Site içi arama :
Gündem Üstü
Haftanın Anketi
Hasan Ayık
MÜSLÜMAN KARDEŞİM
Email: hayik25@hotmail.com



 Yaşadığımız dünya, iletişim araçları sayesinde küçük bir köy haline getirildi. Çok değil 19. yüzyıldan önce dünya konjonktürü  (şartları) denildiğinde, belli bölgelerin diğer bölgelerle etkileşimi akla gelirdi. Hatta İslam’ın ilk dönmelerinde dünyanın  durumu ve şartları  denildiğinde, günümüze nispetle köy denilebilecek kadar küçük olan bölgelerin birbirini  etkilemesi olarak bilinirdi. Günümüzde ise dünya konjonktürü  denildiğinde bütün bir dünyayı hatta dünya dışındaki gezegenleri etkileyen şartlar aklımıza gelmektedir.

            Bilindiği gibi, dünya konjonktürünü  bu kadar küçülten, dünyanın bir köşesinde olan olayı bütün bir dünyaya yayabilen güç, iletişim araçlarıdır. Söz konusu iletişim araçlarını icat edenler, güçlü işlevinden dolayı onları sıkıca ellerinde tutmakta, hiçbir zaman başka bir güce kaptırmamaktadırlar. Bu sayede dünyanın neresinde olursa olsun istedikleri olayı istedikleri kadar insanlara duyurmakta; duyulmasını istemediklerini istedikleri oranda saklayabilmekte; duyulması önlenemeyecek olanları da saptırabilmekte ve olduğundan farklı gösterebilmektedirler.  

Kuşkusuz bugün söz konusu iletişim araçlarını elinde tutanlar, başta Amerika olmak üzer Yahudiler ve Avrupa’dır. Bunların tümüne birden Batılı güçler de diyebiliriz.  

            Ey Müslüman kardeşim, Batılı güçlerin elinde tuttukları iletişim araçlarına ve bu araçlar sayesinde dünyayı nasıl bir kaosa sürükleyebileceklerine çok dikkat etmemiz gerekmektedir. Eğer iletişim araçları denilen bu fesat ağına dikkat etmezsek, samimi bir iman ve etkili bir planla başladığımız her iş aleyhimize dönebilir.

Müslümanlar olarak bilmeliyiz ki, Batının tek düşmanı İslam ve Müslümanlardır. Belki bazen Rusya ya da Çin gibi farklı ülkelerle Batılı güçlerin problemleri olabilir. Ancak şunu biliyoruz ki, Batılı güçler, Rusya ya da Çin ile Müslüman bir toplum, örgüt ya da devlet söz konusu olduğunda kesinlikle Rusya ya da Çin’i, Müslümanlara tercih edeceklerdir. Hatta Müslüman toplumlar içerisinde laik- seküler bir örgütle ile Müslüman bir yapı söz konusu olduğunda laik- seküler örgütü Müslümanlara tercih edecektir.

Örneğin bugün  Suriye ve Irak’ta eylemler yapan IŞİD ile PKK ve onun Suriye’deki uzantısı olan PYD söz konusu olduğunda Batılı güçlerin tercihi PKK ve onun Suriye’deki uzantısı olan PYD’dır. Çünkü IŞİD örgütünün başında İslam terimi bulunurken PKK ve PYD’nın böyle bir niteliği yoktur. Bu örgütler, kökü Batı’da olan ideolojilerden beslenmekte; bir şekilde Batı’yı Doğu’da temsil etmektedirler.  

Kuşkusuz Batılı güçlerin öncelikle korudukları şey çıkarlarıdır. Ancak her konuda olduğu gibi bu konuda da oldukça rasyonel bir tavır alan Batı, her zaman uzun vadeli çıkarlarını dikkate almakta, dostlarını buna göre seçmektedir. Bilindiği gibi Batı, uzun vadeli çıkarlarına hizmet ettiği müddetçe şeytanla bile yatağa girmekten çekinmemektedir. 

Batılı güçlerin ellerindeki iletişim araçlarını kullanarak etkin bir şekilde müdahale ettikleri olaylardan biri de ülkemizde yaşadığımız Kobani eylemleridir. Söz konusu olaylarda, açık ve net bir şekilde PKK’nın yandaşları olan marksist, laik ve seküler Kürtler, Müslüman Kürtleri acımasızca katletmiştir. Ülkemizde yaşanan bu vahşi olay karşısında ne Batılı iletişim araçlarında ne de onların Türkiye’deki uzantısı olan basında dikkate değer bir haber yoğunluğu olmamıştır. Ancak Gezi’de ve bu olayların uzantıları olarak devam eden olaylarda yaralanan veya ölen herkes üzerinden bir çeşit fiten edebiyatı oluşturulmuştur. Kobani olaylarında ise Batılı basın ve onun yerli temsilcileri ölenlerin adlarını bile dillendirmekten kaçınmışlardır.

Elbette bunlar acı olaylardır; toplumun hafızasını bunlarla doldurarak nefreti diri tutmak hoş değildir. Ancak Batılı güçler ve onların yerli işbirlikçileri o kadar açık bir şekilde taraf tutuyorlar ki, bu hinliği görmemek, gerçeği bile bile örtmek demektir.         

