Site içi arama :
Gündem Üstü
Haftanın Anketi
Ali Rıza Akgün
İslam’ın İkinci Gariplik Dönemi
Email: ar.akgun@ozgundurus.com

Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuş: “İslam garip olarak başladı ve tekrar garipleşecektir.

Gariplere müjdeler olsun.” Ashap; Ey Allah’ın Resulü o garipler kimlerdir?” dediler. Efendimiz; “Onlar, insanlar tarafından ifsat edilen sünnetimi ıslah edenlerdir.” Başka bir rivayette; “Onlar, kalabalık ve isyanları itaatlerinden fazla olan bir topluluk içersinde yaşayan, az ve iyi bir topluluktur.” (Müslim-Tirmizi)

 Efendimizin buyurduğu gibi, İslam garip olarak başlamıştı. Mekke halkına garip geliyordu Hz. Muhammed’in anlattıkları. “Muhammed nereden çıkardı bunları, biz atalarımızdan böyle şeyler duymadık” diyorlardı. Peygamber ve Müslümanlar pek taraftar bulamıyorlardı, gariplerdi.

 Efendimiz, Sünnetinin insanlar tarafından ifsat edileceğini, Müslümanlar içerisinden azınlık bir gurubun Sünnetini ihya etmek için uğraşacağını, bunların insanlar tarafından ilk Müslümanlarda olduğu gibi yine garip karşılanacağını haber veriyor ve onları müjdeliyordu.

Burada sözü edilen Sünnet, günümüzdeki bazı Müslümanların anladığı şekilde Efendimizin günlük yaşantısındaki yeme-içme, oturup-kalkma, giyim-kuşam ve beşeri münasebetlerindeki sadece ‘uygulama şekli’ değildir. Asıl Sünnet, Hz. Muhammed’in Tevhit ve Din anlayışı, Dini yaşarken ve yaşatırken takip ettiği yol-yordam ve usuldür. Onun Tevhit ve adalet anlayışı, Allah’a (c.c) ve dine karşı ciddiyeti, samimiyeti, dürüstlüğü, istikameti ve benzeri ulvi özellikleri büyük sünnetlerinin bazılarıdır. Hz. Muhammed’in bizzat uygulayarak insanlığa bıraktığı dini anlayış ve yönelişteki sapmaları ıslah edenler bugün garip karşılanmaktadır.

Çağımızdaki Müslümanlar için tecrübe hazinesi ve yirminci asrın büyük şehidi Seyyid Kutup’un kardeşi üstad Muhammed Kutup, hadisi şerifte bahsedilen İslam’ın ikinci garipliğini şöyle açıklıyor: “Birinci gariplik döneminde İslam’ın genel esasları, inanan-inanmayan bütün insanlar tarafından çok açık bir şekilde anlaşılıyor ve biliniyordu. İnanan bilerek, inkâr edende bilerek inkâr ediyordu. Aradaki fark inanıp, inanmama farkıydı. O dönemde garipliğin sebebi inananların azlığı, zayıflığı, inançsızlar nazarında değersiz görülmeleri, İslam’ı reddedenlerin ise çokluğu ve azgınlıklarından kaynaklanıyordu.

İkinci gariplik dönemine gelince, bu dönemde ilginç olan İslam sadece karşıtları tarafından değil, bizzat Müslümanlar tarafından da garip karşılanmasıdır. Onlara bu dini gerçek mahiyetiyle sunduğunuz zaman çoğunluğu ondan ürker ve ‘Sen bunları nereden çıkartıyorsun? Bizim bildiğimiz İslam bu değildir’ derler. Bir yatırın başında durup ona ellerini süren ve ondan bereket, yardım veya şifa dileyen birisine; `Bu yaptığın şirktir, böyle yapmak caiz değildir` diyecek olursanız, o kişi size; `Bunu nereden çıkartıyorsun? Kesinlikle sen İslam’ı ruhaniliğinden ve maneviyatından soyutlamak isteyen bir kişisin` der.

