Site içi arama :
Gündem Üstü
Haftanın Anketi
Aile-Yaşam
24-05-2010 / 16:30
Günümüz gençliğinin problemleri
Gençlik sadece biyolojik bir evre olmanın çok ötesinde psikolojik bir bakış, bir ruh halidir. Bir algılayış, bir “okuyuş” tarzıdır. Gençlik insanın ömrünün kalan kısmının şekillendiği, en önemli kararları aldığı bir dönemdir.

Mehmet Ali Eminoğlu / Özgün Duruş

Gençlik; insanın bütün hayatında yaşadığı en hızlı dönemdir. Biyolojik olarak insanın çocukluktan çıkıp olgunluğa ulaşıncaya kadar geçirdiği dönem olarak tanımlanabilir. Ancak bu tanım da diğer tanımlar gibi efradını cami ağyarını mani kılmaktan yoksun bir tanım olacaktır. Çünkü gençlik sadece biyolojik bir evre olmanın çok ötesinde psikolojik bir bakış, bir ruh halidir. Bir algılayış bir “okuyuş” tarzıdır.

Gençlik insanın ömrünün kalan kısmının şekillendiği, en önemli kararları aldığı bir dönemdir. Bir yönüyle yaş kavramını ortadan kaldırdığımızda gençlik insanın hayatını düzen ve intizama koyduğu evredir çünkü gençlik çağı bir belirsizlik ve arayışlar devresidir, gencin karakter ve kişiliği oturup hayatı mevcut konjonktürde bir düzene oturduğu zaman bir nevi olgunluk dönemine gelmiş sayılabilir. Bu cümleden hareketle gençliği bu belirsizlikler ve arayışlar döneminde bir tanıma sıkıştırıp tanımlamaktan çok tanıma yönünde bir çalışmamızın ve düşüncemizin olması gerekmektedir.

 

Günümüz gençliğinin problemleri

Sosyolojide şöyle bir kural vardır. İçtimaî bir hâdisenin sebebi, yine başka bir içtimai hâdisedir. Günümüz gençliğinin problemlerinin sebebi içinde yaşadığı toplumdur. Gençliği olumlu ve/veya olumsuz yönde etkileyen faktörlerden bazıları; Aile, arkadaş grubu, okul ve eğitim, çevre ve kitle iletişim araçları, olarak sıralanabilir. Gençlerin toplum içerisinde yaşadığı sorun ve sıkıntılar ilişkide oldukları bu sosyal gruplarla olan düzensiz iletişimden kaynaklanmaktadır. Bu durum gençlerimizin yaşadığı çok başlı bir sorunlar tablosu ortaya çıkarmaktadır.

“Büyükler”in anla(ma)ma çabaları bir boyutuyla bu sorunun büyük bir bölümünün teşkil etmektedir. Gençler toplum tarafından “büyükler tarafından” tanımlanmak suretiyle hep yönlendirilmeye kontrol edilmeye, kendilerinin arzu etmediği istemediği bir hedefe doğru sırtlarında hissettikleri kamçılarla koşturulmaya çalışılmaktadır.

Bu gün gençlerimizle ilgili ödemekte zorluk çektiğimiz faturalar dünkü anlayamama çabamızın bir sonucudur. Gençlerimizi onların diliyle onların dünyalarına girerek anlamaya çalışmalıyız. Doğrularımızın, hakikatlerimizin inançlarımızın, onların yüreğinde makes bulmasını arzuluyorsak önce onların gerçeklikleriyle yüzleşmek hesaplaşmak zorundayız. Bunu yaparken evvelemirde gençliği etkileyen faktörleri tespit etmek gerekmektedir.

 

Gençlik döneminin psikolojik Özellikleri

Gençlik dönemin en başta gelen psikolojik özelliklerinden bazıları; kişilik bunalımı, isyankârlık, hayatta gaye edinme, sorumluluk duygusunun gelişmesi, hayattan tatmin arama, macera ve hareket isteğidir. Genç evden kopar, çevreye yönelir. Yaşıtlarıyla kaynaşma imkânı bulacağı faaliyetlere yönelir. Hepsinin benzer çabalar içinde olması, buna karşılık mizaç ve o ana kadarki yetişme farklılıkları, gençlerde gruplaşmalara yol açar. Bazı gençlerde tedirginlik kuruntulu olma, zor beğenme, çabuk tepki gösterme, kararsızlık, bencillik, savurganlık ve dağınıklığın artması, süse ve giyim kuşama düşkünlük, dilin değişmesi, müzik zevkinin başkalaşması gibi bir takım davranış değişiklikleri görülmektedir. Gençlerde ortaya çıkan bu davranışlar silsilesi, içinde yaşadıkları sosyal çevre ile iletişim sorunları yaşamalarına neden olmaktadır. Bu durum anlaşıldığı zaman gençlerin yaşadığı bu evre anlaşılmış olur ve çatışma büyük oranda bu anlama vesilesiyle dindirilebilir. Ancak “büyükler” bu arayış döneminde gençlerle yaşanan iletişim probleminde çatışmanın bir tarafı oldukları zaman sorun çözümsüz hale gelmekte ve iki tarafın da canını yakan bir sonuca ulaşmaktadır.

