Site içi arama :
Gündem Üstü
Haftanın Anketi
Düşünce-Analiz
11-02-2011 / 14:26
Hud Peygamber
Hud da onlara: Atalarınızı hatırlayın. Onlar da Nuh Peygamber zamanında putlara tapıoyorlardı.

Hülya Aktaş / Özgün Duruş

Günlerden bir gündü. Bu koca dünyada hayat devam ediyordu. İnsanların hepsi birbirinden farklı ırktaydı ve yine değişik dille konuşuyorlardı. Onların bir kısmına  da ‘Ad’ kavmi deniyordu. Bunlar uzun boylu insanlardı. Cüsseleri iriydi. Güçlü ve kuvvetliydiler. Boyları o kadar uzundu ki, yürürken başları ağaçların dallarına yetişiyordu. Dallardaki meyveleri rahatlıkla toplayabiliyorlardı. Yaşadıkları yer sulaktı ve toprak da verimliydi. Zengin ve varlıklıydılar. Bu zengin insanların yakınlarında başka bir kavim daha yaşıyordu. Onlar fakir ve zavallı insanlardı. Ad kavmi bu insanlara eziyet ediyordu. Onları kendi işlerinde çalıştırıyorlar ve karşılığında çok az ücret veriyorlardı. Zaten bu kavim putperestti. Allah’ı tanımıyorlardı. Son zamanlarda işleri yolunda değildi. Her gün mutlaka bir sorunla karşılaşıyorlardı.

Allah onlara peygamber olarak Hud’u seçmişti. Doğru yola dönmeleri için Peygamber olarak onlara Allah’ın mesajını götürecekti.

Hud doğru sözlü ve dürüst bir insandı. Bu nedenle yakından tanıyan herkes onu seviyordu. Ad kavmindendi ve onlarla birlikte yaşıyordu.

Bir gün kavmin büyüklerinin yanına gitti. Bunlar artık saçları sakalları beyazlaşmış yaşlı insanlardı. Onlara dedi ki:

‘-Ey büyüklerim, beni iyi tanıyor musunuz?

Aralarından biri dedi ki:

 ‘-Evet, hepimiz seni iyi tanıyoruz. Sen dürüst ve doğru sözlü bir insansın!’

Hud da onlara:

 ‘-O halde bilin ki ben Allah tarafından size gönderildim. Onun mesajlarını size getirdim. Fakirlere ve mazlumlara eziyet etmeyeceksiniz.’

Yaşlılardan biri cevapladı:

 ‘-Biz çok zengin ve güçlü insanlarız. Onlar da yanımızda çalışıyorlar ve biz ne söylersek yerine getiriyorlar.’

Hud da onlara:

 ‘-Eğer Allah’a inanmış olsaydınız o istemedikçe hiçbir isteğinizi gerçekleştiremeyeceğinizi bilirdiniz ve böyle konuşmazdınız. Hiç kimse için vakit geç değildir. Şu anda bile Allah’a inanırsanız, tövbekâr olup putperestlikten vazgeçerseniz işleriniz yoluna girer.’

Bunun üzerine yaşlı insanlar sordular:

 ‘-Sen hangi Allah’ın sözlerinden bahsediyorsun? Bizim birçok ilahımız var.

Hud cevapladı:

‘-Ben size bir olan Allah’tan söz ediyorum. O Allah ki yeryüzünü, gökyüzünü, ayı, yıldızları, denizleri, karaları, ağaçları, bitkileri, hayvanları yarattı. O Allah ki sizleri de yarattı.’

Ad kavminin yaşlıları duyduklarına sinirlendiler ve dediler ki:

‘-Hayır! Biz kendi tanrılarımızı seviyoruz ve onlara tapıyoruz.’

Hud da onlara:

 ‘-Atalarınızı hatırlayın. Onlar da Nuh Peygamber zamanında putlara tapıyorlardı. Nuh’un sözlerini dinlemiyorlardı ve diğer insanlara karşı zulmediyorlardı. Allah onlara ceza olarak tufanı gönderdi ve inanmayanlar suda boğuldular. Allah’a ve Nuh Peygamber’e iman edenler ise kurtuldu. Sizler o müminlerin çocuklarısınız ama Allah’ı ve gönderdiği tufanı çabuk unutmuşsunuz.’ 

Oradaki gençlerden biri öne çıkarak dedi ki:

 ‘-Nuh zamanındaki insanlar zayıf ve güçsüzdü. Çaresiz oldukları için tufandan kaçıp kurtulamadılar. Biz güçlü kuvvetli insanlarız. Tufanın bizi etkileyemeyeceği evler yapabiliriz. Dağın tepesine çıkıp oraya da bizi koruyacak evler yapabiliriz. Hem orada kocaman taşlar var. Onlar bizi selden ve fırtınadan korur. Orada olursak söylediğin felaketten hiçbir iz kalmaz.’

