Site içi arama :
Gündem Üstü
Haftanın Anketi
Mehmet Duman
` VASAT ÜMMET` OLABİLMEK
Email:



 Yeryüzünde, görebildiğimiz her şeyde, göremediklerimizde bir denge, bir ölçü

vardır.Yaratan öyle yaratmıştır.Aksi bir durum her şeyin alabora olması anlamına gelir zaten.Bu uyum, bu insicam ve dengenin toplumsal hayatta da , bireysel ilişkilerde de olması öngörülür.İnsanın varoluşunda bunun varlığını görebiliyoruz.Başta kendimiz olmak üzere, şöyle çevremize dikkatli bir bakış, nasıl bir inceliğin, şaşmaz bir ölçünün , şaşırtıcı bir dengenin mevcudiyetine şahit olur.

   Bu öz bizde var.Zaten kâinatın yaratılışı ile insanın varlığı arasında bir uyum yok mu?İnsan kainatın bir parçası değil mi?Şu çevremizde gördüğümüz, bazen şaşkınlıkla, bazen da imrenerek baktığımız bu mükemmel düzenin bireysel hayatımızda, beşeri ilişkilerimizde de olması gerektiğini söyler dururuz!..İrade sahibi olmamız, bu dengeyi oluşturamamanın bir gerekçesi olabilir mi?Tabi ki payı var, ama bunu başarabiliriz.Nasıl ki dışımızda gördüğümüz, yaratılan nesnelerin tabi oldukları bir yasa varsa , onlar  o yörünge çevresinde evrilip duruyorlarsa, insanlarında tabi oldukları doğal yasalar, uymaları gerekli sınırlar, ilahi öğretiler var ve bunların bizim için ne denli bağlayıcı olduklarını biliyoruz.

   İrade sahibi varlıklar, ölçülü/dengeli olma halini kendi nefislerinde gerçekleştirebilirler.Aslında bu `teslim olma` halinin  bir ifadesinden başka birşey değildir.Teslimiyet kâinatla bütünleşmektir,ünsiyet kurmaktır.Yeryüzündeki  nesnelerin, isteyerek veya istemeyerek teslimiyeti gibi, irade sahibi olan insanın da onlar gibi sağa-sola sapmadan, olabildiğince  terazide bir eğrilik  bir sapma  göstermeksizin teslim olmasıdır.

   Dengeli, ölçülü vasat bir kişilik olmayı başarabilmeliyiz.Bunun çok zor olmadığını, ulaşılması mümkün olan, yapılabilir, gerçekleştirilebilir bir hedef olduğunu  bilmeliyiz, inanmalıyız.``Biz sizi vasat/dengeli bir ümmet yaptık ki, insanlar üzerine şahitler olasınız..``(Bakara,143) Allahu Teala iman edenler için, o büyük topluluk için; sizi vasat bir ümmet yaptık, demektedir.Tıpkı ``Ben sizin Rabbiniz değil miyim`` demişti ya, biz de ``evet şahidiz`` diyerek onayladığımız gibi..``Bizim bundan haberimiz yoktu`` demememiz için.(A`raf,172) Bizim vasat bir insan, vasat bir topluluk olmamız gerekiyormuş, haberimiz var mı? `Sizi yaptık` demektedir, ayet farkında mıyız`vasat bir ümmet  kıldık` diyor bizden söz alan..Bizim bundan haberimiz yoktu diyebilir miyiz?..  

 Ümmetin ,   toplumun veya bir kişinin temel vasfı onun ‘’vasat’’ olmasıdır.İfrat ve tefritten uzak mutedil söz, davranış ve hareket sergilemesidir.Uçlarda olmamasıdır.Her iki tarafa da eşit bir doğrunun tam ortasında bulunması gibi doğru bir mesafede olabilmesidir.Hayatın her cephesinde dengeli ve ölçülü bir  tutum ortaya koyabilmektir.