Diğer taraftan çatışma hali gençlerimizi belirsizlik ve bilinçsizlik girdabında boğulur duruma gelmektedir. Bilinçsizlik durumu ise gençliğimizin kişilik gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. Gençlik döneminde kişilik gelişiminin en belirgin görüntüleri fikri, zihni, hissi sahalarda ve gencin fizyolojik ve ictimai münasebetlerinde ortaya çıkmaktadır. Gence bu geçiş döneminde hayallerin, tutkuların, idealizmin ve akran gruplarının, değerler sisteminin etkisi de söz konusudur.  Genç; özgürlük ve özgür davranma arayışı içindedir. Topluma kendini ispatlamak durumundadır. Yeniliğe ve ileriye doğru yaptığı atılım ve girişimlerin engellenmemesini bekler ve bunun için mücadele eder. (Şener, Sami, Türkiye ve Gençlik, Suffe yayını, İstanbul, 1997)

Gençler için bir diğer problem sahası, meslek ve eş seçimidir. Aşırı hayalcilik, refah hastalığı, özenti, kimlik bunalımı ve kendini tanımama, idealsizlik ve lâkaytlık, bencillik, ahlâki ve manevi değerlerin azalması, uyuşturucular, fanatizm ve kötü alışkanlıkların kazanılması, zararlı yayınlar ve terör odaklarının varlığı, ailenin bozulması ve güvensizlik, işsizlik ve gelecek kaygısı, başkaları ile ilişki kuramama gibi durumlar, günümüz gençliğinin temel problemleri olarak görülmektedir

 

Günümüz Gençliği

Yaşadığımız çağda gençlik çok iyi imkânlara sahiptir… Bütün gençlerimiz rahatlıkla her türlü teknolojik imkâna ulaşabilecek durumda. Kendi evinde yoksa dahi sosyal ortamlarda hizmet veren kurumlarda o teknolojiyle ilgili eksikliklerini, bilgisayar, internet ve kütüphane açığını kapatabilir.

Ancak şunu söylemek gerekir ki şu anda bolluk ve imkânlar içerisinde yüzüyor olmasına rağmen günümüz gençliği, bu imkânların getirdiği mesuliyet duygusundan ne yazık ki yoksundur. Yaşadığımız dönemde gençlerde bilgi yaşı hızla düşerken, sorumluluğun yaşı hızla yükseliyor. Aslında bu iki durumun birbiriyle doğru orantılı olması gerekirken, ters orantılı devam ediyor. Bilgi yaşı gittikçe düşüyor, gençler çok küçük yaşta birçok bilgiye sahip olabiliyor ancak sorumluluk almak için 30’lu yaşlara kadar bekliyorlar. Yani gençliğin bütün bu imkân, nimet ve fırsatlara rağmen sorumluluk almakla ilgili ciddi sıkıntıları var. Gençlerimizin okumuyor olması bütün bu sıkıntıların başını çekmektedir. Okumayan bir genç zihnini ve ruhunu doyuramadığı için kendini tüketmektedir. Gençlik dönemi okuma ile güçlendirilip desteklenmezse kendini imha eden bir güce dönüşür ki bu toplumun ifsadına yol açabilecek ciddi bir kırılmadır.

Neslin ıslahı ve arzın imarı sorumluluğu çerçevesinde tanımlamaktan çok tanımaya ve anlamaya dönük uygulamalarla gençlerimize temel dini ve ahlaki değerleri kazandıracak bir öğrenme süreci oluşturmak, ailesine, hocasına, öğretmenine ve arkadaşlarına karşı sorumluluk bilinciyle hareket etme bilinci kazandırmak, kötülüklerden ve kötülerden uzak kalacak bir sosyal çevre oluşturmak, Gençlerin, hür ama ilmî, sistematik ve değer merkezli düşünme gücüne, dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı ve çevre şuuru yerleşmiş fertler olmalarını sağlayacak bir ortam oluşturmak yetişkinlere düşen tarihi bir görev ve sorumluluktur.

 


Bu haber 7173 kez okundu...
Yorumlar Toplam 1 Yorum Yapılmış
  • NGÜLER / 25-05-2010 16:24 Gidişat hiç iyi değil...
    slm,
    yazınız kanayan yaraya parmak basmak gibi olmuş..teşekkürler.Ama ne yazık ki bunu farkında olan kişi ebeveyin sayısıda çok az...gençler çok şeye sahipken bir çok şeyden de yoksun ama bunu aileler farkında dağil...bir ebeveyin değilim daha ama eğer çocuk sahibi olursam ,bu çevrede ,bu durumda çocuk yetiştirmek çok zor görünüyo...ben temelinin aileden kaynaklandığını düşünüyorum...
Günün Yazısı

Günün Yazısını okumak için tıklayınız...

Bugünkü Gazete Manşetleri
İKTİBASLAR
Link Bankası