Bu adımlar dünyayı ağlattı !
İslam âlimleri peygamberler şehri Urfa`yı gezdi
28 Şubat`ta 4. dalga
Mustafa Akyol, Suriye`nin mevcut durumunu Irak`ın 2003`teki işgaline benzetenlerin nasıl yanıldıklarını yazdı.
Maliye Bakanlığı savaş dolayısıyla fevkalade kazanç elde ettiği iddia edilen kimselerin cetvelinin yapılarak Müslümanların M, gayrımüslimlerin G, dönmelerin D harfiyle işaretlenmesini talep etti. Bunu da 12 Eylül 1942`de İstanbul defterdarlığı görevine atanan Faik Ökte`nin de içinde olduğu bir grup maliyeci yürüttü.
Hayat dediğimiz, bütünüyle zapt edilemeyen, çoğu zaman öngörülemeyen bir yolculuk. Hepimiz çok incinebilir varlıklarız, yaşadıklarımız kimi zaman canımızı çok acıtabiliyor. Yine de her şeye rağmen insan, ızdıraplarının toplamından çok daha fazlasını ifade ediyor.
Sanki derin bir tuzak kokusu hissediliyor olup – bitenden. Bir ülkenin resmen içi boşaltılıyor. Somali sürekli göçüyor. Güvenlik endişesi ile iç kesimlere yardım ulaştırılamayınca, insanlar yardım alma ümidi taşıdıkları yerlere gidiyor.
Hz. Hasan eşsiz bir kişiliğe, mükemmel bir ahlaka ve saygın bir geçmişe sahipti. O her açıdan güzeller güzeli bir bahta sahipti. Allah Resulü gibi bir dedeye, Ali gibi bir babaya, Allah`ın razı olduğu Fatıma gibi bir anneye sahipti. Zira ailenin niteliği önemlidir. Neden mi? Çünkü çocuğun kişiliği oluşurken ailenin sahip olduğu özellikler belirleyici bir etkiye sahiptir de ondan.
BM`nin son Mavi Marmara raporundan sonra çeşitli tartışmalar, Türkiye`nin yeni bir insanlık sınavından geçtiğini gösteriyor. Özellikle basından kimi “umulmadık” şahsiyetlerin yeni pozisyonları çoğu insanı şaşırtıyor.
2011 yılı Ramazan-ı Şerif ayını idrake hazırlanırken, kara kıtanın yine karalar bağladığı ve açlıktan ölümlerin gittikçe arttığı haberleri medyaya düştü. Özellikle Somali` ye ait görüntülerin aziz milletimizin kalbinde, gönlünde ma`kes bulmasıyla hemen bir hareketlilik, bir canlılık kendini gösterdi ve pek çok kurum ve kuruluş ardı ardına Afrika` ya yardım kampanyaları başlattılar.
Müslüman bireyi ve İslam toplumunu diğer itikadi ve felsefik görüş bireylerinden ve topluluklarından ayıran bilgi anlayışının özellikleri ve bir metodu olmalıdır. Müslüman`ın bilgi anlayışının şeklini, özelliklerini ve metodunu Kur`an/Vahiy belirler. Bu bilgi anlayışının izahını/şerhini ise sahih ve mutevatir hadisler yapar.
Yeryüzü Müslümanlarının dönüp kıyama durduğu, ellerini açıp dua ettiği, görmek, dokunmak, sarılmak ve öpmek için can attığı Kabe(Beytullah)`nin bulunduğu Mescid-i Haram`da bulunmak tarif edilemez bir duygudur. Mescid-i Haram Müslümanların kutsal olarak saydıkları üç mescidin en faziletlisidir.
Wilfred Scawen Blunt`ın “Müslüman Papalık” fikrine dayalı Panislam projesi, İngiliz emperyal siyaseti doğrultusunda hem teorik hem pratik, siyasî faaliyetle Osmanlıyı yıkacak Arap hilafeti projesini gerçekleştirmeyi amaçlıyordu. Siyasî-dünyevî yetkiden arındırılmış, İslam dünyası üzerinde ruhanî otorite kullanacak bir Arap halife fikri dönemin entelektüel muhitlerde çokça rağbet gördü.
Burjuvazinin işlerlik açısından bir adı ‘hırsızlık` idi! Burjuva olanda hırsız! Bu sınıfın halktan, işçiden, esnaftan kesilen, alınan maddi değerlerle birlikte vücut bulması, kapitalist sistemin sacayağını oluşturduğunu da ortaya koyuyordu.
Farkındalıklarımızın minimum seviyeye çekildiği, asla gözden kaçırmamamız gereken konuların üzerinin ise ustalıkla örtüldüğü bir dezenformasyon çağında yaşıyoruz. Kavramların içinin boşaltılıp farklı anlamlar yüklendiği, değerlerin altüst edildiği, seçme, ölçme ve değerlendirme yetilerinin yozlaştırıldığı bir devrin çocuklarıyız.
