Site içi arama :
Gündem Üstü
Haftanın Anketi
Cihat Artan
HÜZÜN POSTASI
Email: esadcihad@hotmail.com



 “İrili ufaklı yaldızlı sözlerden bıktım. Beni kendim ile baş başa bırakın” Hüzün  postasına böyle başlamalı.

Aşk ile kıpırdanarak cuuşa gelen gönlün akibeti tarifsiz bir sızıdır ekseriyet. Hüzün, aşkın makus talihi görünümüne kuşanıverir bazen geçmişten beri. Her mecnunun hâli pürmelali haykırırcasına duyulur kulaklarımızda hüzünlü sedayla. Belki bizler için trajik olabilecek bir hadise olarak görülse de, aşk hadimlerinin muhabbet tellalıdır oysa. Yunus Emre`nin  "Derman arardım derdime derdim bana derman imiş" beyiti işte bu anlayışın ispati niteliğini taşımaktadır.


Tıpkı tarihte ceddimizin yaşadıkları ile benzerlik arz eden bir sürecin farklı argümanlar ile dile geldiğinden bahsediyoruz bir cihette. "Nasıl bir benzerlik olabilir ki?"diye düşünebiliriz ilk bakışta. Lakin, Aşk yükseliş dönemini, hüzün fetret yani kazanımların getirdiği rehavet ve sonucunda da kaybedilen değerleri, umut ise isyan ile başlayarak tekrar öze dönüşün temsilini karalar bu tekerrür yolculuğunda.
Hüzün bir sonbahardır Yaz`ın ardında. Sonu ağlamaklı Güz`ü getirir pişmanlıkların otağına. Hüzün ile dile gelir tüm  yitirdiklerimiz. Aşkın içli bir ağıtı gibi voltalar vicdanlarımızda. Karanlıkta yönünü kaybeden yolcunun umut pusulası, kemâlâtın ilk basamağıdır bir bakıma.

Aşk ile karılarak, kişinin kendisine "Ne çiçekler yeşermiş uçsuz bucaksız tenhalarda. Gökyüzünden süzülen milyonlarca yağmur damlaları hangi topraklarda hayat buldu kim bilir? Ne güneşler doğdu yetim günlerin bağrına. Geçen zamana pranga gibi vurulan yıldızlar, ne de ustaca kayıyor kaçarcasına. Şu bir tutam toprakta nice aşıkların göz yaşı gizlidir. Gamlı hazanın feryadı kim bilir  hangi musikide seslidir?" Sorularını sorduran  bu duygu fırtınası, Umut`a yüz tutan karanlık bir gecenin sabahına denk niteliktedir.


Bu dramatik yolculuğa Aşk`ın gölgesinde başlayan gönlü dertli bir yazardır Yusuf TOSUN. Dünü aşk, bugünü hüzün yarını ise umut yüklü heybesinde adım adım menzile ilerleyen bir aşk muhibbanıdır. Gönlünden süzülerek  kağıda akıttığı HÜZÜN POSTASI,  bizlere düşünmek için fırsat sağlayacak, benliğimizi sarsacak ve yarınımızın tanzimi için gerekli ruh halini oluşturacak değerdedir. Edebiyat dünyamıza deneme formatında sunduğu bu eser nihavent makamında İsyan notalarıyla derlenmiştir.  Fazla vakit kaybetmeden bahsedilen üçlemenin ikinci ayağı olan HÜZÜN POSTASI ile tanışmanız tavsiyesiyle sözlerimi yazar Yusuf TOSUN’un şu sözleri ile noktalıyorum:

 “Okuduğunuz, konuştuğunuz, düşündüğünüz şeylere dokununca eliniz/yüreğiniz; bir başka bakıyor artık gözleriniz. Yani gerçeği kendi gözlerinizle görüyor ve ona elinizle dokunuyorsunuz. Böylece Platon’un mağarasından çıkmış oluyor ve artık deyim yerindeyse fili tarif edebiliyorsunuz. İşin doğrusu bende de öyle oldu. Kudüs yüklü sevda, içimde büyüdükçe büyüdü. Onun mahzunluğu sarı yaprakların ağaçtan düştüğü bir hazan mevsiminde içime doldu. Uzun bir süre bu hüzün yüklü sevdayı içimde mahfuz ettim. İlerleyen zaman içerisinde bu tatlı hüznü içi boş bir zarfa doldurup dostlara postalamak niyeti çerçevesinde ise “Hüzün Postası” adlı eser doğmuş oldu. Niyetimiz; hala esareti soluyan İslam dünyasının kalbi Mescid-i Aksa’nın hüznünü paylaşarak hafifletmek ve aydınlık günlere hep birlikte umutla yürümek…”

Muhabbetle...

13.05.2013

Bu makale 2722 kez okundu...

Yorumlar Toplam Yorum Yapılmış
    Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış
Günün Yazısı

Günün Yazısını okumak için tıklayınız...

Bugünkü Gazete Manşetleri
İKTİBASLAR
Link Bankası