Bu adımlar dünyayı ağlattı !
İslam âlimleri peygamberler şehri Urfa`yı gezdi
28 Şubat`ta 4. dalga
İsrail`e karşı açıklanan yaptırımlar tartışılırken, NATO`nun füze kalkanlarının Türkiye`ye yerleştirme kararı yeterince tartışılmadan gündemden düşeceğe benziyor. Şimdi fark edilmese bile gelecekte bu radar sitemleri Türkiye`nin başını fazlasıyla ağrıtabilir.
ENGİN DİNÇ
Geçtiğimiz yıl Lizbon’da yapılan toplantıyla kurulması planlanan NATO’nun füze savunma sisteminin nasıl konuşlanacağı ile ilgili karar verildi. Buna göre NATO’nun füze savunma sisteminin erken uyarı radarları Türkiye’ye kurulacak. Füzeler ise Akdeniz ve Ege’de görev yapacak Amerikan gemilerinde konuşlanacak.
Türkiye’de gündem BM’nin açıkladığı Mavi Marmara raporunun ardından İsrail’e karşı açıklanan yaptırımlar ve bunun yankılarına kilitlenmiş durumda. Ancak bu arada yine Türkiye için çok önemli olan NATO füze savunma sistemine ait radarlarının bu topraklara yerleştirilmesi kararı kamuoyunda yeterince tartışılmadan gündemden düşeceğe benziyor. Şimdi fark edilmese bile gelecekte olası bir bölgesel ya da küresel savaş durumunda bu radar sistemleri Türkiye’nin başını fazlasıyla ağrıtabilir. Dolayısıyla NATO’nun füze savunma sistemiyle ilgili detayları ve kamuoyuna yansıyan tepkilere göz atmakta fayda var.
YILDIZ SAVAŞLARI’NDAN FÜZE SAVUNMA SİSTEMİNE
NATO’nun füze savunma sistemi aslında 80’li ve 90’lı yıllarda görev yapan ABD Başkanı Ronald Reagan’ın “yıldız savaşları” konseptinin realize edilmiş bir halidir diyebiliriz. ABD, bu projeyi hem maliyeti hem de gerçeklere uygunluğu açısından NATO bünyesine uyarlayarak kendi çıkarlarına uygun bir hale getirmiştir. Rusya ile ABD arasında nükleer başlıklı silahların azaltılmasını öngören START 1 ve START 2 anlaşmalarına rağmen ABD, bir anlamda kendisini ve Avrupa’daki müttefiklerini Çin, Kuzey Kore, İran, Hindistan ve Rusya’dan gelebilecek tehlikelere karşı koruyacak bir füze savunma sistemini hayata geçirmeye çalışıyor.
ABD, füze kalkanına ev sahipliği yapmak üzere bugüne kadar Romanya, Polonya ve Çek Cumhuriyeti’yle çeşitli anlaşmalar imzalamıştı. Ancak Rusya’nın yoğun muhalefeti üzerine şimdilik bu ülkelere füze savunma sistemiyle ilgili herhangi bir sistem kurulmadı. Füze savunma sisteminin kritik unsurlarından birisi olan radarların Türkiye’ye kurulması konusu, bilindiği üzere, Türkiye tarafından onaylandı ve Türkiye 19- 20 Kasım 2010 Lizbon Zirvesi’nde projeye ‘evet’ dedi. Bunun ardından bir açıklama yapan ABD Savunma Bakanı Robert Gates ve dönemin Genelkurmay Başkan Yardımcısı James Cartwright tarafından, yeni NATO savunma konseptine göre, ilk aşamada Akdeniz ve Kuzey denizine kalkan teçhizatıyla donatılmış gemilerin yerleştirileceği ve ikinci aşamada ise kara tesislerinin kurulacağı açıklaması yapılmıştı.
Lizbon’daki toplantıya Rusya’da gözlemci statüsünde yetkililer göndermiş ve NATO füze savunma sisteminin kendi çıkarlarına aykırı olmadığına karar vererek bir anlamda bu sisteme yeşil ışık yakmıştı. Rusya’nın bu kararında ABD ve Avrupa’yla daha yakın ilişki kurmak istemesinin önemli bir etkisi olmuştu.