Allah`ın indirdiklerine aykırı kanun koyan veya Allah`ın şeriatı dışında her hangi bir şeriata razı olan bir kimseye: `Bu şirktir` dediğinizde, size: `Nereden çıkartıyorsunuz bunu? Bu bir aşırılık, donukluk ve gericiliktir, dünya evrim geçirdi.` der. Ya da en azından: `Kimi şirk kimi şirkten daha alt mertebededir. Bu dinden çıkartan bir şirk değildir` diye cevap verir. Sosyoloji, psikoloji veya tarih hocasına; `Sizin okuttuğunuz çoğu konular İslam’la bağdaşmamaktadır. Bazı konular ise İslam inancıyla açık bir şekilde çelişmektedir` diyecek olursanız -istisnalar hariç- size şöyle diyeceklerdir; `İslam’ın bununla ne ilgisi vardır? Siz İslam’ı her şeye sokmak istiyorsunuz, bu bir ilimdir. İslam ise dindir. Dinin ilimle ilgisi yoktur.”  ve daha yüzlerce meselede…

İslam’ın ilk gariplik döneminde peygamber ve Müslümanlar büyük bir çaba harcamışlardı. Bugün, İslam’ın ikinci gariplik döneminde ise İslami davet, hem tanıtma, hem de insanları eğitme noktasında daha çok çabanın ortaya konulmasını zorunlu kılmaktadır. Çünkü İslam’ın bir kısmını bilip, diğer kısmını bilmeyen, fakat tümünü bildiğini zanneden bir topluluğa İslam’ı tanıtmak çok büyük bir problemdir.”

İslam dini bugün hakikatinden uzaklaştırılarak `temiz kalplere ya da bidatçi ve hurafeci bir anlayışa’ indirgenmeye çalışılmaktadır. İslam inanç ve amel bütünlüğü içerisinde yaşanılması ve yaşatılması gereken bir hayat nizamı olmaktan çıkartılıp sadece bir ahlak nizamı, Hz. peygamber ve Kur`an da sadece ahlak peygamberi ve ahlak kitabı haline getirilmek istenmektedir.  

Sosyolojik bir gerçektir; `İnsanlara, hâkim anlayışlar ve yaygın kültürler hükmeder. Gelinen noktada dini algılamadaki hâkim kültür ve anlayış şudur: `Kelime-i Şahadet getiren herkes bu kelimeyle dine girdiği gibi bununla da dinde devam eder ve sonunda Cennete girer. Bu konuda asıl sorumluluk böylesi eksik ve yanlış bir din anlayışını insanlara sunan öncülerdedir. Bu söylem insanımızı namazsız, oruçsuz, zekâtsız ve İslami kurallara göre yaşama ihtiyacı hissetmez bir hale getirmiştir. Çünkü devamlı bir şekilde ne yaparsanız yapın her halükarda Müslümansınız şeklindeki çağdaş Mürcie anlayışı insanımızı rahatlatmıştır.  

‘Özel ilgiye ve davete’ muhatap olmayıp sadece piyasadaki din anlayışıyla dinlerini öğrenmeye ve yaşamaya mahkûm olan insanlarımızın vay haline! Gerçek İslam’la muhatap olmadıkları gibi ninnilerle uyutularak gerçeği arama ihtiyaçları da köreltiliyor o insanların!.

Şuan Hıristiyanların pazar günleri kiliseye giderek günah çıkartmalarına benzer bir durum Müslümanlar içinde söz konusudur, onlarda haftada bir cumaya, bayrama veya mevlide giderek günahlardan temizlendiklerine inanıyorlar. Her geçen gün daha çok yaygınlaşan Şeriatsız ve amelsiz din anlayışı Müslümanların şuur dünyasında İslam’ın sabitelerini sarsmaya, bir tür helal-haram, şirk-tevhit koalisyonu oluşturmaya devam etmektedir. Şüphesiz bu çok tehlikeli bir gidişattır

Böylesi eksik ve çarpık bir İslam anlayışının söz konusu olduğu günümüzde, Efendimizin tarif ettiği gariplerden olanlara ne mutlu.

15.12.2009

Bu makale 640 kez okundu...

Yorumlar Toplam Yorum Yapılmış
  • salih ziya şenocak / 17-12-2009 05:00 selam
    selam hoca... yazınızı elden geldıgınce takıbedıyorum bır cok dogruya parmak basıyosunuz teskkurler ancak evet ancakı var cunku bazan mutlak dogruymus gıbı sunduklarınız konusunda kaygılıyım.ornegın bu yazının basında zıkrettıgınız ve muslim tirmizi mahreclı haberlerın ne derecede sahıhlıgı bence ıyı sorgulanmalı.cunku bahsı gecen konuda daha farklı haberler de mevcut arastırırsanız tersı anlamda haberlerıde goreceksınız.bence ılk akla gelen meshur sozlerı kontrol etmeden heleki haftalık bı gazetede yayınlamayın
Günün Yazısı

Günün Yazısını okumak için tıklayınız...

Bugünkü Gazete Manşetleri
İKTİBASLAR
Link Bankası