Bizim adeta ayrılmaz bir parçamız olan vasat vasfı, dengeli, aklı selim sahibi kişilerde tezahür eder.Tıpkı ayeti kerimenin ifade ettiği gibi, Bir olaya istinaden` İçlerinden en makul, mutedil olanı..’(Kalem,28) demektedir ayet.. Tercih edilen , işaret edilen kişiliğe vurgu yaparak.. Şımarıklara karşı,  cimrilik ve savurganlık yapanlara karşı; her cins aşırılıklar karşısında adil bir denge gözeten, insanın tabiatını ve imkânlarını değerlendirmede  gerçekci ve makul davranan, nerede duracağını bilen mümtaz bir topluluk, kişiliği olgunlaşmış seçkin bireyler..

Bu vasıf ümmetin genel, vazgeçilmez hatta kaçınılmaz karekteridir.İslam ümmetinin eğilimidir, temayülüdür.Hayatın/hareketin içinde olgunlaşarak, çıkıntıların/sivriliklerin törpülenmesiyle elde edilebilen bir zenginliktir vasat .Zorda kolayda, A’dan Z’ye her durumun bütün aşamalarında ‘vasat’ olabilmek..Bizde söz, davranış ve hareketlerimizde bu hal bir melekeye dönüşmedikçe bu vasfı asla kazanamayız.İşte hayatın bir başka cephesinde davranış şekillerimiz..Ayet ’Cimrilik,  savurganlık yapmayın ; cömert olun’.Orta bir yol tutun’ diyor.Allahu  ile olan buluşmalarımızda,   huzurunda bile makul bir ölçü koymuş : ‘Namazında sesini pek yükseltme, çok da kısma.İkisinin arasında bir yol tut.’diyerek..(İsra,110)İlişkilerimizi örneklendirirsek , mesela Dünya-Ahiret dengesini birini diğerinin lehine değiştirmemek, dengede tutmak, makul olanda bu değil midir?İslam hem zevk ve sefahati hem de mübalağalı bir zühdü reddederek toplumsal hayatımızı dengeli bir çerçeveye oturtmamış mıdır?Peygamberin ibadeti karşısında kendi amellerini az/yetersiz bulan sahabeye karşı Resulün tutumunun ne olduğunu biliyoruz.Hz.Peygamber onlara olması gerekeni söyleyerek aşırıya kaçmamalarını, ibadetlerde, ilişki ve davranışlarda mutedil olmalarını söyleyerek onları olması gereken çizgiye/hizaya çekmiştir.’Siz ne yapsanız dine galebe çalamazsınız.’ burada durun diyerek adeta ifratada, tefritede yer olmadığını belirtmiştir.Ölümüne çalışmak, çok acele davranmak, sevgide, saygıda aşırılık nasıl ifratın bir ifadesi ise, tembellik, sevgisizlik, merhametten yoksunluk gibi hallerde tefritin ifadesidirler.Hiristiyanlar Hz.İsa’ya bağlılıkta, sevgide ifrata düşmüşlerdi.Bu durum ikaz edilmelerine, uyarılmalarına neden olmuştur.’Haddi aşmayın, sadece gerçeği söyleyin..’ diyerek İsa(as)`a  olmadık payeler biçenler/ölçüyü kaçıranlar ihtar edilmişlerdir.Ehli Kitap Musa ve İsa peygamberin hakkını vermişler gibi ;  İbrahim(as)`ı  da paylaşamamışlar, onu kendi dinlerinin bir mensubu olarak da görmek istemişler..Oysa gerçek  ‘O ne Yahudi ne de Hiristiyandı, O’na en yakın olanlar O’na uyanlar ve iman edenlerdir.’denilerek sapmalar bertaraf edilerek hakikat tesbit edilmiştir.