TÜRKİYE, İRAN’IN HEDEF OLMASINA KARŞI ÇIKMIŞTI
Bu zirvede NATO’nun füze kalkanı kurulması ile ilgili tartışmalarda Türkiye’nin özellikle bir hedef belirtilmemesi itirazları da gündeme gelmişti. Bilindiği üzere füze savunma sisteminin özellikle İran’ın nükleer silah çalışmaları bağlamında bu ülkeyi hedef aldığı açıklanmıştı. Ancak Türkiye yüzyıllardır iyi ilişkileri bulunduğu İran’ı karşısına almamak,“komşularla sıfır sorun” politikası bağlamında komşu ülkeleri hedef almamak ve dahası İslam dünyasında artan prestijine zarar vermemek için İran’ın ülke olarak herhangi bir şekilde karar metnine girmesine karşı çıkmıştı.
Türkiye zirvede bu sebeplerle, “İran’ın karar metninde hedef ülke olarak gösterilmesini asla kabul etmeyiz” çıkışında bulunmuştu. Bunun üzerine “Biz metinde en azından ‘Ortadoğu’dan gelecek tehditlere karşı’ şeklinde bir ifade istiyoruz” diye yanıt veren, ancak diğer NATO ülkelerine bunu kabul ettiremeyen Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, metinde İran ifadesinin yer almamasını eleştirerek, “NATO’nun kamuya açıklanan belgelerinde hiçbir isim yer almıyor ama biz kediye kedi deriz, bugünün füze tehdidi İran’dır” açıklamasında bulunmuş ve füze savunma sisteminin gerçek hedefini açıklamıştı.
NATO, TÜRKİYE’NİN KARARINDAN MEMNUN
Yaşanan bu gelişmelerin ardından geçtiğimiz günlerde Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Selçuk Ünal, ABD tarafından NATO`ya tahsis edilen erken uyarı radarının Türkiye`de konuşlandırılmasının öngörüldüğünü açıkladı. Bu açıklama aslında füze kalkanıyla ilgili beklenen gelişmelerin hayata geçirilmesi demek oluyordu.
Bu açıklamanın ardından ise konunun muhataplarından birer birer açıklamalar gelmeye başladı. Konuyla ilgili ilk açıklamalardan birini yapan NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, aylık olağan basın toplantısında, Türkiye`nin NATO füze savunma sistemi için radar konumlandırma kararını kutlayarak, sistemin geliştirilmesinde bunun büyük önem taşıdığını belirtti. Rasmussen, İttifak`ın kurmayı planladığı füze savunma sisteminin bütünüyle savunma amaçlı olduğunu vurgulayarak, NATO ülkelerine saldırı niyeti taşımayanların bundan tedirginlik duymalarına gerek olmadığını söyledi.
ABD Savunma Bakanlığı Pentagon da, ABD tarafından NATO`ya tahsis edilen erken uyarı radarının Türkiye`de konuşlandırılmasının öngörülmesinden memnun olduğunu açıkladı. ABD Savunma Bakanlığının sözcüsü David Lapan, Türkiye`nin kararından memnun olunduğunu belirtti. Lapan, erken uyarı radarının sene sonuna kadar yerleştirilmesinin hedeflendirildiğini söyledi.
Rusya Federasyonu`nun Yaroslavl kentinde düzenlenen küresel politika forumu Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise Rusya’nın füze kalkanıyla ilgili çekinceleri olduğuna ilişkin bir soru, aslında Rusya Federasyonu`nun NATO`nun stratejik ortağı olduğunu ifade ederek, ``Bu füze sistemi savunma amaçlıdır ve silahlara karşıdır`` dedi. Cumhurbaşkanı Gül’ün bu açıklaması daha önce de belirttiğimiz gibi Rusya’nın Lizbon zirvesinde gösterdiği tavrın teyidi gibi oldu.
