbiri içerisine girmiş, karmaşık, uyumsuz, belli bir amaç gütmeyen, basit ve değersiz bilgi kırıntılarıyla yönünü belirleyip daireler çizen günümüz insanı, büyük bir kaosun eşiğindedir.

   Dünya ve ahiret bütünlüğünü parçalayarak dünyalık zevk-ü sefaya dalan insanlık, ölümden nefret eder bir hale gelmiş, yaban eşeğinin aslandan kaçtığı gibi ondan kaçmanın yollarını arar hale gelmiştir. Kendilerini oluşturdukları yapay cennetlerinin geçiciliğini hatırlatan tüm göstergelerin yaşam sürecindeki izlerini silmeye çalışıp rahatlamak isteyen insanlık, bunun içerisinde daha da bir boğulmuştur.  

   Bugünün insanına söyleyecek sözü, sunacak bir yaşam tarzı olan tevhidi Müslümanların düştükleri rehavet ve atalet çukuru ise başlı başına bir problem olarak başka bir biçimde karşımızda durmaktadır. Kalpleri dünyalıklarla dolan Müslümanlar, bunların ağırlıklarıyla hareket edemez bir halde yorgun ve bitkin olarak köşelerine çekilmek durumunda kalmışlardır. Kalplerini değersiz dünyalıklarla meşgul ettiklerinden, sözleri kendi nefislerinde etkisini yitirmiş, diğer insanlar üzerinde tesir etmez, işlev görmez bir hal almış durumdadır.

  Hayatın gerçeği olan ölüm er ya da geç insanı bu dünyalıklardan ayıracaktır. Dünyalıklarla kaynaşması ve dünya hayatına ilgileri az olanların ayrılması o oranda kolay ve rahat olacakken, bağlantısı güçlü ve derinden olanların ayrılması zor ve acısı da o oranda büyük olacaktır.

   Akıllı insanı ölümü çokça düşünüp ve onun için en fazla hazırlık yapan olarak niteleyen Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimiz, böyle yapanın dünyanın şerefiyle, Ahiretin yüceliğini beraberce kazanacağını ifade eder. Tek dünyalı yaşayanlar ile çift dünyalı yaşayanlar arasındaki büyük farkta burada belirginleşmektedir. Bir tarafta ahiretten nasibini yitirmiş, sadece dünyalıklarla oyalanan gaflet ehli durmakta, beri yanda ise hem dünyada hem de ahirette birçok güzel nimetlere gark olmuş iman ehli bulunmaktadır. Sevgilerini yalnızca bu dünyadaki geçici nimetlere bağlayanların yararlanmışlıkları da dolayısıyla geçici olacaktır. Fakat Allah’ın (c.c) sevgisini her şeyden fazla tutanların karşılığı Allah’ın (c.c) rızası ve ebedi mutluluklar yurdu cennetler olacaktır. Saflar net olup, sonuçlarına katlanmak üzere tercih her insanın özgür iradesine bırakılmaktadır.

   Allah (c.c) lütfu gereği nice ayetleri var edip, insanların bunlar üzerinde düşünüp dersler çıkarmalarını istemektedir. Ölümde Allah’ın (c.c) büyük ayetlerinden bir tanesidir. İnsanların kendilerinden önce yaşayanların ölüp toprak altına girmeleri, o güzel bedenlerinin toprak altında çürüyüp kokuşmaları, ailelerinin dul çocuklarının yetim kalmaları, mallarının ortada sahipsiz durmaları, bağ ve bahçelerinin bakımsızlıktan kurumaları, oturdukları sofralarda yerlerinin boşalmaları, arkadaş ve dostlarının neşeli sohbetler içerisinde onu unutmaları düşünenler için nice ibretler taşımaktadır.

   Böylesi ayetler üzerinde tefekkür edenler; gaflet içerisinde çırpınıp koşuşturdukları dünyalıkların kendilerini bir yere taşımayacağını, güç ve kuvvetlerinin son bulacağını, güzelliklerinin solacağını, etrafındaki tüm kalabalıkların kaybolup bir başına kalacağını, makam, mevki, diplomanın geçersiz olacağını, ölüm meleğinin nasıl karşılayacağını, kabir hayatını, hesap zamanını, zorlu sırat köprüsünü, cenneti, cehennemi inceden inceye düşünürler. Kendilerini onların yerlerine koyup hatalarının farkına varırlar. Böylece hassasiyetini yitirmiş, maraza tutulmuş kalpleri bir nebze de olsa sağlığına kavuşur. Zamanla marazdan eser kalmaz, ölümle kalpleri yeniden hayat bulmuş olur.

    Artık emelleri ecellerinin ötesinde olmaz. Her işlerinde ecellerini hesaba katarak, titizlikle o güne hazırlık yaparlar. Yaptıkları ibadetlerde son ibadetleriymiş gibi huşu bulurlar. Boş ve gereksiz sözlerden yüz çevirirler. Mallarını Allah (c.c) yolunda harcamaktan çekinmez, muhtaç olanlarla paylaşmaktan mutluluk duyarlar. İffetlerini en güzel bir şekilde korurlar. Bunun ötesine geçerek sınırları aşmaktan çekinirler. Emanetlerini ve ahitlerini olabildiğince yerine getirmeye çalışırlar. Dinin direği olan namazlarını ayakta tutarak muhafaza ederler. Allah’ın (c.c) rızası ve Firdevs cennetlerine büyük bir istekle talip olurlar. Bu uğruda canlarını vermekten bir an bile geri durmazlar.  Böylece dünyalık sıkıntılar, darlıklar, korkular, acılar onları yıldırmaz, kalpleri genişler, yükleri hiç ummadığı bir şekilde hafifler. Cennetler artık yüreklerde taşınır, zindanları halvet, sürgünleri hicret, ölümleri ise şehadetle taçlanır…

   Herkesin öleceği, kabirlere konulup üzerlerine toprakların saçılacağı, gönüllerdekilerin derleneceği, insanların şaşkın kelebekler gibi olacağı, dağların atılmış yünler gibi uçuşacağı, amellerin tartılıp, tartıları ağır gelenlerin hoşnut olacakları bir hayat bulacakları, tartılarının hafif gelenlerin ise büyük pişmanlıklar içerisinde dayanılmaz ateşlere sürüleceği gün gelmeden önce, insanları aldatan dünya hayatına karşı uyanık olup ölüm ve ötesini sürekli olarak gündemde tutmak gerekmektedir. Allah’a (c.c) kâmil bir iman ve salih amellerle gidebilme azminde olup, bunun için gereken fedakârlıklardan kaçınmayıp hayat sürecini olabildiğince verimli ve bereketli bir hale getirmek, aklını kullananlar için en kârlı yoldur.

20.11.2014

Bu makale 786 kez okundu...

Yorumlar Toplam Yorum Yapılmış
    Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış
Günün Yazısı

Günün Yazısını okumak için tıklayınız...

Bugünkü Gazete Manşetleri
İKTİBASLAR
Link Bankası