Site içi arama :
Gündem Üstü
Haftanın Anketi
Eğitim
08-12-2014 / 14:32
Davutoğlu: `Osmanlıca`yı yabancı bir dil zannediyorlar`
Başbakan Davutoğlu, Polonya seyahati öncesinde havalimanında basın mensuplarna açıklamalarda bulundu. Osmanlıca tartışmalarıyla ilgili olarak da Başbakan, "Yabancı dilden bahsedildiğini sanıyorlar. Osmanlıca bugün kullandığımız Türkçe`nin bir başka alfabede yazımıdır" dedi.
Başbakan Davutoğlu`nun açıklamalarından satırbaşları:

Türkiye-AB ilişkileri her iki taraf için de son derece önemlidir. Türkiye, Avrupa kıtasının parçası olmasının yanında son derece yoğun ilişkilere sahip müzakere yürüten bir üyedir. Sıradan bir aday değildir. Buna ivme katılması öncelikli konularımızdan biridir. Tekrar güçlü bir şekilde ortak bir envanter çalışması yapma fırsatı bulduk. AB`de de yeni görev değişimleri oldu. Aralık ayı itibariyle yeni komiserler geldi ve tamamı da ilk ziyaretlerini Türkiye`ye yaptı, bu önemli. AB ile Türkiye`de yeni hükümetin yoğun istişaresi anlamında önemli. Ocak ayında bizzat ben Brüksel`e giderek ilk istişareleri yapacağız. AB ilişkilerine yeni bir ivme katmaya kararlıyız.

HERKES ÜZERİNE DÜŞENİ YAPMALI

Atina dönüşü arkadaşlarımla tekrar görüştüm; durumu değerlendirdik. Bizim görüşüüz açık ve net. Zihnimiz ve uygulayacağımız eylem planı son derece berrak. Bunu da bütün ilgili taraflardan görmek en tabii talebimizdir. 6-7 Ekim olaylarında sergilenen tutum ciddi şekilde çözüm sürecinde sıkıntılar doğurmuştur. Çözüm süreci bütün milletimizle yürüttüğümüz bir süreçtir. Bu bağlamda son durumu gözden geçirdik. Bugün Başbakan yardımcımızı görevlendirdik; görüşmeler yapacak. Önümüzdeki günlerde de önemli olan çözüm sürecinin sağlıklı işlemesidir. Şiddet ve silah temelli hak arayışının olmayacağı, kamu düzenini tahrip eden hiç bir faaliyete izin vermeyeceğimizi tekrar buradan belirtmek isterim. Halkımız çözüm sürecini benimsemiştir ve bu artık halkımızın malıdır. Kesinlikle bu tren bu raydan çıkarılmayacaktır. Trenin de menziline ulaşması için herkesin üzerine düşeni yerine getirmesi gerekir.

BARAJ KORKUMUZ YOK

AK Parti barajdan korkarak siyaset yapan bir parti değildir. 2001`de bu baraj vardı; 2002`de bu barajla seçimlere girdik ve büyük bir başarı ile emaneti devraldık. Barajlar önümüze dikildi. Parti kapatma davaları çıkarıldı ama hiç bir zaman AK Parti hiç bir mazeretin arkasına sığınmadı. Biz hep meydanlarda halkımızla siyaset yaptık ve başarının da oradan geleceğine inandık. Hafta sonunda ülkenin bir doğusunda bir batısında halkımızla siyaset yapıyoruz. Ankara`da oturup da baraj ne olacak derdinde değiliz. Gelicek cumartesi-pazar Adana, Nevşehir, Adıyaman ve Elazığ`da kongreler yapacağız. Diğer partiler Ankara`da hesaplar yapabilirler ama bizim hesabımız milletle.