NATO’nun balistik füze tehdidine karşı erken uyarı sistemini Türkiye’ye konuşlandırılmasını değerlendiren Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise “Füze savunma sistemi sadece bir erken uyarı sistemidir” diyen Davutoğlu, Türkiye üzerinde füze savaşı cereyan edecekmiş gibi bir kanaatin doğru olmadığını vurguladı. Davutoğlu şöyle konuştu: “Füze savunma sistemi bir entegre sistem ve NATO projesi. Yani bu herhangi bir ülkenin tek başına bir projesi değil, NATO’nun entegre bir projesi. Biz bu entegre projeyi geliştirirken kendi kaygılarımızı tek tek ortaya koyduk ve bu kaygıları gözeten bir Lizbon kararı çıktı. Yani hiçbir ülkenin hedef gösterilmemesi, karar mekanizmasında Türkiye’nin etkin rolünün olması, bütüncül güvenlik sistemi yani Türkiye’nin bu yapı içinde topraklarının sınırlarının korunması gibi bir takım temel ilkeler belirledik. Öyle bir kanaat var ki, sanki Türkiye’ye füzeler yerleştirilecek, Türkiye’ye karşı saldırı olacak. Hayır bu entegre sistemin sadece bir radar unsuru Türkiye’ye yerleşiyor. Erken uyarı radar unsuru. Yani Türkiye’de ne bir füze olacak, ne bu füzeye karşı kendi ulusal gerekliliğimiz gereği kendimiz şey yapabiliriz ama bu sistemin gereği olan bir yapılanma söz konusu değil. Burada her ülkenin yaptığı katkı var bizim katkımız ise bir radar sistemi ile sınırlıdır. Türkiye üzerinde füze savaşı cereyan edecekmiş gibi bir kanaat doğru değil.“
İRAN’DAN SERT TEPKİ
Ancak füze kalkanının asıl hedefi olduğu açıkça ifade edilmese de bilinen İran’dan daha sert açıklamalar geldi. İran Parlamentosu Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkan Yardımcısı İsmail Kosari, Türkiye`nin topraklarına NATO radarlarını yerleştirmeyi kabul etme kararının, Tahran-Ankara ilişkilerine zarar verebileceğini kaydetti.
İran Savunma Bakanı Ahmed Vahidi ise, Türkiye`nin topraklarına konuşlandırılmasına onay verdiği NATO`nun füze kalkanı projesine tepki gösterdi. Vahidi, İran`ın Fars ajansına yaptığı açıklamada, Türkiye`de yerleştirilecek füze kalkanı sisteminin sorulması üzerine, "ABD ve Batılı ülkelerin İslam ülkelerinde bulunmasını İslam ülkelerin zararına ve güvenliğine ters bir etken olarak görüyoruz" dedi.
İran’dan bu konuyla ilgili en ilginç açıklama ise İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ramin Mihmanperest’den geldi. Mihmanperest, Türkiye`ye yerleştirilmesi planlanan NATO füze savunma sisteminin İran`a karşı yapılmadığını, bunun gerçek hedefinin aslında doğudaki başka bir ülke olduğunu söyledi. Mihmanperest, "ABD`nin bölgedeki varlığını haklı göstermek için İran`ı bahane olarak kullandığını" ileri sürdü. Mihmanperest, "ABD, Iran tehdidine karşı çeşitli ülkelere füze sistemi yerleştirmeye karar verdiğinde, bahane olarak İran`ı kullanırken, gerçekte hangi ülkeyi kast ettiğini herkes biliyordu. Hedef başka ülke" diyerek eliyle doğuyu işaret etti. Mihmanperest’in bahsettiği bu ülkenin Çin olması kuvvetle muhtemel olarak görülüyor.
Bu konudaki en ilginç yorumlardan biri ise Le Monde gazetesinden geldi. Le Monde, Türkiye`nin NATO füze kalkanı sisteminin kendi topraklarında kurulmasına izin verdiğini ve büyük olasılıkla İran`a karşı kullanılması beklenen bu sistemlerle ilgili Arap ülkelerinin tepkisini azaltmak için de Türkiye`nin yine İsrail`e yönelik bu sert kararları almış olabileceği değerlendirilmesinde bulundu.
FÜZE KALKANI TÜRKİYE’YE ETKİLERİ
NATO’nun füze kalkanının Türkiye’ye etkileri birkaç açıdan ele alınıyor. Bu konudaki ilk değerlendirme tabi ki, füze kalkanının Türkiye’yle İran başta olmak üzere özellikle Müslüman ülkelerle ilişkilerine zarar vereceği yönünde. Nitekim İran’dan yapılan açıklamalar da bunun hiç de yanlış olmadığını gösteriyor. Bir başka konu ise her ne kadar Türkiye, füze savunma sistemiyle ilgili radarlara ait bilgilerin İsrail’e verilmemesini şart olarak ortaya sürdüyse bile, ABD’nin İsrail’e yönelik herhangi bir saldırıda bu radarları kullanmasına kesin gözüyle bakılıyor. Zira füze kalkanının komutasının ABD’nin elinde olması kararlaştırıldı.
