Bu adımlar dünyayı ağlattı !
İslam âlimleri peygamberler şehri Urfa`yı gezdi
28 Şubat`ta 4. dalga
Filistin`in bağımsız bir devlet olarak tanınması için Mahmut Abbas yönetiminin BM Genel Kurulu`na yapacağı başvuru büyük önem taşıyor. BM`ye yapılacak başvuru sonrası Filistin`in tanınması bekleniliyor.
ENGİN DİNÇ
Ortadoğu’nun en büyük sorunu olan Filistin sorununda yeni bir aşamaya gelindi. Filistin’in bağımsız bir devlet olarak tanınması için Mahmut Abbas yönetiminin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na 23 Eylül tarihinde başvurması bekleniyor. Bu başvuru elbette İsrail ve ABD’yi çok rahatsız etmiş durumda ve başvurunun engellenmesi için ellerinden geleni yapıyorlar. Ancak görünen o ki, bu konuda geç kalmış durumdalar ve Filistin Devleti’nin tanınması için önemli adımlar atılmış durumda.
Bu konuda bir açıklama yapan Filistin`in Ankara Büyükelçisi Nebil Maruf, Filistin devletinin BM`ye tam üyeliği için Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas`ın 23 Eylül`de başvuru yapacağını söyledi. Büyükelçi Maruf, BM`ye "tam üyelik" talebiyle gittiklerine işaret etti. Maruf, 23 Eylül`de Filistin Devlet Başkanı Abbas`ın BM`de yapacağı konuşmanın hemen ardından Filistin devletinin BM`ye tam üyelik başvurusunu yapacağını bildirdi.
BAŞVURU BM GENEL KURULU’NA YAPILACAK
BM Genel Kurulu Başkanı Nasır Abdülaziz El Nasır`ın sürecin uzun zaman alacağına yönelik açıklamalarını değerlendiren Maruf, BM`de süreçle ilgili bir prosedürün uygulanacağını ifade ederek, "Belki de bunun için oylama ekimde yapılacak. Bu ilk adımımızın BM Genel Kurulu`na ya da BM Güvenlik Konseyi`ne gitmek olacağına bağlı" diye konuştu.
Bu açıklamadan da anlaşılacağı gibi Filistin tarafının BM Genel Kurulu’na mı yoksa BM Güvenlik Konseyi’ne mi gideceği büyük önem taşıyor. Çünkü BM Güvenlik Konseyi`ne yapılacak başvurunun Amerikan vetosu ile karşılaşacağı şimdiden kesin görünüyor. Nitekim Başkan Obama tanınma konusuna karşı olduklarını, bunun ters etkiye yol açarak barışa hizmet etmeyeceğini açıklamış bulunuyor.
İşte bu durumdan dolayı Filistin tarafının BM Genel Kurulu’na bu başvuruyu yapması neredeyse kesin gibi duruyor. BM Genel Kurulu’na yapılacak oylamada ise üye 194 üyenin üçte iki çoğunluğunun bu başvuruya olumlu oy vermesi durumunda Filistin Devleti resmen tanınmış olacak. BM’ye üye 193 üye ülke olduğu için gerekli oy sayısının 128 olduğu belirtiliyor.
Bu konuda bir açıklama yapan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, ülkesinin Birleşmiş Milletler tarafından üye olarak tanınması konusunda başlatılan girişimlerin ``geri döndürülemez`` olduğunu bildirdi. Şimdiye dek 112 ülke Filistin`i bir devlet olarak tanımış durumda. Abbas, bu konuda yaptığı açıklamada, Filistin`in BM`de tanınma girişiminin uluslararası çapta destek gördüğünü, 126 ülkenin konuyla ilgili desteğini ifade ettiğini söyledi. Haaretz`in haberine göre ise İsrail Dışişleri Bakanlığı, BM`deki üye devletlerin 130 ila 140`ının Filistinlilerin lehine oy kullanacağını tahmin ediyor.
Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın açıkladığı kendilerine destek veren üye ülke sayısı çok önemli. Çünkü hala kapalı kapılar ardında ABD ve İsrail tarafından Filistin Devleti’nin tanınmaması için önemli diplomatik çabalar sarfediliyor. Bunun yanında her iki ülke Filistin Devleti’ne giden yolu kesmek için önemli adımlar da atıyor.
İSRAİL’DEN TEHDİTLER GELİYOR
İsrail bir yandan diplomatik temaslar yaparken, bir yandan da tehditlerle bu girişimin önünü kesmeye çalışıyor. Nitekim İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman, "Filistin devletinin tek taraflı olarak deklarasyonunun ciddi sonuçlarının olacağını" savundu. İsrail radyosunun haberine göre Lieberman, İsrail`in güneyinde düzenlenen tarımla ilgili bir konferansta yaptığı konuşmada, İsrail`in Filistinlilere karşı büyük cömertlik gösterdiğini, ancak karşılığında barış sağlayamadığını iddia etti. Lieberman "BM`de tek taraflı bir Filistin devletinin deklarasyonunun ciddi sonuçları olacaktır" derken, sonunda sağduyunun galip gelip, müzakerelere geri dönüşün sağlanabileceği ve bir arada yaşamanın mümkün olabileceğine yönelik umudunu da dile getirdi. İsrailli bakanlardan Matan Vilnai de BM`de tek taraflı devlet ilanı tasarısıyla ilgili olarak "Filistinlilerin büyük hata yaptığını" savundu. Bazı sağcı İsrailli siyasetçiler, bu durumda Batı Şeria`nın bazı bölümlerinin ilhak edilmesi çağrısında bulundu.İsrail tarafı, Filistinlilerin BM üyeliği atılımının İsrail devletinin meşruiyetini erozyona uğratacağını savunuyor. Bu yola başvurarak Filistinlilerin hedeflerine müzakere yoluyla değil tek taraflı olarak ulaşmaya çalıştığını söylüyorlar.
ABD’DE BAŞVURUYU ENGELLEMEYE ÇALIŞIYOR
Bu konuda en büyük rahatsızlığı olan ülkelerin başında ise yine ABD geliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Victoria Nuland, ülkesinin, Filistin`in devlet olarak tanınması için BM Güvenlik Konseyi`nde yapılacak bir oylamada bunu veto edeceğini söyledi. Nuland, ABD`nin, Filistin`in girişiminin yanlış olduğu ve devlet olarak tanınmasının ancak İsrail ile yürütülecek müzakerelerin sonucunda mümkün olabileceği görüşünde olduğunu belirtti. ABD, Filistin tarafının bu başvurusunu engelleyerek, ikili müzakereleri yeniden başlatmak için ise elinden geleni yapıyor.
Filistin`in BM`de devlet olarak tanınma girişimini engellemeye çalışan Washington, Filistin Yönetimi Devlet Başkanı Mahmud Abbas`a resmen BM`ye başvurmayın çağrısını iletti. Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) İcra Komitesi üyesi Saib Erekat, ABD`nin Ortadoğu Barış Süreci Temsilcisi David Hale ile birlikte bir ABD heyetinin, Ramallah`ta ziyaret ettiği Abbas`a, resmen "BM`ye gitmeyin" dediklerini bildirdi. Abbas ise ABD`li heyete "Bu, barış süreci ile çelişmiyor" karşılığını verdi. Abbas, İsrail hükümetinin 1967 yılı sınırlarına dayalı iki devletli çözüm ilkesini benimseyip, Filistin toprakları üzerindeki Yahudi yerleşimlerinde faaliyetlerini durdurması halinde, Filistin liderliğinin müzakerelere dönmeye hazır olduğunu da yineledi.
Filistin’e ikna için heyetler gönderen ABD’nin çabası bununla da sınırlı kalmıyor. Amerikan Temsilciler Meclisi`nin Demokrat milletvekilleri, Filistin`in BM`de tanınma girişimine karşı çıkmaları için Avrupalı liderlere mektup gönderdi. Demokrat milletvekilleri, Avrupa`da 40 devlet ve hükümet başkanına gönderdikleri mektupta, Filistin`in girişiminin ``Filistinliler ve barış süreci için yıkıcı sonuçlara yol açabileceği`` uyarısında bulundu.
