Site içi arama :
Haftanın Anketi
Siyaset
27-09-2011 / 10:34
`Çözüm sivil siyasi reformlarda`
Uluslararası Kriz Grubu (ICG), “PKK`nın silahlı mücadelesine son vermek” başlıklı 44 sayfalık bir rapor yayınladı. Dünyaca saygınlığı bilinen ICG, Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından da destekleniyor.

Ankara’daki patlama ve Siirt’teki saldırılarda 7 kişinin ölmesi her geçen gün çatışma bilançosunun ağırlaştığı bir dönemde yayınlanan ICG raporu çözüme dönük olumlu somut öneriler içeriyor. ICG,  Sorunun çözümü için hükümete, BDP ile uzlaşma çağrısı yaparken, sınır ötesi hava ve kara operasyonundan uzak durulmasını önerisinde bulunarak, “Sıcak savaş ve askeri taktikler, Kürt sorununu 1990`larda çözemedi ve şimdi de çözemeyecek” denildi.

Uluslararası Kriz Grubu`nun 44 sayfalık raporunda ayrıca PKK ve BDP`ye de çağrılar yapıldı. ICG, “Son zamanlardaki şiddet göz önünde bulundurulduğunda olumlu bir dinamiğe geri dönmek için iki tarafın da zihinsel olarak somut ve stratejik bir atılım yapması gerekiyor” dedi.

Raporda, Kürtçe anadilde eğitim, yüzde 10 barajının düşürülmesi, Öcalan ile müzakerenin sürdürülmesi, BDP`nin Meclis`e dönmesi, polisin Kürt göstericilere karşı şiddet uygulamaması için eğitilmesi, sınır ötesi kara ve hava operasyonlarından uzak durulması, belediyelere eşit muamele, PKK’nın saldırılarına son vermesi ve hükümetin cesur adımlar atarak, sivil siyasi reformları devam ettirmesi önerilerine yer verildi.

 ASKERİ YÖNTEMLER ÇÖZÜM GETİRMEZ

Çatışma şiddetinin arttığı ve bilançonun her geçen gün ağırlaştığı bir konjonktürde yayınlanan ICG Raporunun özet ve öneriler bölümünde şu ifadeler dikkat çekti: “Şiddetin aniden artması, PKK’nın 27 yıldır devam eden silahlı mücadelesine müzakere yoluyla son verilmesi planlarını suya düşürdü. Türkiye`de Haziran ortasında yapılan seçimlerden bu yana çatışmalarda 110`dan fazla kişi öldü, ülke çapındaki etnik sürtüşme fikirleri sertleştirdi, hükümet PKK üslerini bombalamaya ve yakın zamanda kuzey Irak`a bir kara harekâtı gerçekleştirmekten söz etmeye başladı. PKK, yeni terör ve saldırıları dalgasına bir an önce son vermeli ve Türk makamları, her türlü şiddeti durdurmak amacıyla bu tırmanışı kontrol altına almalı. Sıcak savaş ve askeri taktikler, Kürt sorununu 1990`larda çözemedi ve şimdi de çözemeyecek. Çözüme, geçtiğimiz on yılda yapılan ve Türkiyeli Kürtlere eşit haklar vermeyi kısmen başaran anayasa, dil ve hukuk alanlarındaki reformları daha da ileri götürerek ulaşılabilir ancak. Son zamanlardaki şiddet göz önünde bulundurulduğunda olumlu bir dinamiğe geri dönmek için iki tarafın da zihinsel olarak somut ve stratejik bir atılım yapması gerekiyor. İki taraf da kendisinin 1984`ten bu yana 30.000`den fazla insanın ölümüne neden olan silahlı çatışma sarmalına kapılmasına izin vermemeli.