Füze kalkanıyla ilgili Türkiye’yi ilgilendiren bir başka yaklaşımda ülke üzerinde bir füze savaşının yaşanması. Buna havada çarpışacak füzelerin harp başlıklarının Türkiye topraklarına düşerek hasar meydana getirmesi söz konusu olabilmesi mümkün. Bu açıdan ABD ve Batı ülkeleri olası saldırının yol açabileceği zararları mümkün olduğunca kendi ülkelerinden uzakta tutmak istemeleri de dikkat çekiyor.
Bu konuda dikkat çekici bir yaklaşım ise Türkiye’nin daha önce Rusya’dan S-300 ve S-400 füzeleri alarak kendi füze savunma sistemini kurma çalışmalarında yetersiz kalınması oldu. Füze kalkanı oluşturulmasında hem maddi yükün hem de teknik altyapının yetersiz olduğu düşüncesi de NATO’nun füze savunma sistemine kapı aralayan bir gelişme olarak yorumlanıyor. Nitekim uygulanacak projede Türkiye’nin ‘fırlatma ve yükselme safhasında’ balistik füzeye ait her türlü bilgilerin alınmasına yönelik tesisleri bünyesinde barındıracağı değerlendiriliyor. Türkiye’de konuşlandırılacak radar üslerinin büyük bir olasılıkla, algılamalarını yalnız fırlatılma ve yükselme safhası için değil, uzay boşluğunda uçuş safhası içinde gerekli hesaplamalara altyapı teşkil edecek şekilde yapacak yazılımları da içereceği ve Türkiye’nin bu üsler sayesinde teknik becerisini ve personelini geliştireceği kaydediliyor.
Türkiye’nin NATO füze kalkanına ait radarları ülkede konuşlandırmasının, NATO’daki etkin gücünü korumak istemesi ve batıyla gerilen ilişkilerini bu anlamda güçlü tutmasının da etkisinin olduğu belirtiliyor. Bu konuda yapılan analizlerden biri de en nihayet Türkiye’nin çevresinde çıkarların değişebileceği, komşularıyla yaşanacak olumsuz durumlarda ve olası bir savaşta NATO şemsiyesinden ayrı kalmak istememesi olarak yorumlanıyor.
---KUTU HABER---
Radarlar nereye yerleştirilecek?
Türkiye’nin NATO füze savunma sistemi radarına ev sahipliği yapmayı kabul etmesinin ardından, sistemin nasıl işleyeceğine dair bilgiler de netleşmeye başladı. Habertürk’ün haberine göre füzelerin komutası, NATO’nun SACEUR olarak adlandırılan ABD’li başkomutanında olacak. Doğu Anadolu’da, muhtemelen de Diyarbakır Pirinçlik civarında kurulması öngörülen radar üssünde ve ana karargâhta farklı uluslardan askerler görev yapacak.
TÜRK SUBAYLAR DA OLACAK
Biri Anadolu’nun doğusunda, diğeri ise muhtemelen Erzurum’un kuzeyinde olmak üzere iki radar istasyonu kurulması planlanıyor. Her bir radarın 1000 kilometre çapında tarama yapması mümkün. Birinci radarın Diyarbakır ya da çevresine, ikinci radarın Erzurum ya da Erzurum’un daha kuzeyindeki bir bölgeye konuşlandırılması düşünülüyor. Seçilecek noktaların hava alanına yakın ama yerleşim yerlerine uzak olması öncelikli olarak tercih ediliyor. Türkiye’de kurulacak radar istasyonlarında farklı uluslardan NATO personeli görev yapacak. İstasyonda Türkiye’den irtibat subayları bulunacak. Avrupa’da, NATO ana karargâhının bulunduğu Belçika ya da Almanya’da, füze savunma sistemi komuta kontrol merkezi kurulacak. Radarın elde ettiği görüntüler bu merkezde değerlendirilecek.