Site içi arama :
Gündem Üstü
Haftanın Anketi
Dosya
14-11-2014 / 14:03
Özgün İrade Kasım (127.) Sayısı Çıktı!
6-7 Eylül 1955 tarihini bilmeyenimiz yoktur sanırım. İstanbul`da yaşandı. Azınlıklara yapılan bir saldırıydı. Binlerce ev, işyeri, okul, fabrika, otel, kilise, sinagog ve manastır gibi yerler saldırıya uğradı. Çok sayıda ölü, yüzlerce yaralı, olay tam bir provokasyon. Özel Harp işi. Akabinde binlerce Rum Türkiye`den göç etti, böylece provokasyon da amacına ulaştı. O gün 1955 olayları için “mozaik çatladı” yorumu yapılır. El hak doğrudur da...

6-7 Eylül 1955 tarihini bilmeyenimiz yoktur sanırım. İstanbul’da yaşandı. Azınlıklara yapılan bir saldırıydı. Binlerce ev, işyeri, okul, fabrika, otel, kilise, sinagog ve manastır gibi yerler saldırıya uğradı. Çok sayıda ölü, yüzlerce yaralı, olay tam bir provokasyon. Özel Harp işi. Akabinde binlerce Rum Türkiye’den göç etti, böylece provokasyon da amacına ulaştı. O gün 1955 olayları için “mozaik çatladı” yorumu yapılır. El hak doğrudur da...

Şimdilerde daha dün yaşadığımız 6-7 Ekim 2014 olayları, diğerinden daha az tehlikeli değil. Daha içsel ve kapsamlı… Dikkatli bir bakış, aradan onca zaman geçmesine rağmen 1955’in 2014’e nasıl taşındığını, aynı karanlık odakların, kirli ellerin yine devrede olduklarını görebilir. Bizim Suruç’un karşısında Kobani denilen ’Ayn elArap’daki çatışmalar, alan hâkimiyeti bahane edilerek ülke yakıldı, yıkıldı, yağmalandı… Önceden belirlenen hedefler, maskeli çağdaş Vandallar tarafından halkın işyerleri, evleri yakıldı, halkın otobüsleri ateşe verildi, alış-veriş yaptıkları marketler yağmalandı…

Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ve Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi (YDG-H); bu kesimin parti ve örgütlerinde ‘halk’, ‘işçi’, ’köylü’, ‘yurtsever’ kelimeleri hiç eksik olmaz. Nasıl bir yurtsever gençlik ise, işçileri ve gençleri katlederler. Sağolsunlar(!) IŞİD’i de aratmazlar. Ne yaptılar, masum, savunmasız gençleri binadan aşağı attılar, bu yaptıklarından büyük bir haz aldılar. Tepine tepine öldürdüler, delirmişçesine ezdiler, ezdiler... Bu gençlerin partili büyükleri, dağdaki efendileri “ilk hedefiniz Akdeniz” dercesine çağrı yapar, ‘Kobane, Kobane’ der, hop oturup hop kalkar, sonra da kan ter içinde kalırlarsa ‘büyük lokma ye, büyük konuşma’ derler adama...

Çok tehlikeli bir şekilde belki de ilk kez, Türkler ve Kürtler birçok şehrin sokaklarında karşı karşıya geldiler. ‘Etnik çatışma’ zemini hazırlandı, iç savaş provası yaptılar. Olaylar herkese bir toplumsal çatışma ve hatta iç savaş ihtimalinin varlığını ve bunun çok ciddiye alınması gerektiğini gösterdi. Bir üst akıl, bir stratejik zihin Türkiye’nin Suriye olmasını istiyor. Operasyon üzerine operasyon çekiyorlar. Kafaladıkları her kesimi kullanıyorlar. Şu an Kobani üzerinden Kürtleri deniyorlar. Hedefleri kaos. Yani sıradan, basit bir oyun oynanmıyor. Tıpkı satranç oyunu gibi; hamle üzerine hamle yapıyorlar… Şahı var, veziri var, kalesi, fili, atı var… Bir oyun kurucu var, oyunun amacı karşı tarafın şahını mat etmek... ABD dün Irak Kürtlerine (KYB/KDP) arka çıktı, bugün de Suriye Kürtlerine (PKK/ PYD); şu var ki, Kürt meselesi Kürtlere bırakılmayacak kadar önem kazanmış bulunmaktadır. Sorun, Ortadoğu’nun geleceğini yüzyıl öncesinde olduğu gibi bölge dışı küresel aktörlerin mi yoksa kendi iç dinamiklerinin mi belirleyeceğidir!..