Sonrasında etraftaki kumları ve büyük taşları topladılar. Bunları dağa taşıdılar. Orada sağlam evler yapmaya başladılar. Daha fakir olanlar mecburen inşaat işinde çalışıyordu. Bu şekilde dağda sağlam evler yapıyorlardı. Hud vazgeçmedi, yeniden bu insanlarla konuştu. Onlara dedi ki:

 ‘-Ey insanlar, Allah büyüktür. Çok güçlüdür. İstese güvenle yaptığınız bu evleri de yok edebilir. Siz bu fakir insanlara zulmediyorsunuz. Bunda ısrarlı gözüküyorsunuz. Size güzel ve sağlam evler yapmaları için onları zorluyorsunuz. Önce bundan vazgeçin. Yaptığınız bu zulme son verin.’

Ad kavminin önde gelenleri Hud’un sözlerini gülerek dinlediler ve sonra dediler ki:

‘-Bu dağları aşabilecek hangi tufandan söz ediyorsun? Hangi yağmur ve fırtına bu sağlam kayalara zarar vererek onları aşabilir? Hiç kimse bu fakir insanlara karşılığını ödemeden iş yaptırdığımızı söyleyemez. Onlara ekmek veriyoruz ya, başka ne yapalım?’

Aradan bir müddet daha geçti. Sonunda Ad kavminin taştan evlerinin yapımı bitmişti. Hud’a dediler ki:

 ‘-Ey Hud! Allah’ına söyle de bizim bu evlerimizi yıksın. Onun gücünü görmek istiyoruz.’

Hud onları cevapladı:

 ‘-Ey insanlar! İnatçılık etmeyin. Eğer Allah isterse bu dağları bile yok eder ve kendisine kulluk edecek yeni insanlar yaratır.

Bunu duyan insanlar güldüler ve dediler ki:

 ‘O halde Allah’ına söyle bu dağları parça parça etsin.’

Hud yüzünü gökyüzüne çevirdi ve Rabbi’ne dedi ki:

 ‘-Ey büyük Allah’ım, bu inatçı insanların söylediklerini duyuyorsun. Ben senin verdiğin görevi yerine getirmek için buradayım. Bunların nasıl davrandığını görüyorsun, hepsini sana havale ediyorum.’

Allah ise bu insanları sabrıyla sınamakta, onlara mühlet vermekteydi. O sıralarda yeryüzüne yağmur da yağmıyordu.

Sekiz sene hiç yağmur yağmadı. Çeşmelerin suyu kurumuştu. Toprak kurumuştu. Ağaçların yaprakları tomurcuklanmıyordu.

Hud insanlara dedi ki:

‘-Bunlar Allah’ın azabının belirtileridir. O bütün bunları görmenizi ve iman etmenizi istiyor.’

Buna rağmen onlar inanmamakta ve inatlarında devam ettiler.

Bunun üzerine Allah haber gönderdi: ‘Onlara gerçek azabın geleceğini söyle.’

Hud gelen haberi halkına iletti. Onlara dedi ki: ‘Bu kuraklık sekiz sene içindi. Belki bu zaman içinde inadınızdan vazgeçebilirdiniz. Cezanın daha büyüğü yolda. Bu zaman içinde Allah’a iman etmezseniz o zaman neler olacağını göreceksiniz, hepiniz yok olacaksınız!’

Değişen bir durum olmadı. Oradakiler Hud’un sözlerini kabul etmediler. Bir gün gökyüzünde simsiyah bulutlar belirdi. İnsanlar bir süredir yağmur bekliyordu. Bu nedenle sevinmişlerdi. Bulutlar yaklaşınca yağmur yüklü olmadığı anlaşıldı. Hud dedi ki:

 ‘-Gelen bulut değil, Allah’ın gazabıdır. Hepinizi yok edebilecek güçtedir. Henüz fırsatınız varken iman edin.’

İnsanlar bu teklifi de kabul etmediler. Aradan birkaç saat daha geçti. Şiddetli bir rüzgâr başladı. Yedi gün ve yedi gece devam etti. Oralarda ne varsa hepsini alıp götürdü. İnsanlar da kurumuş birer heykele dönüşmüştü.

O sırada Hud ve arkadaşları bir mağarada gizlenmişlerdi. Kasırga hızla üzerlerinden geçiyor ve onlara zarar vermiyordu. Sekizinci gün artık putperestlerden kimse kalmamıştı. Hud ve arkadaşları başka bir yere gittiler. Orada yeni bir hayata başladılar. Onlar Allah’a inanan insanlardı. Allah da onlara yardım etmişti. Bu şekilde uzun yıllar mutluluk içinde yaşadılar.  

 


Bu haber 1072 kez okundu...
Yorumlar Toplam 0 Yorum Yapılmış
    Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış
Günün Yazısı

Günün Yazısını okumak için tıklayınız...

Bugünkü Gazete Manşetleri
İKTİBASLAR
Link Bankası