AB’NİN TAVRI MERAK KONUSU
Buna karşın BM’de yapılacak bir oylamada Filistin Devleti’nin tanınması konusunda Avrupa ülkelerinin bütünlüklü bir tavır sergileyemeyeceği belirtiliyor. Almanya, İtalya ve Hollanda gibi ülkelerin önergeyi reddetmesi ya da en azından çekimser kalması bekleniyor. Fransa ve İngiltere gibi ülkeler ise Eylül ayına dek ortada anlamlı bir barış süreci olmazsa, Filistin`in girişimini destekleyebileceklerini söylüyor.
Filistinliler Eylül ayında beklendiği gibi bağımsız devlet talebine BM`den destek isterse, Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya gibi Doğu Avrupa ülkelerinin ne yönde oy kullanacağı hayati önemde olacak. Polonya ve Çek Cumhuriyeti’nin Filistin Devleti’ne muhalif cepheye katıldığı belirtiliyor. Bulgaristan ve Romanya da tavrını açıkça belirtmese de muhalif cephede yer alacak ülkeler olarak ortaya çıkıyor.
27 AB ülkesinin ve diğer Avrupa ülkelerinin Filistin Devleti’ne karşı takınacakları tutumun ise ilkesel bir önemi var. Zira AB`nin özellikle self determinasyon ilkesi doğrultusunda hareket edip tek blok halinde Filistin devletinin tanınmasına tam destek vermesi gerekir. Ancak AB`nin Filistin`in tanınması konusunda yaşayacağı çatlağın Birliği kendi ilkelerine sadık kalmaması sebebiyle güven ve itibar kaybına uğratacağı belirtiliyor.
FİLİSTİN DEVLETİ, VATİKAN’A BENZEYECEK
Türkiye’nin Filistin’in tanınması konusundaki tavrı ise çok net. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye`nin Filistin devletinin BM`de tanınması konusundaki tutumunun "çok net ve açık" olduğunu vurgulayarak, "Bu, aslında çok geç kalmış bir karardır. Filistin halkı, bütün diğer onurlu halklar gibi devlet olarak kendi devletlerine sahip olmak, kendi egemenliklerine sahip olmak ve bunun dünyaca tanınmasını talep etmekte tamamıyla haklıdır ve bu talepleri mutlak anlamda da kabul görmelidir" diye konuştu. Tıpkı Türkiye gibi, özellikle Güney Amerika ülkeleri ve Rusya’da Filistin Devleti’nin tanınmasına büyük destek veriyor.
Gelinen noktada gözlemlenebildiği kadarıyla Filistin yönetimi, ABD’nin BM Güvenlik Konseyi’ndeki veto yetkisini bilerek başvurusunu büyük ihtimalle BM Genel Kurulu’na yapacak. Bu durumda tanınacak devletin BM’deki statüsü de farklı olacak. Tanınma muhtemelen oy hakkına sahip olmayan ve üye statüsü kazanmamış gözlemci devlet statüsünü Filistin`e verecek. Şu anda Filistin yönetimi BM Genel Kurulu tarafından gözlemci bir teşkilat olarak tanınıyor. Filistin tarafının başvurusu sonrası BM Genel Kurulu’nda tanınması sonrası ise bu durum bir kademe yükseltilmiş olacak ve teşkilat yerine devlet tanınması ihdas edilecek. Bu da bugün üye olmayan üye statüsüne sahip Vatikan Devleti statüsüne benzer bir statü olacak. New York Times gazetesi ise Filistin`in oy hakkı bulunmayan ``siyasi bir varlık`` olarak BM`nin pek çok organına dahil olabileceğini ve hatta İsrail aleyhine Uluslararası Ceza Mahkemesi`ne götürülecek davaların peşine düşebileceğine dikkati çekti.
Filistin tarafının BM’ye başvurusuna kısa bir zaman kala sonucun nasıl şekilleneceğini hep birlikte göreceğiz.