Hakikaten  zihinleri hırs ve kıskançlık kuşatınca,kişi istikametten ve adaletten uzaklaşınca savrulmalar başlıyor.Halbuki mesele basit.Gerçek yalın, ne eksik ne fazla.İşte vasat dediğimiz gerçeklik bu.’Emrolunduğun gibi dosdoğru ol, seninle beraber tevbe edenler de, ve azmayın.’ Yani Allah`ın çizdiği sınırlar var,O`nun da kırmızı çizgileri var,  onun dışına çıkmayın; ifrat ve tefrite sapmayın, aşırı gitmeyin, demektedir ayeti kerime.İnanan-inanmayan herkese karşı kaçınmaları gereken davranışlara dikkat çekiyor..Sözde, davranış ve eylemde dosdoğru olmak.Tabi bu sadece lafla ifade edilen bir  mesele  değildir.Çünkü biz ‘Beni bu söz kocattı’ diyen bir peygamberin ümmetiyiz.Peygamber(as) işin lafını yapmadı sadece, iş sadece laf ebeliğinde kalsaydı kocatır mıydı Peygamberi o söz!..Peki dosdoğru olmak bile  herkesin harcı değilken  ‘aşırıya gitmeyin’ de neyin nesi?..O şu ki, Allah bu dinin gönderildiği gibi yapılmasını istemektedir.Bu bir kriterdir, ölçüdür.Asla hiçbir ifrat ve tefrite dalmadan dosdoğru, emredildiği şekliyle hareket edilmesini emretmektedir.Hem ifrat dediğimiz aşırılık, hem tefrit denilen eksiklik dini ana ekseninden çıkarır.Dinin tabiatını değiştirir, ruhunu ifsad eder.Allah yerinde bir uyarı ile durmamız gereken yeri göstermiştir.’’Vasat Ümmet’’ olabilmeyi,’  bakınız biz buyuz’ diyebilmeyi, örnek olmayı,’şahidler’ olabilmeyi gösterebilmek..Bu ümmetin öyle bir Peygamberi var ki, ümmetin sıkıntıya düşmesi O’na çok ağır geliyor, çünkü O ümmetine, arkadaşlarına çok düşkün  bir insandı..Şu iki milyara yaklaşan İslam dünyasının,  Ümmetin düştüğü hale bakar mıyız!..İslam dünyasının en küçük biriminden, hilafet ilan edenlerine kadar;hepsi ayrılığın, birbirlerine olan husumetin, düşmanlığın bir parçası olmuşlar.Kardeşlerini boğazlıyan , düşmanın değirmenine su taşıyan , elin  parmağında oynattığı , hiçbir niteliği kalmamış, dünyanın efendilerine köle olmuş bir ümmetten bahsediyoruz.. Nereye baksan orası dökülüyor..Kendilerini İslam’a nisbet edenler’Allah, Peygamber, Tevhid’ bayrağı dalgalandıranlar , insanların kafalarını kesebiliyor, kadınları, kız çocuklarını kaçırabiliyor, satabiliyorlar..Maharetmiş gibi bir de medyaya-özellikle-servis ediyorlar o korkunç görüntüleri..İrade sahibi bir insanı kesmek, hayvan boğazlar gibi..İrkildik değil mi?..   Dinde, insanlıkta var mı bunun yeri?..Kimse anlatabilir mi insanlara, izah edebilir mi bir gazeteciyi kesmek, bir şöförü doğramak, bir turistin kellesini almak..Amerikalı olması, Fransız , Alman diye onları suçlamak..Obama’ya ulaşamadığı için bir ABD vatandaşının kellesini canlı yayında kesmek ne büyük onur, ne büyük kahramanlık(!)