            Ey Müslüman kardeşim, hepimiz biliyoruz ki, Batılı güçlerin derdi Müslüman coğrafyasında ölen insanlar ya da akan Müslüman kanı değildir. Onlar öncelikle kendi çıkarlarını düşünürler. Batılılar için öldüren ister IŞİD, isterse PKK olsun fark etmez. Öldürülenler Batılılar değilse, öldürülen coğrafyada ortaya çıkan olaylar Batının çıkarlarını tehdit etmiyorsa Batı hiç sesini çıkartmaz.

Örneğin Suriye’de milyonları vatansız, evsiz, barksız mülteci konumuna düşüren ve daha ne zaman biteceği bilinmeyen insanlık krizine Batılı güçler ses çıkarmadığı gibi müdahale de etmezler. Çünkü Suriye’de ister diktatör isterse demokratik bir yönetim olsun Batılılar kendi çıkarlarını bilirler.       

Şu çelişkiye bakın, temelde marksist- komünist bir örgüt olan PKK ve yandaşları, başını Emperyalist Amerika ve İngiltere’nin çektiği bir koalisyon tarafından destekleniyorlar. Bu marksist- komünist örgütün ideologları, elemanlarına bu durumu hangi Marksist kavramlarla izah ediyorlar bilemiyorum. Ancak bilinen bir şey var ki, yıllardır “Kahrolsun Amerikan  Emperyalizmi” diye slogan atanlar şimdi Emperyalist Amerika’nın ekmeği ile beslenip, onların silahları ile ayakta duruyorlar. Buna ne Kürt ne de Türk marksistler ses çıkarmıyorlar; eski tüfek solcular suspus oluyorlar. Buna karşılık, Ak Parti hükümetinin Amerika ile yaptığı her işbirliğini, emperyalizmle işbirliği yapmak olarak niteliyor, AKP için emperyalistlerle işbirliği yapan anlamında “İşbirlikçi AKP” diyebiliyorlar.

Amerika kıtasında yaşayan Kızılderilileri bütün dünyaya insan eti yiyen yamyamlar olarak gösteren Batı, kendi çıkarlarına hizmet eden örgüt ya da oluşumların her türlü vahşetini gizlemekte ve söz konusu örgütü ya da örgütleri kamuoyunun gözünde şirin gösterebilmektedir. Ancak kendi çıkarlarına hizmet etmeyen örgüt, öldürmese de öldürdü diye uydurma haber yaymakta, onu halkın gözünde vahşi bir canavara dönüştürebilmektedir.  

            Müslüman Kardeşim, bu ve bunun gibi çok sayıda örneği sayıp dökmek mümkündür. Ancak biz ne dersek diyelim yukarıda da belirttiğimiz gibi, iletişim araçlarını elinde tutanlar, işlerine gelen olayları abartarak ve olduğundan tamamen farklı göstererek verebildikleri gibi istedikleri olayların üzerinide örtebilmektedirler. İstediklerinde dünyanın kanını emen vampirleri insanların gözünde kahraman olarak tanıtırlarken, kendi vatanını savunanları da eli kanlı canavarlar olarak gösterebilmektedirler.

O halde çare nedir? Birincisi bütün Müslümanlar (örgüt, oluşum, tarikat, cemaat ya da mezhep) ümmet bilinci ile hareket etmeli, bir adım atarken ya da bir eylem yaparken bütün dünya Müslümanlarının lehinde ve aleyhinde olacakları iyi hesap etmelidirler.

Hiçbir Müslüman “ben eylemimi yaparım, gerisi beni ilgilendirmez”, diyemez. Müslümanlar olarak bilmeliyiz ki, karşımızda “şeytana pabucun ter giydiren” bir şeytani güç var. Bu gücün saptırarak kullanamayacağı hiçbir şey yoktur. Karşımızda Ebu Cehil gibi, şeytani planlarını kabileler ölçeğinde yapan bir klan gücü yoktur. Karşımızda şeytani planlarını küresel ölçekte yapan emperyalist bir güç bulunmaktadır.    

Arif Nihat Asya’nın Hz Peygambere  yazdığı Na’t’ında dediği gibi “      ``Dillersayfalar, satırlar
         (Ebu Leheb öldü) diyorlar:
         Ebu Leheb ölmedi, ya Muhammed;
         Ebu Cehil, kıtalar dolaşıyor!                                                                            
Evet Müslüman kardeşim, sorumluluğumuz       sadece örgütümüze, cemaatimize ya da mezhebimize karşı sorumluluk olmamalı; Allah’a karşı sorumluluk bilincini kuşanmalıyız. Sadece meşrep, cemaat ya da mezhep taraftarlığı ile hareket etmemeliyiz. Bütün insanlığı kurtaracak planlarımız olmalı, ümmet bilinci ile hareket etmeliyiz. Nurettin Topçu’nun, “bireysel kurtuluş yoktur; ancak toplumsal kurtuluş vardır” sözünü günümüze uyarlayarak diyebiliriz ki, “örgüt, cemaat ya da mezhep ölçeğinde kurtuluş yoktur; gerçek kurtuluş bütün ümmetle birlikte insanlığın kurtuluşudur”.  Çünkü İslam Ümmeti, dünya mazlumlarının rahat nefes alabileceği tek limandır

20.11.2014

Bu makale 882 kez okundu...

Yorumlar Toplam Yorum Yapılmış
    Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış
Günün Yazısı

Günün Yazısını okumak için tıklayınız...

Bugünkü Gazete Manşetleri
İKTİBASLAR
Link Bankası