Site içi arama :
Haftanın Anketi
Haber-Analiz
27-09-2011 / 10:32
Filistin “devlet” olmaya hazırlanıyor
Son yılların en hareketli Birleşmiş Milletler Genel Kurulu`nu izliyoruz denebilir. Bunun en büyük sebebi ise Filistin Devleti`nin varlığının kabul edilip edilmeyeceği sorusuna aranan cevap.

ENGİN DİNÇ

Birleşmiş Milletlerin 66. Genel Kurulu bu satırlar yazıldığı anda New York’ta devam ediyordu. Bu yıl yapılan BM Genel Kurul toplantılarını özel kılan ise Filistin Devleti’nin BM tarafından resmen tanınması için yapılan başvurunun ardından nasıl bir sonuç elde edileceği…

 

ÖNCE BM GÜVENLİK KONSEYİ’NE BAŞVURULDU

Filistin tarafı BM’e yapılacak başvuruda nasıl bir yöntem takip edileceğini de belirledi. Buna 66. dönem BM Genel Kurulu genel görüşmeleri nedeniyle New York`ta bulunan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas`ın cuma günü Genel Sekreter Ban Ki-mun`a Filistin`in BM`ye tam üyelik talebinde bulunan resmi mektubu sundu. Mektup Genel Sekreter Ban tarafından 15 üyeli BM Güvenlik Konseyi`ne gönderildi. Filistin’in BM’de tam anlamıyla bir devlet olarak tanınması için 15 üyeli Güvenlik Konseyi’nden 9’unun oyunu alması gerekiyor. Rusya ve Çin gibi Güvenlik Konseyi’nde veto hakkında olan ülkeler Filistin Devleti’ne destek verecek. Ancak ABD, Filistin Devleti’ni veto edeceğini açıkladı.

 

Güvenlik Konseyi`nin söz konusu mektubu inceleyip bir karar tasarısı hazırlaması halinde ise ABD`nin ne yapacağı merak ediliyor. Ancak Güvenlik Konseyi`nin mektubun kendisine iletilmesinin ardından bu konuda hemen harekete geçmesi zorunluluğu bulunmuyor. BM kulislerinde böyle bir durumda sürecin yavaş işleyebileceği de konuşuluyor.

 

Şu anda BM`de sadece ``gözlemci`` statüsünde bulunan Filistin`in BM`ye devlet olarak tanınarak tam üye olabilmesi için Güvenlik Konseyi`nin kendisine yeşil ışık yakması, ardından da Genel Kurulun Filistin`in tam üyeliğini kabul eden bir karar alması gerekiyor. Filistin`in Genel Kurul`da kendisini destekleyen ülkelerin sayısının en son 126 olduğu açıklanmıştı. Filistin`in Güvenlik Konseyi`nde yapılacak bir oylamada ise 15 ülkenin en az 9`unun oyunu alması gerekiyor. Ancak Güvenlik Konseyi`nde ABD`nin yanı sıra başka bazı ülkelerin de Filistin`in tam üyeliği konusunda çekinceleri olduğu konuşuluyor.

 

Çekincesi olan ülkelerin başında ise tabi ki, İngiltere ve Fransa geliyor. Zira ABD’nin yanı sıra bu ülkelerin de Filistin tarafına “bir devlet olarak tanınmaması için” başvuru yapmaması yönünde İngiltere ve Fransa da vardı.

 

FİLİSTİN TARAFINA YOĞUN BASKI

Filistin tarafına ilk olarak ABD Başkanı Barack Obama’dan uyarı geldi. ABD Başkanı Barack Obama, İsrail ve Filistin`e müzakere masasına dönme çağrısında bulundu. BM Genel Kurulu Genel görüşmelerinin açılışında konuşan Obama, "barışın zor bir iş olduğunu, o kadar kolay olsaydı şimdiye kadar sağlanacağını" belirtti. ABD Başkanı, "Barış, BM kararları ve beyannameleriyle gelmeyecektir" ifadelerini kullandı.