Müslümanlığını beğenmeyip, tekfir ettiğin kardeşlerini öldürmek, onlara suikast düzenlemek, sinsi planlar yapmak hangi dinde yazıyor..Asıl düşmanla, asıl katille savaşmamak,  onunla savaşanlarla savaşmak ölümüne nasıl bir zihniyettir.Kur’an ayetlerini kılıçlarının uçlarına takarak Ali(ra) gibi bir kişiliği kolayca ortadan kaldırma pervasızlığını işleyenler, bugün de ‘’Allah, Muhammed, Tevhid’’ bayrağıyla savaşarak, sözde kendinizi nisbet ettiğiniz o dini , dinin kalan imajını yerle bir ettiğinizi biliyor musunuz?..Biliyor musunuz, bugün yeryüzünün çocukları sizden korkuyor, adınızı duymak bile yetiyor, yüzbinlerce insan dağlara taşlara, hatta ‘denize düşen yılana sarılır’misali , size teslim olmaktansa ölümü göze alıyor..Terör estiriyorsunuz, korku salıyorsunuz, insanlara cehennem hayatı yaşatıyorsunuz.Dünyanın meşhur terör örgütleri yanınızda ehveni şer kaldı.’Sel gider kum kalır’, kalıcı değilsiniz, bir stratejik akıl belki sizi üretti.Maksat hasıl olunca işiniz, işleviniz  bitmiş olacak!..İyide geride bıraktığınız enkazı- kanı kim temizleyecek!..Kötü bir iz/kötü bir miras bıraktınız.Moğollar gibi hareket ettiniz, kötü bir marka oldunuz.Siz savaştığınız yerde öldünüz, öldürdünüz.Bu topraklarda ise birileri sizin üzerinizden saldırganlık yaptı; vurdu,kırdı, yaktı, yıktı, öldürdü, ezdi geçti, sizi bahane ederek..Merak etmeyin sizin ruhunuz, ruh ikiziniz  bu topraklarda temsil ediliyor, yalnız değilsiniz; aynı ruh başka isimler altında aramızda dolaşıyor, kan dökerek, can alarak..       

 Bu öfke patlaması, ölçü tanımamazlık zalimlerin insanliğa, emperyalizmin İslam dünyasına yaptıklarının bir karşılığı  ise bunu nasıl anlamalıyız?..Sömürüler, işgaller, katliamlar, ihlaller `bizim mahallenin` yaptıklarını meşru kılar mı?..Bu tarz bir yöntem kabul edilebilir  meşru bir cevap mıdır?Kur`an  ‘sizinle savaşanlarla siz de Allah yolunda savaşın’diyor..İnsanın psikolojik yapısını bilen, ifrata ve tefrite olan temayülünü bilen Allah ‘haddi tecavüz de etmeyin’  diyor..Doğrusu savaşında, ölümünde bir hukuku var.Peygamber(sav) kadınların  ve çocukların öldürülmesini nehyetmiş, yağmacılık etmeyin, eziyetle öldürmeyin, yeni doğanları, ihtiyarları, din adamlarını öldürmeyin demiş; dahası ağaçlara, kiliselere, ‘la ilahe illallah’ diyene el kaldırmamayı tembihlemiştir.İşte ta başından beri İslamın ortaya koyduğu  ölçü bu, dosdoğu olmak, vasat ümmet olmak bu..

İnsanlar bir hayvanın kesimine bile bakamazken sevgisinden, sen irade sahibi olan bir canlının/insanın kafasını, canlı yayında bütün dünyanın gözü önünde hayvan boğazlar gibi boğazlayabiliyorsun!..Emir alan ve emri dinleyen(İbrahim ve İsmail as) tam bir teslimiyetle teslim olmuşken, Allahu Teala ‘koç’ göndererek onların teslimiyetini ödüllendirmişti.Bu önemli incelikleri taşıyan tablo her türlü tefekkürü hak etmiyor mu?..Allah böylece kendisi için baş kesme geleneğini değil, koç kesme geleneğini yerleştirmiştir.Onu kesmenin satırlar dolusu adabı, kuralları sıralanmışken, bundan sonra hangi gerekçenin arkasına sığınabiliriz!..Haksız yere zalimce katletmek ancak  Kabil’e yakışır.Onun gibi kardeşini haksız yere katledenlerin kılavuzu karga değil mi idi?.Kabil için trajik bir son değil mi, hatta traji-komik..

