Bu adımlar dünyayı ağlattı !
İslam âlimleri peygamberler şehri Urfa`yı gezdi
28 Şubat`ta 4. dalga
BDP`nin Ankara`da yapılan ikinci genel kongresinden şiddet olaylarının durdurulması, siyasi çözüm zemininin yeniden oluşturulmasına dönük güçlü mesajlar çıkmadı.
HASAN POSTACI
Çatışmaların devam ettiği bir dönemde yapılan BDP 2. Genel kongresinden çatışmaların durdurulmasına, siyasi sivil çözüm zemininin yeniden oluşturulmasına dönük güçlü mesajlar çıkmadı. Özellikle yemin etme ve meclise girme yönünde geri adım atılarak protest duruşun
BDP ikinci genel kongresini Ankara’da Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu`nda yaptı. Kongrede açılış konuşmasını BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Osman Ergin yaptı. Ergin yaptığı konuşmada, kongrenin Demokratik Özerkliğin inşası ile demokratik cumhuriyetin güçlü kılınmasında önemli bir adım olacağını söyledi. Ergin`in konuşması ardından divan seçimi yapıldı. Divana, BDP eski Siirt Milletvekili Osman Özçelik başkanlığında Nursel Aydoğan, Abis İke, Mehmet Ali Aydın ve Zeynep Öbecik seçildi.
Divan Başkanı Özçelik Kürtçe bir konuşma yaparak, kongrelerinin demokratik özerkliğin simgesi olacağını söyledi. Özçelik, “Kürt halkının özgürce yaşayabileceği demokratik özerkliği hayata geçirmek için onurluca ve kararlıca mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.
Kongrede, Abdullah Öcalan`ın kardeşi Fatma Öcalan protokolde yer alırken, kardeşi Mehmet Öcalan doğal delege olarak katıldı. Murat Karayılan`ın kardeşi Bozan Karayılan da Urfa Delegesi olarak katıldı. Kongreye KYB Ankara temsilcisi, ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, CHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Zeki Gündüz katıldı. AKP temsilcisi ise katılmadı.
DEMİRTAŞ VE KIŞANAK YENİDEN BAŞKAN
BDP`nin 2. Olağan Büyük Kongresi`nde yapılan seçimlerde Selahattin Demirtaş ve Gülten Kışanak BDP Eş Genel Başkanlığı`na seçildi. Kongrede ayrıca 80 kişilik PM de belirlendi.
Siyasi Partiler Kanunu nedeniyle Eş Başkanlık için iki kişi gösterilmediği için Selahattin Demirtaş`ın Genel Başkanlık için tek aday olduğu seçimde, 1193 delegeden 629`u oy kullandı. Kullanılan 627 oyu alan Demirtaş genel başkanlığa seçildi. Fiiliyatta ise PM`ye seçilen Gülten Kışanak da Eş Genel Başkan görevini yürütecek. Tek liste ile yapılan Parti Meclisi (PM) seçiminde ise, tutuklu bulunan milletvekilleri Selma Irmak, Faysal Sarıyıldız, İbrahim Ayhan ve Gülser Yıldırım ile Ayşegül Akış Devecioğlu ve Nazan Üstündağ gibi akademisyenler, PKK Lideri Abdullah Öcalan`ın kardeşi Mehmet Öcalan`ın da bulunduğu 80 kişi seçildi.
DEMİRTAŞ ; “YEMİN ETMEYECEĞİZ”
Kısa bir süre önce yemin edip meclise geleceklerini ve yeni anayasa sürecine katılım sağlayacaklarını açıklayan Selahattin Demirtaş, demokratik şartların oluşmadığını ileri sürerek, yemin etmeyeceklerini ve genel kurul çalışmalarına katılmayacaklarını söyledi. Demirtaş, konuyla ilgili olarak; "Biz parlamentodan çekilmiş değiliz, ancak yemin edip, genel kurul çalışmalarına katılabilmemiz için asgari demokratik siyaset ortamının oluşturulması gerekir. Bugün itibariyle bu koşulların olgunlaştığını görmüyoruz. Bu tavrımızın doğru anlaşılması gerekir. Antidemokratik uygulamalara rağmen halk iradesine saygı bekliyoruz.” dedi.