BDP`YE MECLİSE DÖN ÇAĞRISI

BDP ve DTK`yi “Türkiyeli Kürtlerin milliyetçi hareketi” içerisinde ele alan raporda, BDP`ye Meclis`e dönme çağrısı yapıldı. Raporda şu öneriler sıralandı: “Türkiyeli Kürtlerin milliyetçi hareketi, Türkiye içinde yasal ve şiddetten uzak bir mücadeleye kati olarak angaje olmalı ve seçilmiş temsilcileri, Türkiyeli Kürtlere uzun süredir tanınmayan evrensel haklarını verebilecek ülke çapındaki reformların yapılabileceği tek yer olan meclisteki yerlerini almalılar.” denildi.

SİYASİ REFORUMLAR DEVAM ETTİRİLMELİDİR

 Ayrıca raporda siyasi reformların devam ettirilmesine vurgu yapıldı. ICG raporunda, tüm Türkiyeli Kürtleri tam saygı gören vatandaşlar olduklarına ikna edecek olan radikal yasal, toplumsal ve siyasal önlemleri hayata geçirmeliler. Şiddet yanlısı olmayan milliyetçilere ulaşmalılar ve cezaevindeki lider Abdullah Öcalan da dahil olmak üzere PKK ile uzun süredir devam eden silah bırakma müzakerelerini terk etmemeliler. PKK`nin son zamanlardaki saldırılarını önlemek için kararlılıkla hareket etmekte haklı olsalar da yetkili makamlar, göze göz dişe diş tavrı nedeniyle tırmanan şiddetin tuzağına düşmekten kaçınmalılar. Türkiye`nin kuzey Irak`taki PKK kamplarına karşı yaptığı pek çok büyük harekat geçmişte hiçbir şeyi çözemedi. Daha güçlü taraf olan yetkili makamlar, bunun yerine çatışmaya son vermek için fırsatlar yaratmakta öncülük etmeli.”
 
AK Parti iktidarı için, “Geliştirdiği Demokratik Açılım vaatleri, 2009`un sonlarından itibaren tüm eksikleri, hataları ve başarısızlıklarına rağmen ilerisi için en iyi yol olmayı sürdürüyor” denilen raporda, hükümetin reformlarına da yer verildi ancak şunlar eklendi: “Ne var ki bu reformları yaparken yetkili makamlar, seçilmiş belediye başkanları ve milliyetçi parti üyeleri de dahil yüzlerce Türkiyeli Kürt milliyetçiyi tutukladı. 3.000`den fazla milliyetçi aktivist parmaklıklar ardında ve bunların pek çoğu, AKP`nin sorumlu olduğu yasalar yürürlükteyken fikirlerini şiddete başvurmadan açıkladıkları için `terörist` olarak ceza almış durumdalar.”

Raporda AK Parti`ye de şu çağrılar yapılıyor: “AKP`nin nispeten açık fikirli yaklaşımı, partinin Türkiyeli Kürtlerin oylarının yarısını kazanmasını sağladı; ancak hükümetin daha da ileri gitmesi ve diğer yarısını ve onların temsilcileri olan Kürt milliyetçi hareketindeki karar alıcıları da sürece tam anlamıyla dahil etmesi gerekiyor. Kürt dillerine ve kültürüne saygılı eğitim seçenekleri sunmalı ve milliyetçileri terörist diye haksız yere cezaevine gönderen yasaları yeniden kaleme almalı. Ayrıca politikalarının tüm askeri, hukuki makamlar ve devlet organları tarafından tam olarak uygulanmasını garanti altına almalı. Aksi takdirde Haziran 2011 seçimlerinden sonraki gelişmelerin gösterdiği üzere milliyetçiler ikna olmaktan uzak ve tehdit altında hissedecek ve uzlaşmaya dayalı bir çözüme ulaşmaya hazır olmayacaklar.”
Kürt sorununu çözmede reformun elzem olduğu, evrensel hakların verilmesinin taviz demek olmadığı, Türkçenin ülkenin resmi dili olarak zarar görmediği, hemen hemen tüm Türkiyeli Kürtlerin birleşik bir Türkiye`de yaşamaya devam etmek istedikleri yolunda genel Türk kamuoyunun ikna edebilmek için seslerini yükseltmeliler. Hükümet, güvenlik güçlerine PKK`li militanları öldürmekten ziyade mümkün olduğunca canlı yakalamaları yönünde emir vermeli ve yasal Kürt milliyetçi partisini en geniş kapsamda sürece dahil etmeli.”