Molla Ramazan Kürt bir ailenin çocuğu olarak 1888 yılında Türkiye sınırları içinde bulunan Cizre`ye (Cizîra Botan) bağlı Cêleka köyünde dünyaya gelir. Otuzlu yıllarda uygulanan İslam karşıtı inkılâplardan dolayı Suriye`ye göç eder.
Yüce Mevla bir dönem yeryüzünde hilafet sorumluluğunu Yakup (as) ve Yusuf (as) ile başlayan serüven ile İsrailoğullarına tevdi etmişti. Peygamberleri bu kavimden seçiyor ve yeryüzünü tevhid, adalet ve kardeşlik temelinde yaşanılır kılma gayretini ortaya koymalarını hassaten bu kavimden istiyordu.
Afrika ölüyor, can çekişiyor… Aç ve susuz bizi bekliyor. Somali`de son birkaç ayda 29.000 çocuk açlık nedeniyle hayatını kaybetti ve hâlen anneler çaresiz, kucaklarındaki çocuklarının hayata veda edişini izliyor.
Çin`de yapılan olimpiyatların açılışında sanki binlerce yıldır üstelik kesintisiz olarak Çin`in milli azizi gibi sunulsa da işin aslı öyle değildir. Çin`de ona duyulan saygı içinde bulunulan çağa göre iniş çıkışlar yaşamıştır. Kimi zaman saygı duyulmuş kimi zaman nefretle anılmıştır. Öğretileri bazı zamanlarda görmezden gelinmiş bazı zamanlarda hakir görülmüştür.
Zamanın akışı, Ortadoğu`da olası bir İran Yüzyılı`na doğru dünyanın seyir halinde olduğunu gösteriyor. Doğrusu uluslararası toplumun yanısıra liberal, laik, sol kuruluşların AB`ci, Amerikancı, hatta radikalinden ılımlısına birçok İslamcı akımların hazzetmediği bir öngörü bu.
İnsanlar esas sahibinin Allah olduğu, mülke eskiden olduğu gibi ‘yine` ortaklar ama işin çehresi değişse bile bu ortaklık, geniş kitlelere lütuf bazında tabiri caizse ‘zırnık koklatma` kabilinden sıradan bir şekilde sürüp gitmektedir!
Ölüm, hayatın öteki yüzü… Hayatla ölüm, bir madalyonun iki yüzü gibi birbirine bağlı… Ölümle yüzleşme, bir “sınır deneyimi” olarak hayatın anlaşılamayan katmanlarının açılmasına hizmet ediyor. Bugün, yitirdikleriyle ölümü yitirmesi arasındaki ilişki, insanoğlunun hayatı anlaması açısından hayatî önemdedir.
Amy WineHouse`un Ölümüne Bir Bakış Denemesi
Hicret, Allah`a (cc) kavuşma arzusunun bu dünyadaki en güzel delilidir. Aslında bir yaşam tarzıdır. İyiye, güzele ve doğruya sürekli yol almak eylemidir. Kötüden, çirkinden ve yanlıştan kaçmaktır.
Tut beni ey oruç, kalbimi fesattan, elimi-gözümü haramdan, dilimi dedikodudan, adımlarımı mekân-ı şer`den. Ellerim açılsın semaya, yalvarayım yakarayım Mevla ya, Rabbim katında en büyük amel olan gözyaşlarımı sunayım yaradanıma, belki de kusurlarımın tamiri, günahlarımın affı için son bir fırsattır bu bana.
Kemalizm türedi şartların ürünü olduğundan, vahiy karşıtı seküler temelli baskıcı ideolojilere varlıksal yakınlığından dolayı fayda açısından komünist, faşist ve zorda kaldığında da demokrasi gibi ekstra düşünsel ve yönetsel formları içerdiğini ortaya koymaya çalışıp durdu.
Hemen yanı başında, ateş düşen ocaklar, işkence gören çocuklar, kirletilen kadınlar, yanan şehirler, Suriyeler seni ne kadar rahatsız ediyor? Yoksa bu onların kaderi mi? Ve sen bu zulümlere karşı gelmediğin halde, onlar senin kardeşin öyle mi?
Bursa`da birkaç gündür şehrin değişik yerlerine asılmış büyük afişlerle karşılaşıyorum. Bu ilanlar, önümüzdeki günlerde başlayacak ve anlayabildiğim kadarıyla Bursa`nın çeşitli mahallelerinde kurulacak açık hava sinemalarındaki film gösterimleriyle ilgili. “Mahallemize gelecek isimleri” belirten afişlerden anladığımız kadarıyla filmler, büyük bir kısmı çok popüler olmuş, gösterimde iken büyük izleyici kitlelerine ulaşmış Türk filmleri.
| Toplam 14 sayfa mevcut | ||||||