Site içi arama :
Gündem Üstü
Haftanın Anketi
Mehmet Aşmaz
“ Davran”madan Dayanışmaya
Email:



   Bu kısa çalışmanın amacı, insanı toplumsal değerleriyle, günlük kaygılarıyla, ekonomik çıkarlarıyla ve diniyle geniş bir çerçevede ilişkilendirerek açıklamak ve özümsemek yoluyla kişinin psikolojik analizini yapmanın önemini tartışmaya açmaktır. Ezeli kısmeti, paylaştırmayı; bizim yokluğumuzda yaptıklarına göre, azıcık da rızaya uygun değil diye sızlanıp yakınma!(Şemsüddin Muhammed Hafız). Başımıza her ne geldiyse bunu kendi lehimize çevirecek dinamikleri keşfedeceğiz, sızlanmadan umutsuzluğa kapılmadan ateşe su taşıyan karınca misali elimizden geleni yapacağız. Karşısındakini anlama çabası  “beraber iş yapabilme” adına hayati önem arz etmektedir. Bundan dolayıdır kişiliği anlamaya yönelik okumalar yapmak tutarlı ve devamlı çalışma isteğinde olanlar için aciliyet taşıyan konularından biridir.

 

Kişilik, düz bir kavramsal şema içerisini sıkıştırılmayacak kadar karmaşık bir yapıya sahiptir. Hareket noktasını buradan alan çalışma, kişilik konusunda kavramsal düzeyde açık zihinli olmayı ve makul bir eklektizmin gerekliliğini iddia etmektedir. Kişinin psikolojik analizini iyi yapabilmenin, beraber bir amaç etrafında toplanma ve iş yapabilme adına hayati önem arz ettiğini giriş bölümünde belirtmiştik. Bu amaçla öncelikle davranışların, düşüncelerin ve duyguların gerisinde neler olduğunu; niçin kendisine özgü kalıplar içerisinde tezahür ettiğini keşfetmek gerekir. İnsana en büyük meydan okuma kendisinden yani kişiliğinde gelmektedir. Kişiliği anlama ve şekillendirme insanın en büyük arzusu olmasına rağmen onun hakkında çok az şey bilmekteyiz. Bununla beraber bir kişiyi tam olarak bilmek imkânsızdır. İnsan hakkında söylenenler hep eksik kalmaya mahkûmdur. Çünkü her söylenen onun ile ilgili bir unsuru muhakkak kaçırmaktadır. Bireyin karmaşık duygu, düşünce ve davranış haritası demek olan kişiyi çözmekten çok onu derinliğine anlamak, onun hakkındaki perspektifimizi genişletmek daha makul, mütevazı ve gerçekçi bir çaba olarak gözükmektedir.

Batılı birçok kaynağa göre her tecrübe ve değerlendirmenin ölçüsü kişiliktir. Her bireyin kendisine özgü bir kişiliğe sahip olduğu ilke olarak benimsenmekte olup bireysel farklılıklar önemli ve zenginlik olarak değerlendirilmektedir. G.W. Allport ifadesi ile “her şeyin ölçüsü insan ise insanın ölçüsü de kişiliğidir.”

Mesele ile ilgili batı kaynaklı okuma yapmaya devam ederek kişiliğin ne olduğu hususuna bir açıklık kazandırmak gerekir. Kişilik( personality) kavramının kendisinden türediği Latince bir kelime olan persona kelimesi aktörlerin oyun sırasında kullandıkları maske anlamına gelmektedir. Kişilik kavramı bu bağlamda insanın dış dünya ile temasa geçtiğinde ortaya koyduğu duruştur. Başka bir ifade ile kişilik kişi için bir maskedir. Burada da ilginçtir kişiliğin insanı hep bilinmez ve gizemli hale getirme fonksiyonu vardır.

Her birey özgün bir kişiliğe sahiptir. Özgün bir kişiliğe sahip bireyler, iç ve dış dünyanın karşısında kendi kişiliklerinde kökleşmiş değerlerle çıkmaktadırlar. Her bireyin özgün cevabının arka planındaki kişilik yapısını anlamak, bizi gerçek bir kişi ve gerçek bir dünya ile yüz yüze getirecektir.