TEKLİFLERİMİZ MASADA

Anayasa Mahkemesi`nin açıklaması önemlidir. Hep o açıklamaya dikkatleri çektim. Tabii bu teknik süreçlerin zamanlaması da önemlidir. Biz geçen yıl Cumhurbaşkanımızın önderliğinde "0" baraja geçelim dedik. Kimse yanaşmadı. Şimdi seçimler yaklaşınca baraj tartışmalarından medet umuyorlar. Barajdan değil, milletten medet umsunlar. AYM`nin bu meseleyi 1995 tarihli anayasa mahkemesi kararının ruhuna uygun bir şekilde neticelendirmesini bekliyoruz çünkü hukuk bunu gerektirir. Temsil ile istikrarın bir dengeye oturması lazım. Temsili öne çıkartıyorum diye istikrara zarar verecek bir karar çıkarsa son 12 yıldaki kalkınmayı gören halkımızda buradaki özellikle istikrarı zora sokacak bir kararın daha önceki kararlarla çelişen kararı öncelikle halkımız kabul etmeyecektir. Bizim yaptığımız tekliflerin hepsi masadadır. Bu teklifleri masadayken bunu cevaplandırmayanların bunu söyleyecek sözü yok. Hukuki süreç nasıl işler göreceğiz. Biz AYM`nin temsil ile istikrarı birlikte değerlendireceği 1995 kararını da göz önüne alarak bir sonuç belirleyeceğine inancımız tamdır.

HÜRMETSİZLİK ETMESİNLER

Osmanlıca denilen arkadaşlar yabancı dilden bahsedildiğini sanıyorlar. Osmanlıca bugün kullandığımız Türkçe`nin bir başka alfabede yazımıdır. Malesef sizin tek parti döneminde bu mezar taşlarından başka birşey bırakılmadı. Tarihi tahrip ettiniz. Osmanlıca Türkçe`dir, herkes bunu bilsin. Almanca veya İngilizce geçmişte farklı bir alfabe ile yazıldığında bir Alman bunu okuyabiliyorsa bir Türk aydınının da 16. 17. YY metinlerini bırakın Namık Kemal`in asıl metinlerini okuyamıyorsa bir zaaftır. Atatürk`ün nutkunu orjinalinden okunabilmesi yabancı bir dil değildir. Sosyal bilimlerde zaten Osmanlıca zaten Türkçe, Kadim Türkçe desek ve okutsak karşı mı çıkacaklar? Nedir bu Osmanlı karşıtlığı anlamıyorum? Meclisi Mebusan Türkçesi desek karşı mı çıkacaklar? Teklif edilen şey nedir? Sosyal Bilimler liselerinde zaten mecbur, İmam Hatiplerde de zorunlu hale getirilebilir mi? Diğer liselerde de seçmeli olabilir mi? İsteyen seçer isteyen seçmez. Nedir bu tarih, kültür düşmanlığı anlamak mümkün değil. O mezarlar bu toprakların tapusudur. Hürmetsizlik etmesinler. Biz onları okuruz, okuturuz yaşatırız. O karşı gelenler Beyazıt`taki sahaflara gitsin yüz yıl önceki metni okusun bakalım okuyamazlar. Birinci meclisin metinlerini okuyabilir misiniz okuyamazsınız. Bu bir zaaf değil mi? Zaten Türkiye`de yerleşik bir şekilde bu geçiş süreci yaşanmış ve anlaşılmış. Bu memlekette o arşivleri okuyacak Arşiv uzmanı kalmamıştı bu memlekette.

BİZ O DÖNEMİ ASRI SAADET OLARAK GÖRÜRÜZ

Din dersine gelince. Onunla ilgili de yine zaten varolan uygulama dışında bir teklif yok. Benim Alevi kardeşlerimle yaptığım toplantılarda da kimse Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersine kimse karşı gelmiyor. Kuşatıcı bir müfredat için çalışıyoruz. Bunları hep istişare ederek en doğruyu bulacağız. Din kültürü bu topluma yabancı bir ders değil.

Haber 10


Bu haber 739 kez okundu...
Yorumlar Toplam 0 Yorum Yapılmış
    Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış
Günün Yazısı

Günün Yazısını okumak için tıklayınız...

Bugünkü Gazete Manşetleri
İKTİBASLAR
Link Bankası