Bu adımlar dünyayı ağlattı !
İslam âlimleri peygamberler şehri Urfa`yı gezdi
28 Şubat`ta 4. dalga
Email: Ülkemizde birçok kişi için rutin hayat akışı okulların açılışıyla başlar. Yaz okulların açılışıyla resmen biter. Yeni dönem için faaliyetler, eylem planları ve yeni hedefler belirlenirken eğitim-öğretim yılı belirleyicidir. Aslında ülkemizde adli tatil ve meclisin tatil olduğu süreçlerde üç aşağı –beş yukarı aynı tarihlere denk gelir. TV’ler yeni programlarını eylülden itibaren görücüye çıkarır. Yeni kitaplar çıkar.Kış hazırlıkları turşular,reçeller,salçalar eylülde yapılır.Ekonomi canlanır.Eylülde hızlanır trafik.İstanbul gibi büyük bir şehirde trafik çileniz iyice kördüğüm olur.
Yıl içinde eylül ayı önemli şeylerin belirlendiği bir dönemdir. Eylül değişim zamanıdır. Evlilikler kışa kalmadan bu mevsimlerde yoğunlaşır.Eğitim ve kariyer kararları için bahar ve sonbahar en ideal zamandır.Aslında sonbahar hasat,tabiatın içine kapanmaya başladığı ,doğal çevrenin dinlenmeye çekildiği bir zaman dilimi iken insanın da en üretken ,en aktif olduğu zaman dilimlerine tekabül eder.
Eğitim sistemi ,okullar bir yönüyle hepimizin her zaman gündemindedir.Öğrenci,veli,öğretmen olarak yada başka bir vesileyle her daim hayatımızın odağındadır eğitim sistemi.Eğitim bakanlığı savunmadan sonra en çok kaynak ayrılan bakanlıktır ayrıca.Hatta bazen savunmadan daha fazla bütçeden pay ayrıldığı olur.Ülkenin geleceğinin inşasında en etkili bakanlıktır.Çünkü malzemesi insandır.Son yapılan düzenlemelere göre 5 yaşından itibaren sisteme dahil olan ve nerdeyse ömrünün en verimli zamanlarını okullarda geçiren insanlar, aile kurumu dışında en çok okuldan etkilenir.
Son yıllarda evde televizyona ve internete teslim edilen çocuk aile kurumunun içinde anne babayı değil daha çok medyatik popüler fiğürleri kendine rol modeller olarak seçtiğinden anne babalık rolü sadece bakım ve ihtiyaç karşılayıcılık rolüne dönüşse de aile kurumu hala etkili bir kurum olmaya devam ediyor.
Eğitim bakanlığıyla ilgili alınan her karar bu ülkede her bir vatandaşı direk ilgilendirir.Başbakanın seçim meydanlarındaki vaatlerinden olan akıllı kitap o zaman 2. Sınıf öğrencisi olan oğluma öyle cazip gelmişti ki,bizim öğretmen kesin oyunu AKP verecek ,çünkü öğrencilerinin akıllı kitabı olmasını kim istemez demişti.Son on yılda bilgisayarı olmayan öğretmen kalmadı.Her okula bilgisayara laboratuarı kurmak için yoğun çaba sarfedildi.6 yıl önce ilk akıllı tahta 1. Sınıf öğrencilerinin kullanımındaydı.Sınıflarda bulunan bilgisayar ve internet ağıyla teknolojik bir çok değişiklik anında eğitime yansıtıldı.E-okul ve e-karne uygulamasına geçildi.Bunun bir çok olumsuz sonucu öngörülmediği için bir çok çocuk ve yetişkin bu sürece kurban edildi.Açıkcası bu değişikliklerin hiçbiri insan kalitesini artırmadı.Daha erdemli;merhametli,adaletli,sorumluluk sahibi ,özgüveni yüksek çocuklar yetiştirmedi.Bundan önceki bakanımız belki bu vesileyle olsa gerek geçen yıl ki ilk demecinde eğitim sürecinde değerler eğitimine uzunca bir bölüm ayırdı.
Milli eğitimin yüksek amaç ve hedefleri ,milli ideolojisi sağlıklı (her yönüyle sağlık)nesiller yetiştirmekte çok da başarılı oldu denemez.Kıl tüyle uğraşmaktan,her sabah Türküm doğruyum diye and içirtmekten ,kırılan büstlerin sorumlusu inekler olsa da,art niyet arayıp suçlulular yaratmaktan daha önemli işleri olmadı eğitim bakanlığının.Özsaygısı ,güveni yüksek,karakterli ,adaletli,merhametli nesillere değil her koşul ve şartta rejimin bekçisi olacak insanlara ihtiyaç duydu eğitim sistemi.Vatandaş değişmesi gereken alışkanlıkları,değerleri olan potansiyel bir tehlikeydi.Çocuklar iki ayrı dünyayı yaşadı ve yaşıyorlar.Okulda öğretmenin anlattığı ,evde anne babanın anlattığı arasında sıkışıp kaldılar.Çift kimlikli varlıklara dönüştüler,ortamına göre davranan bukalemunlar oldular.Milli eğitimin politikaları her gelen bakanla birlikte değişti.Esen rüzgara göre yön değiştirildi.di.Almanlar şöyle yaptı,yapalım,İngilizler şöyle yapmış,deneyelim den öteye geçmedi uygulamalar.Her yeni uygulama ile bir kuşak kaybedildi.Nasıl olsa eğitim zorunluydu,insanların başka çaresi yoktu.Basit bir okuma yazma ve 4 işlem bilgisi için 8 yıl sırada oturmak zorunlu ve sonuçta hala okuma yazmakla sorunu olan bir çok insan varsa önümüzde bir yerlerde problem var demektir.Bu ülkede öğretmenlerin bir çoğunun donanımı aldığı 4 yıllık lisans eğitimi.Daha sonrasında bir tek kitabın kapağını aralamamış,mesleğiyle ilgili gelişmeleri,bilimsel verileri hiç takip etmemiş binlerce öğretmen var.Ülkesinden,dünyadaki gelişmelerden bi haber bir ömür geçiren.O yüzden her öğretim yılı başında okullarda ciddi bir arayış başlar.En iyi öğretmeni bulma,göz bebeğimiz çocukları en ehil öğretmene verme yarışı.En azından en zararla okulu bitirsin çocuklarımız diye.
Şimdilerde Eğitim Bakanlığında hummalı bir değişim sürüyor. Yapısal,köklü ve vizyoner bir değişiklik yapıldığına dair haberler okuyoruz.Bu ülkenin kanıksanmış eğitim sorunlarına çözüm üretecek ,ideolojik saplantılardan arınmış bir yapının acilen hayata geçirilmesini diliyoruz.
27.09.2011
Bu makale 509 kez okundu...