ABD’nin Kobane aşkını böyle okumak lazım. Amerika’nın insani amaçlarla ta buralara kadar geldiğine inanabilir miyiz? Suriye’de 3.5 yıldır insanlık dramı yaşanıyor. Nerede bunlar? Bil ki, bir yere ABD üşüşmüşse orada bin tane plan var, 
demektir. Onların ipiyle kuyuya inilmeyeceğini bilmemiz lazım. ABD için kendi çıkarı ve İsrail’in çıkarı vardır. Aslında bunu en iyi anlayanlar Marksist karakterli PKK/PYD gibi örgütlerdir, bildiğimiz kadarıyla… O yüzden de katıksız ABD karşıtıdırlar. 
Oysa şimdi ABD’nin silahıyla vuruyorlar. Bu paradoks da onlara yeter, artık yıllarca zihin egzersizleri yapar, durular; öyle “Katil IŞİD, işbirlikçi AKP” demek kolay!..

Çözüm sürecinde memnuniyet çok üst düzeyde seyrediyordu… Şimdi baltalama, işlevsizleştirme operasyonları yapıyorlar. Çözüm süreci mi, çözülme süreci mi soruları soruluyor artık… Oysa bu malum çevreler, sürecin oluşturduğu atmosferden yararlanarak, bölgede at koşturuyorlar. Fırsatı ganimete çeviriyorlar…

IŞİD’ciler da bunlardan farksız. Nasıl bir din algısı oluşturdularsa, dindarlar bile onlardan korkuyor. Çünkü bunlar İslam Dünyası için bir tehdit oluşturuyorlar. İslam’ın ‘bu böyledir, böyle inanmak zorundasınız aksi görüş cezalandırılır’ 
dogmatik yorumunu bayraklaştırıyorlar. Buradan hareketle son söz olarak şöyle söyleyebiliriz: Sınırımızda Suriye rejimini de, IŞİD’İ de, PKK’yı da görmek istemiyoruz. Bize komşu olarak insanlık yeter!.. Sevgili okurlar, yukarıda özetlemeye çalıştığımız güncel konuları, daha kapsamlı ve siyasi ifadeleriyle yazarlarımız Hasan Postacı’nın, Metin Kaya’nın, Celal Tahir’in, Engin Dinç’in ve Mustafa Altunkaya’nın kaleminden okuyabileceksiniz.

Sevgili kardeşler, daha iyi, kaliteli, okunabilir, her okurun sayfalarımızda kendine göre okuyabilecek bir şeyler bulabileceği bir dergi çıkarabilmek bizce önemli. Bunu gerçekleştirmeye çalışıyoruz, bize olan desteğiniz, bize olan eleştirileriniz her zaman takdire değer…
 
Bu vesileyle hicri yeni yılınızı tebrik eder, bir sonraki sayıda buluşmak ümidiyle Allah’a emanet olun.
Özgün İrade


Bu haber 2543 kez okundu...
Yorumlar Toplam 0 Yorum Yapılmış
    Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış
Günün Yazısı

Günün Yazısını okumak için tıklayınız...

Bugünkü Gazete Manşetleri
İKTİBASLAR
Link Bankası