Bu adımlar dünyayı ağlattı !
İslam âlimleri peygamberler şehri Urfa`yı gezdi
28 Şubat`ta 4. dalga
Suriyeli göstericilere ve ailelerine yapılan vahşi cezalandırmalar, Uluslararası Af Örgütü tarafından yeni delillerle ortaya çıkarıldı.
FERHAT AÇIL
Son zamanlarda Suriye’de gerçekleşen eylemler sırasında gözaltında hayatını kaybettiği bilinen ilk kadın, Humus şehrinden 18-yaşındaki Zeynep al-Hosni’nin parçalanmış cesedi, korkunç koşullar altında ailesi tarafından bulundu.
Aile, Zeynep’in tutuklanan gözaltında işkence gördüğü anlaşılan ve öldürülen aktivist abisi Muhammed’in cesedini teşhis etmek için morgdaydı. Zeynep’in başı ve kolları vücudundan ayrılmış, derisi ise soyulmuştu.
SURİYE BUNA NE DİYECEK?
Uluslararası Af Örgütü Orta Doğu ve Kuzey Afrika Direktör Yardımcısı Philip Luther, “Hayatını kaybettiği sırada Zeynep’in gözaltında olduğu teyit edilirse, bu olay, bugüne kadar gözaltında ölüm vakalarının en rahatsız edici örneği olacak. Elimizde cesetleri ailelerine bir şekilde geri verilen birçok gösterici vakası var, buna rağmen bu olay bilhassa şok yaratacak nitelikte” dedi.
GÖZALTINDA 103 CİNAYET!
Zeynep ve Muhammed’in öldürülmeleri, Uluslararası Af Örgütü’nün Suriye’de bu yılın Mart ayında başlayan eylemlerde kaydettiği toplam gözaltında ölüm sayısını 103’e çıkarıyor.
Uluslararası Af Örgütü’nün, 31 Ağustos’ta yayınladığı Ölümcül Gözaltılar: Suriye’de Yaygın Gösteri sırasında Yaşanan Göz Altında Ölümler başlıklı raporundan bu zamana kadar 15 yeni gözaltında ölüm vakası kaydedildi. Cesetlerde dövülme, vurulma ve bıçaklanma izleri bulundu.
TELEFON İLE TEHDİT
Zeynep al-Hosni, 27 Temmuz’da güvenlik güçleri mensubu oldukları tahmin edilen sivil kıyafetli kişiler tarafından kaçırıldı. Olayın aktivist abisi Muhammed Deeb al-Hosni’ye baskı yaparak teslim olmasını sağlamak amacıyla gerçekleştirildiği öne sürülüyor. Muhammed Deeb al-Hosni (27) eylemler başladığından beri Humus’ta gösteriler düzenliyordu. Temmuz ayında Zeynep’in tutuklanmasından sonra kaçıranlar Muhammed’e telefonda Zeynep’in ancak Muhammed rejim karşıtı hareketlerini durdurursa serbest bırakılacağını söylediler. Muhammed 10 Eylül tarihinde tutuklandı ve Humus’un Siyasi Güvenlik Şubesi’nde tutuldu. Sadece üç gün sonra, 13 Eylül tarihinde, annesi Muhammed’in cesedini bir askeri hastaneden alması için güvenlik güçleri tarafından çağırıldı. Cesette, sırtında morarmalar ve vücudunda sigara izleri dahil olmak üzere, işkence izlerine rastlandı. Sağ kolundan bir kere, sağ bacağından bir kere ve göğsünden üç kere vurulmuştu.
Kötü bir tesadüf eseri anneleri aynı askeri hastanede Zeynep’in parçalanmış cesedini buldu. Fakat Eylül’ün 17’sine kadar aileye Zeynep’in cesedini evlerine götürme izni verilmedi. Annelerinin, Zeynep ve Muhammed’in silahlı bir çete tarafından kaçırılıp öldürüldüğünü iddia eden bir evrak imzalamaya zorlandığı öne sürülüyor.
İŞKENCELER SÜRÜYOR
Philip Luther, “Suriye’de işkence ve katliamın azaldığını gösteren bir belirti yok” dedi. “Parmaklıklar arkasında hayatlarını kaybeden insanları anlatan giderek artan rapor yığını insanlığa karşı işlenen suçlara delil oluyor ve bu rapor yığını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni Suriye’deki durumu Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne havale etmesi için teşvik etmeli.” Uluslararası Af Örgütü reform yanlısı gösteriler başladığından beri öldüğü bildirilen 2200’ü aşkın kişinin isimlerini de derledi. Ayrıca, binlerce kişi çoğu bilinmeyen yerlerde işkence veya ölüm tehlikesi ile karşı karşıya tecrit gözaltında olmak üzere tutuklandı.