 

ABD Başkanı Barack Obama ise Filistinlileri başvuru yapmaktan vazgeçirmek için devreye girdi. Obama önce İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile bir araya geldi. Doğrudan görüşmelerin Ortadoğu barışı için tek yol olduğunu kaydeden Netanyahu, Filistin`in BM`de bir devlet olarak tanınma çabalarının başarılı olmayacağını kaydetti.

 

Daha sonra Filistin Özerk Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas`la görüşen ABD Başkanı Barack Obama, devlet statüsü için yapacakları başvuruyu veto edeceğini söyledi. Ancak iki liderin görüşmesi sırasında Abbas, başvuruyu planlandığı gibi yapacağını söyledi.  ABD Başkanı Obama’nın hem BM Genel Kurulu’ndaki konuşması, hem de Filistin tarafına yaklaşımı ise Filistin halkı ve Arap Birliği tarafından tepkiyle karşılandı. Özellikle Batı Şeria ve New York’ta Obama’yı protesto gösterileri düzenlenirken, Arap Birliği Başkanı Muhammed Sbeih, Obama’nın Filistin tarafının barış görüşmelerindeki yapıcı rolünü göz ardı ettiğini söyledi.

 

Güvenlik Konseyi`nin daimi üyelerinden Fransa`nın Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve İngiltere`nin Dışişleri Bakanı William Hague de New York`ta Genel Kurul toplantıları öncesinde Filistin lideri Mahmud Abbas`la görüştü. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy`nin de Filistinlilere başvuru yapmaktan vazgeçmeleri tavsiyesinde bulunduğu belirtildi. Buna rağmen Sarkozy veto kararının, bölgede şiddet döngüsü başlatabileceği uyarısında bulundu.

 

ZAMAN KAZANMA ÇABASI SÜRÜYOR

Her şeye karşın Batılı diplomatlar, veto sürecini ertelemek için zaman kazanmaya çalışıyor. BM diplomatlarından edinilen bilgilere göre, BM üyeleri barış sürecini canlandırmak amacıyla süreci yavaş işleterek zaman kazanmaya çalışabilir. BM Güvenlik Konseyi`nin başvuru mektubunun kendilerine ulaşması halinde hemen harekete geçme zorunluluğu bulunmuyor. Bu yüzden Filistin’in tanınma talebinin Güvenlik Konseyi’nde görüşülmesinin zamana yayılması planlanıyor. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas`ın özel temsilcisi Nebil Şaat da Filistin`in BM`de tanınması talebinin değerlendirilmesi için BM Güvenlik Konseyi`ne zaman vermeye hazır olduklarını söyledi.

 

Bu arada ABD, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve Rusya`dan oluşan Ortadoğu Dörtlüsü de, İsrail ve Filistinlileri yeniden müzakere masasına davet etmek amacıyla ortak bir açıklama yapmak için görüşmelerde bulundu. Ancak taraflar ortak bir bildiri üzerinde şimdiye dek uzlaşma sağlayamadı.

 

TÜRKİYE’NİN TAVRI NASIL?

Filistin Devleti’nin BM’de tanınması konusunda Türkiye’nin de tavrına birkaç cümleyle değinmekte fayda var. İsrail’le ilişkileri şimdiye değin hiç olmadığı kadar gerilen Türkiye’nin tavrını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma ve New York’ta verdiği demeçlerde açıkladı. Başkan Erdoğan bu konunda, ``Aslında Birleşmiş Milletler 1947 yılında 181 sayılı kararla Filistin`i devlet olarak ilan etmişti ama ne yazık ki bu uygulamaya konulmadı. Türkiye`nin Filistin devletinin tanınmasına desteği koşulsuzdur” diye konuştu. “Şu anda İsrail burada bir işgalci durumunda. İşgalci durumunda olduğu halde hala daha fazlasını almanın gayreti içinde. Bu insanlar şu anda aslında topraklarını kurtarmanın gayreti içindeler. Ve dünyadan da adaletin tecellisini bekliyorlar. Yapılan budur.” ifadelerini kullanan Başbakan Erdoğan, ABD Başkanı Obama’nın da geçen yıl BM Genel Kurulu`nda yaptığı konuşmada Filistin tarafının taleplerine benzer bir tavır takındığını söyledi. 