PKK`YA SALDIRILARI DURDUR ÇAĞRISI YAPILDI

 Son olarak yaşanan Ankara’daki bomba patlaması ve Siirt’te 4 kadının öldürülmesi ile gerçekleştirilen saldırıların gündemde olduğu bir dönemde yayınlanan ICG raporunda, PKK`ya da saldırılarına son vermeye çağrısı yapıldı. Raporda “Öte taraftan PKK ise saldırılarına derhal son vermeli. Daha geniş anlamdaki Türkiyeli Kürt milliyetçi hareketinin, sivilleri, memurları ya da devriye gezen polis veya askerleri hedef almanın, Kürtlerin arzuladığı ve hak ettiği daha fazla hakkı elde etmelerini sağlamasının mümkün olmadığını açıkça ortaya koyması gerekiyor. Bunun yerine daha ziyade Barış ve Demokrasi Partisi`nden (BDP) seçilen milletvekilleri, meclisteki yerlerini almalı ve hükümetin vaat ettiği anayasa reformları yoluyla değişim sağlamaya odaklanmalılar. Türkiyeli Kürt milliyetçiler, taleplerinde belirgin ve açık olmalılar ve örneğin PKK militanlar için af konusu gibi anlaşmalara sadık kalmalılar. Türkiye, Suriye, Irak ve İran`ın topraklarını bölerek bağımsız bir Kürdistan kurma fikrinden samimiyetle vazgeçtiklerine ve Türkiye içinde demokratik bir gelecek için uğraş verdiklerine dair Türkiye`nin batısındaki kamuoyunu ikna etmeliler. Odak noktası, savaşı sona erdirmeyi ve barışçıl araçlarla evrensel haklara ulaşmayı hedef almış, yasal, ulusal bir siyasi parti geliştirmek olmalı.” İfadelerine yer verildi.  

 ICG raporunda uluslararası topluma da şu çağrı yapıldı: “Uluslararası toplum üyeleri artık bu çatışmada yalnızca dolaylı roller oynuyorlar. 2007`den bu yana ABD, PKK`lı savaşçıların çoğunluğunun konuşlandığı dağlık Irak sınırında havadan keşifle gerçek zamanlı istihbarat sağlayarak NATO müttefiki olan Türkiye`yi destekliyor. AB devletleri, PKK`nın Avrupa`da para toplamasına ve yandaş kazanmasına izin vermenin tehlikelerinin geçtiğimiz yıllarda farkına vardılar. Ne var ki Türkiye, Kürt sorununu sadece askeri yöntemler kullanarak çözmeye karar verirse kendini bölgedeki demokratik standartları belirleyen ülke olarak inandırıcı şekilde takdim edemeyecektir. Meşru güvenlik önlemlerinin yanı sıra Türkiyeli Kürt vatandaşlarının evrensel insan haklarını tam anlamıyla tatmin etmeli. Türkiye için geçmişte Kürt istikrarsızlığının dış kaynağı olan iki ülkeden Suriye`deki güvenlik durumu kötüye giderken ve ABD`li askerler Irak`tan çekilirken Ankara, bu en acil ve tehlikeli sorununun içteki ana kökenlerini çözmek üzere cesur adımlar atmak için kaçınılmaz bir zorunlulukla yüzleşmeli.”

 


Bu haber 203 kez okundu...
Yorumlar Toplam 0 Yorum Yapılmış
    Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış
Günün Yazısı

Günün Yazısını okumak için tıklayınız...

Özgün Duruş Yazarları
Bugünkü Gazete Manşetleri
Link Bankası