“DEMOKRATİK ÖZERKLİK” TÜZÜĞE GİRDİ
Kongrede DTK tarafından ilan edilen özerklik yeni bir boyuta taşındı. Tüzükte değişiklik yapılarak "Kardeşliğin temelinin tarihin derinliklerinde yattığını beyan eder" ifadesi tüzükten çıkartıldı. Tüzüğe Demokratik Özerklik ve Cumhuriyet ifadeleri eklendi. Değişikliği yorumlayan Özçelik, kardeşlik ibaresinin çıkartılmasını, "Padişahlar kardeşlerini kesmiş. Böyle duygusal söylemlerle eşitlik olmuyor? Eşit olursak kardeş oluruz. Biz eşitlik istiyoruz. Anayasal eşitlik olursa kardeşlik de olur" sözleriyle açıkladı.
BDP’DE DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK!
Çatışmaların devam ettiği bir dönemde yapılan BDP 2. Genel kongresinden çatışmaların durdurulmasına, siyasi sivil çözüm zemininin yeniden oluşturulmasına dönük güçlü mesajlar çıkmadı. Özellikle yemin etme ve meclise girme yönünde geri adım atılarak protest duruşun BDP tarafından devam ettirileceğinin açıklanması, kongreden olumlu beklentileri boşa çıkardı. Zamanlama ve içerik açısından tek taraflı olarak ilan edilen ve kendi içinden bile sert eleştiriler alan “demokratik özerkliğin” tüzük değişikliği ile parti tüzüğüne eklenmesi gerilimli süreci kopma noktasına getiren bir adım olarak görmek mümkün. Yine meclise gitmeden tek taraflı olarak açıklanan sözüm ona “demokratik çözüm protokolü” içinde yeni anayasaya dönük taleplerin olmasının gerçekçi bir yaklaşım olamadığını belirtmek gerekir.
Sürece ilişkin taleplerin özellikle çözümsüzlüğün düğüm noktaları olan, KCK davası ile ilgili tahliyeler, Abdullah Öcalan’ın uzun vadede serbest bırakılması ve en önemlisi PKK’ya dönük hiçbir çağrının yapılmaması, BDP’nin hala siyasi vesayetten kurtulamadığını ve BDP cephesinde değişen yeni bir şey olamadığını gösteriyor.
“DEMOKRATİK ÇÖZÜM(SÜZLÜK) PROTOKOLÜ”
BDP Siirt Milletvekili Gülten Kışanak BDP 2. Olağan Büyük Kongresi`ne `Demokratik Çözüm Protokolü` sundu. PKK’nın saldırılarını durdurmasına dönük tek bir cümlenin bile yer almadığı sözüm ona “demokratik çözüm protokolünde” yeni anayasada çok kimlikli realitenin tanınarak, demokratik ulus tanımı çerçevesinde, özerklik hukukunu esas alan ademi merkeziyetçi yönetim biçimine geçilmesi istendi. Protokolde şu hususlar yer aldı:
1-Türkiye`de yaşayan tüm kimliklerin, kültürlerin, dillerin, inançların anayasal güvence altında olduğu, açıkça anayasada yer almalı.
2-Herkesin kendi anadilini özgürce ve hiç bir kayıt-koşul olmadan kamusal alan dahil her alanda kullanabilmesi anayasal güvence altında olmalıdır. Anadilde eğitim anayasal bir hak olarak tanınmalıdır.
3- Tüm kültürlerin korunması, geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması kamusal bir sorumluluk olarak tanımlanmalı. Bu konuda yürütülen sivil çalışmalar da anayasal güvence altında olmalı.
4-Devletin küçültülüp, sivil alanının ve özgürlüklerin genişletildiği, her türlü vesayete son verilerek halk iradesinin tam anlamıyla hayata geçirilmesine olanak tanıyan ademi merkezi yönetim sistemine geçilmelidir. Bu çerçevede; bölgesel düzeyde tanınacak özerkliklerle bölge, il ve belediye meclislerinin yetkileri merkeze oranla arttırılmalıdır. Her türden sivil demokratik halk meclislerinin faaliyetleri anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır.
