Bu adımlar dünyayı ağlattı !
İslam âlimleri peygamberler şehri Urfa`yı gezdi
28 Şubat`ta 4. dalga
Email: n.cengil@ozgundurus.comHep değerli kalacak olan dil insanca yazmak ve insanca konuşmaktır. İnsanlığın her zaman ihtiyacı olanda budur. Haliyle insanlık çizgisini şaşmamak gerekir. Yazık ki, insanların en çok ıskaladığı da bu çizgidir. Âdem olmak yetmez kimi insana ve tanrılaşmak veya şeytanlaşmak ister ve işte o zaman insanlık dilini unutur, anlaşılmaz olur, çekilmez olur, beddua alır, lanetlenir.
Siyasetin çekilmez olması veya sevilmesi kullandığı dille alakalıdır. Yönetenlerin lanetlenmesi veya sevilmesi, kullandıkları dille alakalıdır. Bu dil hem konuşma, hem eylem dilidir.
Düşmanlığın dili bellidir, kardeşliğin dili bellidir. Siyasette hangi dili kullandığınız hemen anlaşılır. Yönetme sanatının dili hemen ayırt edilir.
Bugüne kadar, geçmişten kodlanarak ülkeye alıştırılmak istenen dil ne yazık ki sevimli değildi, sevilmedi, kabullenilmedi. Zira insan olmanın temel kurallarına uygun değildi. Üstelik ülke siyasetinin üzerine de ağır bir yük yüklüyor, yönetmeyi bir sanat olmaktan çıkarıyor, ülkeyi gerilmiş bir yay vaziyetinde tutuyor, üstelik ok her seferinde insanlığı vuruyordu.
Yeni bir dil gerek diye ortaya çıkanlar, çeşitli sebeplerle dışlanıyor, hayat hakları kısıtlanıyor ve hem ülke hem insan zaman kaybı yaşıyordu.
Şimdi tüm olumsuz geçmişe, tüm sorunlu düne ve tüm eksik başlangıçlar yapan bugüne rağmen yeni bir dil kararlılığı yaşanıyor. İnsanımız geldiği noktada, geride bıraktığı günlere bir daha dönmek istemiyor. Bu kararlı dili, bu geri dönülmesi istenmeyen süreci beslemek gerekir. Duruşumuzla, aklımızla, duygularımızla, kendimiz kalarak, zihinsel motivasyonu arttırarak beslemek gerek. Bu süreci beslemek, kayıtsız desteklemekle olmaz. Isırıcı bir dille olmaz. Onarıcı bir dille olur. Uyarıcı ve fark ettirici bir dille olur. İhtiyaçları ortaya çıkaran, cesurca tanımlayan, muhtacın kimliğine değil ihtiyacın haklılığına önem veren bir dille olur.
Bu noktada sorunlarımız var zira yeni bir dilden bahseden kimi insanlar, geçmişin kirli zemininden bugüne bir şeyler taşımak ve kendilerini haklı görmek eğilimindedir. Kimileri bugün ortaya çıkan yeni durumları tanımlamadan, önemsemeden yürümek eğilimindedir. Kimi geçmişin haklı ve geçerli ölçülerini de geçmişle birlikte, bütünüyle silmek, yok görmek eğilimindedir. Kimi bugün geçerli olacak ama insanlığın ölçüleriyle tanımlanmayan ve yeni bir bakışla kutsanıp, yeni dokunulmazlar geliştirmek isteyen bir dil arzusu içindedir.
Yapılması gereken, yeni bir dil ihtiyacını yeni türedi kutsallar üretmeden geliştirmektir. Ülke siyasetini, örgütlenme ihtiyacını, üstü örtülen gerçekleri ortaya çıkararak, intikamcı metotlardan uzak kalarak zenginleştirmektir.
Yeni bir toplumsallaşma, siyaset, örgütlenme diline dair elbette yazılacakların tamamı bunlardan ibaret değil, bundan sonra da yeni dil ihtiyacına dair değinilerimiz olacak ve olmalı, nefesimiz yettiğince bunları ele alacağız.
***
Çıktığı günden itibaren Özgün Duruş ailesi içinde yazılarımla bulundum, dilerim faydalı olmuşumdur.
Gazetemiz bundan sonra da inşallah yeni bir isimle, yeni kadrolarla elinize ulaşacak. Dilerim bundan sonraki süreçte de, samimi, ilkeli, üretken, değer katıcı bir dille birlikte oluruz.
04.10.2011
Bu makale 529 kez okundu...