Kişilik tek bir merkezi faktörün etrafında şekillenmez. Onun sosyal, kültürel, ekonomik ve dinsel faktörler arasındaki sürekli olan etkileşimin ve iletişimin sonucu gelişip büyüdüğünü söylemek yanlış olmayacaktır. Bütün bunlardan ötürü her insanın kendisine özgü kişiliği vardır tezini ileri sürebiliyoruz. Ayrıca kişi kendi tecrübeleri hakkında sürekli değerlendirmelerde bulunmak ister. Bireyin bu değerlendirme çabası, bazı davranışlardan sakınıp bazılarını tekrar etmesi ve geliştirmesi kendisinin tam olarak kişilik kazanabilmesi için zorunlu ve kaçınılmazdır. Onun kendisine ait hiçbir tecrübeye yabancı olmaması lazımdır. Tam olarak işleyen bir kişilik gelişimi için bireyin pozitif ve negatif yönleriyle, kendisiyle yüzleşme cesaretine ve sorumluluğuna sahip olması gerekir. Kişiliği tam olarak işleyen kimse hayatın seyircisi değildir, bizatihi aktörüdür. Dışarıda olup biteni seyretmek yerine, olaylara aktif olarak müdahil olur. Kişilik sahibi birey başkalarının hayatını belirlemesine izin vermemektedir. Kendisi hakkında dışarıda yapılan değerlendirmeleri, kendi öz değerlendirmelerine özümseterek hayatı hakkında tek söz sahibi olmaya hep devam etmektedir.

Kişilik kazandırma, kimlik inşası… gibi farklı kavramsal şekilde ifade edilebilecek olan olgu bizatihi insana bir duruş kazandırmaktan başka bir şey değildir. Yukarıda da ifade edildiği gibi insanı çalışma olgusu olarak kabul eden herkesin insan kişiliğini doğru okuması gerekir. Bu amaçla bazı çalışmalar yapmak kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bu çalışmaların sonucunda elde edeceğimiz bir diğer sonuç ise bireysel davranıştan toplumsal dayanışmaya geçişte insanın kişiliğine uygun çalışma tarzı olacaktır.

Çalışmada; kişilik nedir? Kişiliğin belirleyen faktörler nelerdir? Var olan kişiliği değiştirmek mümkün müdür? Yeni bir kişilik yaratma sürecinde göz ardı edil(e)meyecek unsurlar nelerdir? Sorunsalları üzerinde kısaca durulmaya çalışıldı. Bunu yaparken yoğun anlam yüklü, uhrevi, kişisel çabayı geri planda bırakan ve her yerde her zaman karşımıza çıkan dillere pelesenk olmuş kavramlardan özellikle kaçınıldı. Özgün duruş kazanma ve kazandırmaya dair uygulanabilir ve bilimsel kabul gören bir yaklaşım geliştirmeye olan ihtiyaç hatırlatılmaya çalışıldı.

Güçlü birey arzu edilen toplumun temelidir. Güçlü bireyler yaratmak buraya yani yeryüzüne ait bir sorunsaldır. Bunun farkında olmak ve bununla beraber uygulanabilir çözüm ve yöntemler ortaya koymak gerekir. Bitirirken; çalışmanın üstünde yükseldiği dört saç ayağı üzerine son söz söylenmemiştir. Bilinçli bir tercih olan bu tarz, ortak bir fikir geliştirme çabasına duyulan arzunun ve beklentinin bir sonucudur.

  Mehmet aşmaz

Şehir ve medeniyet derneği- Ankara

masmaz44@gmail.com

29.11.2012

Bu makale 2196 kez okundu...

Yorumlar Toplam Yorum Yapılmış
    Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış
Günün Yazısı

Günün Yazısını okumak için tıklayınız...

Bugünkü Gazete Manşetleri
İKTİBASLAR
Link Bankası