Site içi arama :
Haftanın Anketi
Filistin Baharı
Email:



Filistin yönetimi gecikmiş bir adımı nihayet attı. Filistin devletinin BM tarafından üye kabul edilmesi için resmi başvurusunu yaptı.

 Genel Sekreter kendisine verilen başvuru mektubunu Güvenlik Konseyine gönderecek. Bu konsey beşi daimi olmak üzere on beş devletten oluşuyor. Bu konseyde İsrail’in yanında yer aldığını resmen beli eden Amerika, kararı veto edeceğini söylüyor. Diğer tarafta Rusya, Çin, Hindistan, Brezilya, Güney Afrika ve Lübnan gibi destek veren ülkeler var. İngiltere, Fransa, Almanya ve Portekiz çekimser kalacaklarını söyledi. İş oylarının rengini belli etmeyen Nijerya, Bosna Hersek ve Gabon’da bitiyor. 

En az dokuz ülkenin evet demesi gerekiyor genel kurula gelebilmesi için.

Burada ciddi tartışmaların olacağı bunun içinde işe yavaşlatacakları söylenmektedir. Kazanan tarafın kim olacağı ileriki zamanlar gösterecektir.  

Yaklaşık bir yıldır Mahmud Abbas başvuruyu dilendiriyordu. Ama bu daha çok İsrail ile masaya oturmak için bir tehdit olarak algılanıyordu.

Amerika ve İsrail dostları Abbas’ın bu yanlışa düşmemesi gerektiğini her seferinde kulağına fısıldıyorlardı. Doğrusu Abbas’ta bundan çok emin değildi. Daha çok “olabilirde olmayabilirde” arasında gidip geliyordu.

İsrail ise bunu blöf olarak görüyordu, çokta umursamıyordu. Dostları aracılığıyla baskıyı artırarak bu işin üstesinden gelebileceğine inanıyordu.

Hele İsrail için Mahmud Abbas dışarıdan biri değil, bir dost olarak telakki ediliyor ve Arafat’tan alamadıkları tüm tavizleri koparacaklarına inanıyorlardı.

Peki ne zamana kadar?

İşte burada Arap Baharı diye isimlendirilen değişimler olana kadar. Artık ipler diktatör ve emperyalizmin uşaklarının elinde değildi. Diktatörler halk tarafından gönderilmişti.

Artık diktatörler değil halk konuşacaktı. Bin Ali, Mübarek gitti. Diğer uşaklar ise yoldadır. Bu durum İsrail’i tutuşturdu.

Daha önceleri dostlarına yarım ağızla Abbas’a BM’ye gitmemesi için baskı yapılmasını isterken, Arap Baharı ile birlikte şartların değiştiğini gördü. Netenyahu başta olmak üzere tüm hükümet ortakları, Filistin Devletin BM’de kabul edilmemesi için yurtdışı gezilerine başladılar.

Çünkü BM’nin almış olduğu onlarca karara rağmen Filistin topraklarında istedikleri gibi at oynatıyorlardı. BM almış olduğu kararların gereğini yerine getiremeyecek kadar taraflı davranıyor. Bu durum İsrail’e yeni yerleşim yerleri açmak için iyi bir fırsat iken, Filistinliler için hayatın daha da çekilmez olduğunu gösteriyordu.

Arap Baharı, tüm Arap diktatörlerin gözünü korkuttuğu gibi Mahmud Abbas’ın da gözünü korkuttu.

Ağzından çıkan sözü yerine getirmek zorundaydı. Yoksa uzun zamandan beri yetersizliği tartışılan biri daha fazla yerinde bırakılamazdı. Birçok diktatörün başına gelenin onun başına gelmemesi için bir neden yoktu.

Zaten Filistin toprakların büyük kısmı işgal altındaydı. Kalanı ise bölünmüştü ve bölünmenin sebebi Abbas’ın basiretsiz yöneticiliği ve Amerika ve Avrupa Birliğinin direktiflerinin dışına çıkmamasından kaynaklanmıştı.

Bu durum İsrail’i cesaretlendirmiş ve Gazze’de binlerce kişinin canına mal olmuştu. Filistinliler tüm bunları net olarak okuyabiliyorlardı artık.

Abbas tüm bunları bildiğinden geri adım atmadı. Çünkü Arap Baharı yeni bir hava oluşturmuştu. Korkak, pısırık ve özgüven duygusundan yoksun bir halk gitmiş ve onurunu kazanmak için canını ortaya koyan bir halk gelmişti.

İşte Abbas yerini korumak ve bu yeni oluşmuş olan hava içinde BM Genel Kurulunda bir konuşma yaptı.

Bu konuşmadaki tüm cümlelerde; Arap Baharının tüm yansımalarını görmek mümkündür. Türkiye’nin destekleyici tutumunun da varlığı yadsınamaz.

Filistin devletinin var olabilmesi için bu havanın devam etmesi şarttır. Bu şart tüm Müslüman halkları içine almalıdır.

      

 

 

 

04.10.2011

Bu makale 409 kez okundu...

Yorumlar Toplam Yorum Yapılmış
    Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış
Günün Yazısı

Günün Yazısını okumak için tıklayınız...

Özgün Duruş Yazarları
Bugünkü Gazete Manşetleri
Link Bankası