 

Başbakan Erdoğan, Filistin tarafının Vatikan benzeri bir devlet değil, gerçek anlamda bir devlet olarak tanınması gerektiğini ise şu sözlerle ifade etti: ``İsrail belli bir ekonomik güce, belli bir silah gücüne sahip. Söylediği ne? `Filistin`in elinde silahı olmayacak`. Senin elinde atom bombasına kadar her şey var, Filistinlilerin elinde bir tane silah dahi olmayacak. Bu bir akıl tutulmasıdır. Bunun akılla mantıkla izahı olmaz.``

 

----KUTU --- (NEJDET ABİ SIĞMAZSA BURAYI EKLEMEYİZ)

HAMAS Filistin Devleti başvurusu için ne diyor?

 

Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas`ın BM`ye yapacağı başvuru öncesi Hamas, BM`ye yapılan başvuruya kesinlikle karşı olduklarını açıkladı. Filistin Başbakanı İsmail Heniyye, Mahmud Abbas`ın bağımsız Filistin devletinin tanınması için BM Güvenlik Konseyi`ne başvurma kararının "siyasi macera" olduğunu söyledi.

 

Heniyye, Abbas`ın bu adımının Filistin halkının iradesini yansıtmadığını ifade etti. Heniyye, "Filistin hakkıyla oynamak isteyen hiçbir yöneticiye ve taviz verecek hiçbir kimseye yetki yok" dedi. Heniyye daha sonra şöyle konuştu: "Biz, Siyonist işgal rejimini tanımama ve topraklarımızın bir karışından dahi taviz vermeden Filistin`in kurtarılan toprakları üzerinde bağımsız bir devletin ilanından yanayız."

 

Hamas sözcüsü Sami Ebu Zuhri ise, "BM`de yapılan görüşmeleri başladığı günden beri söylüyoruz, Filistin Devletinin kurulmasına yönelik başvuru tamamen Mahmut Abbas`ın şahsi kararıdır, bu Filistin`i bağlamaz. Görünürde estetik bir karardan öteye geçmez çünkü bu başvurunun Filistin halkına hiçbir faydası yok" dedi.

 

Hamas ayrıca Filistin Devletinin kurulması halinde 1967 öncesi sınırlarının otomatikman reddedileceğini ve bugün işgal altında olan Filistin topraklarının Filistin yönetiminin kendi isteğiyle İsrail`e ilhak edileceğinin, bu nedenle böyle bir karara karşı çıktıklarını açıkladı. Hamas, bu haliyle kabul edilecek bir Filistin Devleti’nin mültecilerin tekrar kendi topraklarına dönmesine engel olacağına işaret ediyor. Bu arada Hamas’ın BM’ye yapılan başvuru sonrası Fetih’le yapılan görüşmeleri de askıya alabileceği ifade ediliyor.

 

BM nezdinde tanınmanın sembolik bir önemi bulunuyor. Ancak Mahmut Abbas, tanınmanın barış görüşmelerinde ellerini güçlendireceğini savunuyor. Filistin’de yapılan bir araştrıma ise halkın yüzde 80’inin Abbas’ın başvurusunu olumlu bulduğuna işaret ediyor.


Bu haber 329 kez okundu...
Yorumlar Toplam 0 Yorum Yapılmış
    Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış
Günün Yazısı

Günün Yazısını okumak için tıklayınız...

Özgün Duruş Yazarları
Bugünkü Gazete Manşetleri
Link Bankası