5- Çalışanların emeğini ve sosyal haklarını koruyabileceği örgütlenmelere devlet ve hükümet müdahalesi önlenmeli, grevli toplu sözleşme hakkı dahil olmak üzere çalışanların örgütlenme ve mücadele hakkı anayasal güvencede olmalıdır. İLO sözleşmeleri hiç bir çekince olmadan anayasal güvence altında uygulanmalıdır.
6-Kadınların sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel yaşama katılımı önündeki her türlü engel kaldırılmalı, gerçek ve fiili eşitlik sağlanıncaya kadar özel önlemler alınmalı, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık insanlık suçu olarak tanımlanmalı ve kadın hakları anayasada özel bir başlık altında düzenlenmelidir.
7-Düşünce açıklama özgürlüğü, örgütlenme hakkı, basın hürriyeti AİHS ve BM sözleşmeleri esas alınarak anayasal düzenlemeye kavuşturulmalıdır.
8- Doğanın korunması, ekolojik dengenin bozulmasını önleyecek tedbirlerin alınması anayasal düzeyde teminat altına alınmalıdır.
Kışanak, bütün bu süreçlerin demokratik bir esasla yürütülmesinin ve anayasa inşa sürecinin katılıma açık olmasının esas alınması gerektiğine vurgu yaparak, bunların gerçekleşmesi için de şu talepleri sıraladı:
a- Seçim barajı kaldırılmalı, siyasi partiler kanunu ve seçimlerle ilgili yasalar demokratik temsil hakkını güvence altına alacak şekilde düzeltilmelidir.
b- Siyasi saiklerle tutuklanmış bütün Kürt siyasetçiler ve tutuklu milletvekilleri serbest kalmalı, bunun için yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Demokratik siyasetin önünün açılması için TCK, CMK yeniden düzenlenmeli, TMK kaldırılmalıdır. Siyasi amaçlı tutuklamalara hemen son verilmelidir.
c- 2011 genel seçimlerinde Diyarbakır`dan milletvekili seçilen Mehmet Hatip Dicle`nin milletvekilliğinin hukuksuz bir şekilde düşürülmesi karşısında hükümet siyasi olarak telafinin yollarına açık olmalı, Sayın Dicle`nin parlamentoya gelebilmesi için açık bir çözüm iradesi ortaya koymalıdır.
d- Emek, Demokrasi ve Özgülük Bloku`nun temsilcilerinin de içinde yer alacağı bir demokratik anayasa komisyonu kurulmalı, ancak öncelikli olarak, Parlamentoda sayısal çoğunluğu elinde bulunduran ve iktidarda olan Adalet ve Kalkınma Partisi, Emek, Demokrasi ve Özgülük Bloku`nun bu önerilerine ilişkin tutumuna bir açıklık getirmelidir.
e- Demokratik Anayasa Komisyonu, STK`lara, sosyal taraflara ve kanaat önderlerinin etkin katılımına açık olmalıdır.
f- Demokratik Anayasa Komisyonu ile eş güdüm içinde çalışacak bir hakikat ve adalet komisyonu kurulmalı, bu komisyonun arkasında hem TBMM, hem de hükümet iradesi olmalıdır. Her iki komisyon da TBMM`de ve TBMM dışında çalışabilecek yetkinlikte ve yetkide olmalıdır. Komisyonlarda TBMM üyelerinin dışında STK temsilcileri ve uzmanlar da bulunmalıdır.
g- Bütün bu süreçlerin aynı zamanda barışa da hizmet edebilmesi için Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğunu temsilen bir heyetin İmralı`da yüz yüze görüşme yapması, sonrasında görüşmelerin daha sağlıklı yürütülebilmesi için İmralı sistemine son verilmesi ve kısa vadede ev hapsi, orta vadede ise serbest bırakılması öngörülmelidir.
Protokolün bir "Müzakere metni" olduğunu söyleyen Kışanak, AKP hükümetinin bugün "entegre strateji" adı altında yürütmeye çalıştığı projenin 90`lı yılların "topyekun savaş" konseptinin yeni adı olduğuna vurgu yaparak, Herkesi bunun karşısında sorumluluk almaya davet etti. Kışanak, çözüm önerilerinin tartışılmasını ve AKP hükümetinin çözüm masasına çekilmesini istedi.