Site içi arama :
Haftanın Anketi
Yeni bir dünya kuralım
Email:



Gelin dünyanın her yerinde yayılmış olan zulme ve kargaşaya son verelim. İnsanin insana tahakkümünü kökünden kazıyalım. Beşeriyetin gerçek yerini tekrar alacağı, insanların şerefle, özgürce, adalet ve kardeşlik içinde yasayabileceği Kur’an’ın gösterdiği çizgi üzerinde, yeni bir dünya kuralım… (Seyyid Ebu’l A’la Mevdudi)

 

Derinleşmek… Verilen söz uğrunda,  kâinatı tasavvurda, hayatın içine yan yollardan girecek sıkıntılarda derinleşmek… Eylemde derinleşmek... Bu yol yalnızlığın yoluysa, bu yol sabrın yoluysa, bu yol cesaretin yoluysa, bu yol azmin yoluysa, bu yol aşkın yoluysa, O zaman yalnızlığı, sabrı, cesareti, azmi ve aşkı yudum yudum içmeli... Yüreğimize ince ince işlemeli... Umutsuzluk çok uzak olmalı, Zira, “Allah’tan kâfirler umut keserler...” Umutsuz isen çalışmıyorsun demektir, umutlu olanlara bak hep çalışıyorlardır. Bir daha yeminimizi yinelemeliyiz.

 

"Ey Örtüye Bürünerek Yatan Kişi, Kalk..."

O ilahi kelam bunu emrediyordu. "Ey örtüye bürünerek yatan kişi, kalk..." Bu, yüceler yücesi Allah’ın, semalardan gelen kurtuluş reçetesi olan vahyin çağrısıydı. Ancak dünyaları yakıp yıkan bu hain zulüm bu komutlarla sona erebilirdi. Kurtuluşa ermek isteyen; ancak bu çağrıyı hak edip, yine hak ettiği şekilde bir görev niteliğinde yerine getirerek huzur bulabilirdi. O sebeple kalk, seni bekleyen büyük görev ve kutsal dava için, senin tarafından sırtlanmak üzere hazırlanan ağır yükün altına girmek için ayağa kalk. Senin bu uğurda koşman çalışman, yorulman, sıkıntı çekmen gerek belki… Başına gelebilecek eziyetlere katlanman için ayağa kalk. Kalk, uyku ve istirahat zamanı geride kaldı çünkü. 

 

“Ey Hatice, Uyku Zamanı Geride Kaldı"

Bu hitaba kulak verenler fedakarlığı baştan gönül hoşnutluğuyla kabul etmişler demektir. Fedakarlık biliyoruz ki, kişi kendinden vazgeçmek istemeyeceği bir şeyini adamasıyla olacaktır. Kendisi için yaşayan kimse, bir ihtimal huzur içinde yaşayabilir ama küçük olarak yaşar ve küçük olarak ölür. Böylesine ağır bir yükü sırtlanan büyük adama gelince uyku, rahatlık, ılık yatak, sakin hayat ve gönül okşayan konfor onun neyine! Peygamberimiz işin iç yüzünü anlamış, gerçeği fark etmişti. Bu yüzden eşi Hatice`nin heyecanını yatıştırması ve uyuması yolundaki önerisine "Ey Hatice, uyku zamanı geride kaldı" diye karşılık verdi. Bu kutlu yola da ancak bu yakışırdı. Evet, uyku dönemi bir daha geri gelmemek üzere gerçekten geçmişti. O günden itibaren Peygamberimizi sadece uykusuz geceler, yorgunluklar, uzun ve zorluklarla dolu bir mücadele görevi bekliyordu.

 

İlahi vahyin bu komutu, “Peygamberimizi sakin evinin, ılık yuvasının yumuşak yatağından çekip çıkararak coşkun ve kurşun gibi ağır dalgalarının ortasına, vicdanlardaki ve pratik hayattaki çekici ve itici boğuşmaların arasına atan büyük ve ürpertici bir buyruktur (Seyyid Kutub Fi’zilâl).” İnsan bu emir doğrultusunda kendi payına düşeni yapmak için çeşit çeşit yöntemler uygulamak durumundadır. Bunlardan biri de ahretin dehşetli sahnelerini anlatarak olabilir mesela..

 

"Rabbinin Büyüklüğünü Dile Getir ve O’na Sığın"

Yürekleri yakan ve beyni şoka sokan tüm bu sahnelerden sonra sadece Rabbini büyük bil. Yüceltmeye lâyık olan tek büyük O`dur. Görüyoruz ki, bu kudrete ancak O sahiptir. Yani herkes, her şey, her değer ve her gerçek küçüktür. Büyük olan sadece Allah`tır. Tek ve eşsiz olan Allah`ın büyüklüğü, kudreti, azameti ve yüceliği karşısında bütün kütleler, bütün hacimler, bütün güçler, bütün değerler, bütün olaylar, bütün gelişmeler, bütün anlamlar, bütün şekiller küçülür, sönük ve belirsiz kalır.

 

Ve Rabbin İçin Sabret

Çok zorlu bir savaş verilecek demektir. İnsan ahirette hesapsız nimetlerle donatılmak istiyorsa sabretmeyi bilecektir. Niceleri sabredemediği için davet yolunda dökülmüştür. “Sabır, bu dava ile ilgili her yükümlülük sırasında, ya da her direnme gerektiren zorluk karşısında tekrarlanan bir direktiftir. Sabır bu çetin savaşın, insanları Allah`a çağırma savaşının en vazgeçilmez azığı ve cephanesidir. Bu savaş aynı anda iki ayrı cephede verilecektir. Cephelerden birinde nefsin ihtiraslarına ve gönüllerin arzularına karşı savaş verilirken öbür cephede ihtiraslarının şeytanları tarafından güdülen, kişisel arzularının dürtüleri tarafından itilen davanın düşmanları ile savaşılacaktır. Bu savaş sürekli, kesintisiz ve çetin bir savaştır. Tek azığı, tek cephanesi... (Seyyid Kutub, Fi’zilal)” Bu dirilişi bitirmek isteyenler, yola içerden ve dışarıdan mayın döşeyenler tarih boyunca olmuştur ve  bu belki de katmerleşerek her zaman olacaktır. Tüm olanlara rağmen çözümlerle yürüyebilmektir sabretmek…

 

Umudunu Yenile ve Yinele

Yiğidim gözyaşı ısmarla yüreğinden fikrine ve acı getirsin yüreğinin meçhullerinden, gözyaşlarından okyanuslara uzat ellerini… Derdiniz aynı sizin...! Gözünü kapayınca gör hayallerinde ki tahribatı ve onar onu yavrusuna yuva yapan güvercin misali… Onar ki yavrun da mehcurane bir sürgün yemesin, onar ki serbest kalsın parmaklıkları kor olan bir kafesten… Akıt gözünün masum yaşını kâinatın üzerinde çalkaladığın harca, böylece dua bekle beyaz güvercinlerden cürümüne…

 

Gelecektir yeni bir kımıldama, tekrar tutunacaktır kırık yaprak ağaca, gözleri kapanmayacaktır yavru serçelerin hayata… Böylece ceylanlar boynunu eğmeyecek vahşi aslanlara, gözlerinde korku belirmeyecek, Afrika’da özgür çimenlere koşacak ve bakacak arzla arşın ufkuna… Vesselam..

 

04.10.2011

Bu makale 571 kez okundu...

Yorumlar Toplam Yorum Yapılmış
    Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış
Günün Yazısı

Günün Yazısını okumak için tıklayınız...

Özgün Duruş Yazarları
Bugünkü Gazete Manşetleri
Link Bankası