‘Kim bir cana kıymamış veya yeryüzünde bozgunculuk yapmamış bir kimseyi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur.Kim de bir kişinin hayatını kurtarırsa, bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.’ İnsana verilen değere bakın! Değil çok kişi için, bir kişiyi öldürmenin veya onun hayatını kurtarmanın karşılığı nasıl ifade edilmiş ayette..Bu yalın gerçek karşısında sarsılmamak mümkün mü?..Allah, Şeriat ve Hilafet uğrunda cihat ettiklerini söyleyenlerin halini yeterince izah etmiyor mu?Kur’an da onlarca Peygamberin mücadelesi hikaye edilir; son Peygambere gelinceye kadar onların hayatının tamamında kesintisiz hakikati haykırmak vardır..Hangisi içinde yaşadığı toplumla savaşmış;Nuh(as) bakın,  bin yıldan elli yıl az bir süreden sonra patlamış Nuh(as),beddua silahını kullanmış!..Yunus(as) nice sonra topluma kızmış, hiddetlenmiş; buna hakkın yok dercesine, Allah  belki daha beteri başına gelmiş, duası olmasaydı Allahu alem Yunus’a yem olacaktı!.Böylece bütün Peygamberlerin hayatında kesişen benzerlikleri görebiliyoruz.Büyük acılar, işkenceler, horlamalar hatta katledilmeleri onların hayatının bir parçasına dönüşmüştü.İnsan zihnini, tahammülünü aşan bir karşı koymayla’ sabır’ve ‘sebat’ ettiler..

Bugün ümmetin evlatları kendilerine  yapılanlar karşısında, Peygamberi metanet, sabır, sebat ve  sonsuz uğraş ortaya koyabiliyorlar mı?. Onlara en yakınları şiddetli tepki koydu , ama her şeye rağmen onların hayatında şiddete yer yok, zorlama yok, ürkütme, itme yok, dışlama ve tekfire yer yok.İşin kolayına, acımasız, hadsiz, tutarsız yollarına bugün biz başvuruyoruz!..Zor olanı yapmıyoruz, şiddeti meşrulaştıracak her yola, her izaha kapımızı sonuna kadar açık tutuyoruz.Kafa kesmek, camileri/türbeleri bombalamak, toplu katliamlar yapmak, suçlu-suçsuz, kadın-erkek, çocuk demeden insanların topluca yaşadıkları yerleri; panayırları, pazarları bombalamak, terör estirmek gibi bize ait olmayan yöntemlerle bir iş yaptığımızı, cihat ettiğimizi sanıyoruz, ne büyük yanılgı.. Oysa ‘’Yarattıklarımız içinde, hak ile doğru yolu gösteren ve onunla adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır.’’(A’raf,181) denmektedir..

Hülasa’vasat ümmet’ olma kriteri neleri kapsıyor, bunun çerçevesinin idrak edilmesi gerekmektedir.Peygamber(as) bize ölçülü konuşmalarıyla, aklı selim davranışlarıyla şahit oldu, yaşayan örnek oldu.Şimdi sıra bizde.’İnsanlığa şahit olmak’, belki ‘ölçüyü ve tartıyı adaletle yaparak’(En’am,152) Ölçünün ve tartının birer’sembol’ olduğunu, sadece bilinen,  mücerret ölçü ve tartı değil; onun insanlığa şahit olma meselesi olduğunun idrak edilmesi..  O halde nasıl göründüğümüze bakmamız gerekmektedir, bu anlamda  herkesin özellikle iddia sahiplerinin kendilerine ayna tutması lazım, bakalım nasıl görünüyoruz..Vakit geçmeden, ‘Gözler O’nu görmez oysa O bütün gözleri görür’.Vesselam.           

20.11.2014

Bu makale 1232 kez okundu...

Yorumlar Toplam Yorum Yapılmış
    Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış
Günün Yazısı

Günün Yazısını okumak için tıklayınız...

Bugünkü Gazete Manşetleri
İKTİBASLAR
Link Bankası